Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Almanya 27 Eylül'de sandığa gidiyor

Giriş Tarihi: 23.9.2009 15:09 Güncelleme Tarihi: 23.9.2009 15:10

Avrupa Birliği'nin (AB) lokomotif gücü Almanya'da 27 Eylül tarihinde federal genel seçimler yapılacak.

16 eyaletten oluşan ülkede yaşayan yaklaşık 62 milyon kayıtlı seçmen sandığa giderek 17'inci hükümetini seçecek. "Bundestag" adı verilen Alman Parlamentosu en yüksek devlet organı olma özelliğine sahip olsa da meclis tarafından hazırlanan yasa tasarılarının kanunlaşarak yürürlüğe girebilmesi için Eyalet Temsilciler Meclisi'nin (Bundesrat) de onayı gerekiyor. Almanya yaklaşık 4 yıldır Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Sosyal Demokrat Parti'den (SPD) oluşan Büyük koalisyon hükümeti tarafından muhafazakar Başbakan Angela Merkel tarafından yönetiliyor.

Birlik Partileri resmi söylemlerinde gelecek hükümet döneminde muhalefetteki Hür Demokrat Parti FDP ile (Liberaller) koalisyon kurmayı hedeflediklerini dile getiriyorlar. Sosyal Demokrat Parti ise muhalefetteki Yeşiller Partisi ile beraber oluşturmayı istediği başka bir koalisyon seçeneğinden bahsediyor. Sol Parti'nin meclise girmesi ile 5'li parti sistemine geçen ülkede ise her türlü koalisyon opsiyonu açık.

611 milletvekilinden oluşan mecliste 5 parti temsil ediliyor. Yüzde 77,7'lik katılımın yaşandığı 2005 genel seçimleri sonrası CDU/CSU 222 milletvekili ile en büyük parti grubu olmayı başardı. SPD ise 221 milletvekili ile temsil edilmeye hak kazandı. Diğer partilerin milletvekili sayıları ise şu şekilde belirlendi:

FDP 61, Sol Parti 53, Yeşiller 51. Üç millet- vekili ise bağımsız olarak görev yaptı. Seçimlere 29 parti katıldı. Büyük koalisyon hükümeti son 4 yıldır istihdam, mali, vergi politikalarından, eğitim, aile, emeklilik, iç güvenlik, Avrupa ve göçmen politikalarına kadar bir dizi kanun değişikliği yaptı.

Eski Başbakan Gerhard Schröder'in başkanlığında 15'inci hükümet döneminde başlatılan ve halkın büyük bir çoğunluğunun tepkisini çeken "Ajanda 2010" reformları Merkel döneminde kısmen daha da genişletilerek yürürlüğe konuldu.

Seçime katılan 5 büyük parti, şu vaatlerle öne çıkıyor:

HIRİSTİYAN BİRLİK PARTİLERİ (CDU/CSU): VERGİLERİ DÜŞÜRECEĞİZ
Parti başkanları Angela Merkel ve Horst Seehofer olan CDU/CSU'nun Almanya genelinde 720 bin kayıtlı üyesi bulunuyor (CDU 540 bin, CSU 180 bin). İki partinin 2005 yılında aldıkları oy oranı ise yüzde 35,2. İki partinin seçim programlarının merkezinde vergilerin düşürülmesi vaadi yer alıyor (Aynı partiler 2005'de iktidara geldikten sonra ise Katma Değer Vergisi'ni yüzde 19'a çıkarmışlardı). Seçim programının içinde geniş yer edinen diğer bir konu ise "herkese tam gün işlerinin verilmesi". İlk defa ekoloji konusunu ekonomi ile birleştiren Birlik Partileri özellikle aile ve eğitim politikalarında ise birçok yenilik vaadinde bulunuyorlar.

SOSYAL DEMOKRAT PARTİ (SPD): BORSA VE ZENGİNLİK VERGİSİNİ YÜRÜKLÜĞE KOYACAĞIZ
SPD'nin başkanlık görevini ise 'eski sosyal demokratlardan' Franz Müntefering yürütüyor. Partinin 515 bin üyesi bulunuyor. 2005 yılında kazanılan oy oranı ise yüzde 34,2. SPD'nin parti programında öncelikle dile getirdiği konu "sosyal adaletin yeniden tesisi". Geliri düşük kişi ve çocuklu ailelere vergi indirimleri sözü veren SPD, 'Borsa ve Zenginlik Vergisi' de talep ediyor. Mevcut vergi gelirlerinin eğitim politikalarına aktarılacağını vaat eden Sosyal demokratlar, iş ve ekonomi politikalarında ise asgari ücretin yürürlüğe konulacağı sözünü veriyor.

HÜR DEMOKRAT PARTİ (FDP): GELİR VERGİSİNDE 3 VE 5 GİBİ NUMARALANDIRMALAR KALDIRILACAK
FDP Partisi'nin genel başkanı Guido Westerwelle. 68 bin üyesi olan parti CDU/CSU ile birlikte muhafazakar-liberal koalisyondan tarafa görüş bildiriyor. Westerwelle, SPD ile 'kesinlikle koalisyon kurmayacaklarını' sürekli dile getiriyor. Bu partinin 2005'de aldığı oy oranı yüzde 9,8. Liberallerin seçim programının merkezinde her zaman olduğu gibi orta sınıfa yönelik politik vaatler yer alıyor. Orta ölçekli işletmelere vergi kolaylığı talep eden Liberaller, gelir vergisi (Lohnsteuer) kapsamında özellikle evli çiftlere uygulanan 3 ve 5 gibi sınıflandırmaların kaldırılmasını istiyor (Bilindiği gibi Lohnsteuer numarası 5 olan eşlerden biri, eşinin 3 numarasından dolayı daha az net kazanç elde ederek devlete daha fazla vergi veriyor). FDP, vergi alanında 3 aşamalı bir model de öneriyor. Asgari ücrete karşı çıkan parti çocuk parasının ise artırılmasını talep ediyor. Parti ayrıca işsizlere ödenen Hartz IV yerine "Vatandaş Parası" (Bürgergeld) uygulaması istiyor.

YEŞİLLER: İŞSİZLİK PARASI ARTIRILACAK
Eş başkanlığını Claudia Roth ve Cem Özdemir'in yaptığı Birlik 90/Yeşiller Partisi'nin kayıtlı 45 bin üyesi bulunuyor. Partinin 2005 genel seçimlerinde elde ettiği oy oranı yüzde 8,1. Yeşiller parti programında ekonomi ve çevre politikalarını merkeze alıyor. Çevre korunmasının teşviki, eğitim ve sosyal alanlara yatırımların yeni istihdam yerleri oluşturacağını ifade eden Yeşiller, mevcut icraatların finansmanının ise zenginlere yönelik vergiler ile mümkün olacağını kaydediyor. İşsizlik parası miktarının yükseltilmesi vaadinde bulunan parti, asgari ücreti de talep ediyor.

SOL PARTİ: ASGARİ ÜCRETE GEÇİLECEK
Eski SPD'li Oskar Lafontaine ve Gregor Gysi'nin eş başkanı olduğu muhalefetteki Sol Parti'nin (Die Linke) ise toplam 75 bin kayıtlı üyesi mevcut. Meclise ilk defa 2005 yılında giren Sol Parti aynı yıldaki seçimlerden yüzde 8,7 oranında oy almayı başardı. Sol Parti özellikle sosyal adalet, zenginlere vergi ve Hartz IV uygulamasının kaldırılması gibi konulara ağırlık veriyor. Eğitim, sosyal, ulaşım ve sağlık alanlarında kapsamlı mali teşvikler vaat eden Sol Parti, "borsa ve milyonerler vergisi" uygulamasını yürürlüğe koyacaklarını ifade ediyor. Asgari ücret uygulamasına geçilmesi ve işsizlere de devlet teşvikinin artırılması konuları da seçim programının önemli bir parçası olarak yer alıyor. "Ulusal Eğitim Anlaşması" konsepti hazırlayan parti, meslek eğitimine geçişlerin kolaylaştırılmasını istiyor.

GÖÇMENLERİN OYLARI ALMANYA'DA SOL PARTİLERİ İHYA EDİYOR
Almanya'da yaklaşan seçimler dolayısıyla göçmenler bir kez daha önem kazandı. Siyasi partiler yaklaşan seçimler öncesi göçmenlere yönelik kampanyalarını artırırken yabancıların büyük kısmının tercihini bir kez daha sol partilerden yana kullanacağı belirtiliyor. Wüst araştırma merkezinin anketine göre Türk kökenli seçmenlerin yaklaşık yüzde 39'u oylarını Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) verecek. Diğer göçmenler için de durum farklı değil.

Almanya 27 Eylül'de genel seçimlere gidiyor. Siyasî partilerin hazırlıkları tüm hızıyla sürerken kampanyaların önemli bir kısmını da göçmenlere yönelik çalışmalar oluşturuyor. Seçmenlerin yüzde 6,6'sını göçmen kökenli vatandaşların oluşturduğu göz önüne alındığında bu kesimin oyu da büyük önem kazanıyor. Araştırmalar ise göçmen kökenli seçmenlerin oyunun yönünün değişmediğini gösteriyor. Almanya'da geleneksel olarak sol partilere oy veren gurbetçilerin önümüzdeki seçimlerde de tercihlerinde önemli bir değişiklik yapmayacağı görülüyor. Süddeutsche Zeitung gazetesi, Wüst adlı araştırma merkezinin 'Göçmenler kimi seçmek istiyor?' adlı açıklanmamış anket sonucuna dayanarak yaptığı haberde Türk kökenli seçmenlerin yaklaşık yüzde 39'unun oylarını Sosyal Demokrat Parti'ye (SPD) vereceğini yazmıştı.

Uzmanlar, göçmen kökenli seçmenlerin sayısı konusunda şu tespitlerde bulunuyor: 1990 yılında iki Almanya'nın birleşmesinin ardından nüfusa 2,5 milyon yurttaşa Alman pasaportu verildi ve aynı dönemde ülkede yaşayan 1,7 milyon göçmen kökenli Alman vatandaşlığına geçti. Ayrıca yetkililer göçmen kökenli seçmenlerin sayısının sürekli arttığına işaret ediyor. Zira ülkede her yıl yaklaşık 100 bin göçmen, haklarını daha iyi savunabilmek için Alman vatandaşlığına geçiyor.

Göçmen kökenli seçmenlerin önemini en fazla ortaya koyan seçim SPD'li Gerhard Schröder'in ikinci kez başbakan olduğu 2002 seçimleri olmuştu. Schröder'in seçimleri Türk kökenlilerin desteğiyle kazanmayı başardığı, medyada da büyük ölçüde yer bulmuştu. Seçimlerden önce Alman Bild gazetesinde Türk bayrağı ve 'Seçimin sonucunu Türkler mi belirleyecek?' başlığını taşıyan bir haber manşetten verilmişti.

Yıllardır göçmen vatandaşların siyasi eğilimlerini araştıran Wüst, sadece Türk kökenli göçmenlerin değil, İspanya, Portekiz, İtalya ve eski Yugoslavya kökenli seçmenlerin de büyük bölümünün SPD'yi seçtiğini tespit etti. Araştırma ayrıca, ülkeye sonradan yerleşen yurttaşların (Spaetsiedler) Birlik Partileri'nden (CDU/CSU) koptuklarını, bu seçmenlerin siyasî partilerin seçim kampanyalarında dile getirilmeyi bekledikleri ve bu nedenle SPD'ye yönelmeye başladıklarını ortaya çıkardı.

Ancak bazı araştırma sonuçları, SPD'nin Türk kökenli seçmenlerden aldığı oy miktarının da bir miktar düştüğü ve bunda SPD'nin de içinde yer aldığı federal hükümetin yabancılara yönelik sert yasalar çıkarmasının etkili olduğuna vurgu yapıldı. SPD'nin altına imza koyduğu 'Türkiye'den getirilmek istenen eşlere Almanca testi zorunluluğu' bunların en önemlisi.

Göçmen seçmenlerin farkında olan diğer siyasi partiler de boş durmuyorlar. Yeşiller, Cem Özdemir ve Sol Parti yabancılar politikasında aktif olan Sevim Dağdelen, Hakkı Keskin ve Hüseyin Kenan Aydın ile göçmenlere hitap ediyorlar. CDU ise, 150 göçmen kökenli partiliyi seçimlerde yardıma çağırdı. Rakiplerine oy kaptırmak istemeyen SPD'li Frank Walter Steinmeier ve Franz Müntefering, göçmen Türklerin yer aldığı onlarca toplantıya iştirak etti ve Türk medyasına röportajlar verdi. Steinmeier ayrıca, Eğitim ve Uyum Bakanlığı'nın açılmasını ve çifte vatandaşlık hakkının Türk göçmenler için de geçerli olmasını talep ederek Türk kökenli seçmenlere mesajlar gönderiyor.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Almanya 27 Eylül'de sandığa gidiyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN