Ev alanlar dikkat!
Bursa'da satın aldığı yeni konutun Fransız balkonunda kusur olduğu iddiasıyla İl Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuran ev sahibi haklı bulundu. Balkonu yapan şirketin, kararın iptali için başvuruda bulunduğu tüketici mahkemesi de tüketici lehine karar verdi.
BİLİRKİŞİ EV SAHİBİNİ HAKLI BULDU
Aldığı evin Fransız balkonlarının camlarında kusur bulunduğu iddiasıyla İl Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuran Fevziye Yıldız (35), bilirkişi incelemelerinin ardından haklı bulundu. Balkonun yenisinin yapılması için gerekli olan 3 bin 186 liranın kendisine ödenmesine karar verildi.
Fevziye Yıldız, bir süre önce yeni yapılmış bir konut satın aldığını ve Fransız balkonunun camlarında sorun olduğunu fark ettiğini söyledi.
FRANSIZ BALKON İSTEMİŞTİK AMA...
Balkon camlarından rüzgar girmesi nedeniyle evin ısınmasında sorunlar yaşadığını diye getiren Yıldız, şöyle konuştu:
"Evdeki durum bizi giderek daha fazla rahatsız etmeye başlayıncaBursa Tüketiciler Derneğine giderek durumu anlattım. Daha sonra satıcıya ihtarname çektik fakat olumsuz cevap aldık. Bunun üzerine İl Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurduk. Heyet, Fransız balkonla ilgili bilirkişi tayin etti. Bilirkişinin yaptığı incelemelerin ardından hazırladığı rapora göre, hakem heyeti beni haklı buldu. Raporda yenisinin yapılması için gereken 3 bin 186 liranın da tarafıma ödenmesine karar verdi."
Yıldız, Fransız balkonu yapan ilgili firmanın, İl Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali için tüketici mahkemesine başvurduğunu dile getirerek, mahkemenin de başvuruyu reddettiğini ve kendisi lehine karar verdiğini ifade etti.
Hakem Heyeti ve mahkemenin kararlarıyla haklılığının ortaya çıktığını vurgulayan Yıldız, aldıkları herhangi bir ürün yüzünden mağduriyet yaşayanlara haklarını mutlaka aramaları gerektiğini söyledi.
'KONUTLARIN GARANTİ SÜRESİ 5 YIL'
Bursa Tüketiciler Derneği Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz da konut vetatil amaçlı taşınmaz mallarda garanti süresinin, teslim tarihinden itibaren 5 yıl olduğunu hatırlattı.
Hakem heyeti ve tüketici mahkemesinin kararının söz konusu site sakinleri ile başka binalardaki konut sahipleri için emsal niteliğini taşıdığını belirten Yılmaz, benzer sorunu yaşayanların başvurarak, kusurun giderilmesini talep edebileceklerini kaydetti.
Kıdem tazminatı nedir? Nasıl alınır? Kıdem tazminatı 2016
Kıdem tazminatı nedir? Kıdem tazminatı alma koşulları nelerdir? Hangi durumlarda kıdem tazminatı alınabilir? 2016 yılında kıdem tazminatı ne oldu? Peki işçi kendi işten ayrılırsa kıdem tazminatı alabilir mi? Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır? Milyonlarca çalışanın merak ettiği kıdem tazminatı ile ilgili tüm detaylar haberimizde...
Kıdem tazminatı, işçinin çeşitli sebeplerden dolayı işinden ayrılırken işveren tarafından 4857 sayılı İş Kanunu gereğince ödemek zorunda olduğu bir tazminat şeklidir. Kendi isteğiyle işten ayrılan kişilere kıdem tazminatı ödenmez. Kıdem tazminatı sayesinde işçilerin gelir ve iş güvenlikleri sağlanmış, gereksiz işten çıkarmaların ve olumsuz etkileyici durumların ortaya çıkmasının önüne geçilmiştir. Ayrıca işçiler onca zaman çalıştıkları, hizmet ettikleri kurum ve kuruluşlardan ayrılırlarken yıpranmasının karşılığı, yıpranma payına benzer olarak aldıkları bir ödül gibi düşünülebilir.
KIDEM TAZMİNATI ALMA ŞARTLARI – KOŞULLARI NELERDİR?
Günümüzde Kıdem Tazminatı ile ilgili çalışma hayatımızda halen kullanılan yasal düzenleme 4857 sayılı yasadaki maddedir. Bu maddeye göre bir işçinin kıdem tazminatı alma şartları, kıdem tazminatı alma koşulları aşağıdaki gibidir:
İşçinin kendi isteği ile işten ayrılmamış olması veya vefat etmiş olması,
İşçinin işveren tarafından ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeniyle işten çıkarılmamış olması,
İşçi kendi isteği ile ayrılıyorsa ayrılma nedeni İş yasasının 24, maddesinde belirtilen işçinin haklı bir nedene dayanarak derhal işi bırakması şartına bağlı olması,
İşçi kendi isteği ile ayrılıyorsa ve erkek ise muvazzaf askerliği nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalmış olması,
İşçi kadın ise ve çalışırken evlenmiş ise evlendikten sonraki bir yıl içinde işten ayrılmak istemesi,
İşçinin emeklilik şartlarını yerine getirmiş olup emeklilik için ilgili kuruma toptan ödeme yada maaş bağlanması için müracaat etmiş olması,
İşçi en az 7000 gün prim ödeme gün sayısı veya en az 25 yıllık sigorta ve 4500 gün prim ödeme gün sayısı şartını yerine getirmiş olup kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmayı beklemeden kendi isteği ile işten ayrılmış olması, ya da 506 sayılı yasanın geçici 81, maddesindeki emeklilik sürelerini doldurmuş olmak kaydı ile sadece yaşını doldurmayı bekliyor iken yine kendi isteğiyle işten ayrılmış olması,
İşçinin aynı iş yerinde veya aynı işverene bağlı değişik iş yerlerinde en az bir yıllık çalışma süresi olmalıdır.
Yukarıda bulunan kıdem tazminatı alma şartlarının yanında kıdem tazminatının hesaplanması, kıdem tazminatı nasıl hesaplanır, kıdem tazminatı hesaplamasına ne tür ücretlerin dahil olduğu, kıdem tazminatının üst sınır (tavan)'ı, çalışan günler ve çalışılan günler kavramlarının neler olduğu, kıdem tazminatı ödemesinin nasıl yapılacağı, yapılacak olan kıdem tazminatı ödemesinden sigorta primi, gelir vergisi ve damga vergisi gibi kesintilerin yapılıp yapılmayacağı, kıdemin başlangıcı ve sonu,çalışılan iş yerinin iş kanunu kapsamında olup olmadığı, süresi belirli, belirsiz ya da kısmi süreli işlerde kıdem tazminatının nasıl uygulanacağı, grevde geçen sürenin kıdem tazminatına dahil olup olmadığı gibi bir çok merak edilen soru mevcut. Bunları kıdem tazminatı sıkça sorulan sorular bölümünde aşağıda sizler için tek tek cevap verdik.
Hali hazırda; işten ayrılan çalışanın işvereninden kıdem tazminatı alabilmesi için iki temel koşul var.
En az bir yıl çalışmış olması ve işçinin kendi isteğiyle değil, işverenin isteğiyle işten ayrılması. Bu iki koşul sağlandığında işçiye her bir çalıştığı yıl için; bir aylık (30 günlük) brüt ücreti (Tavanı: 4.092,53 TL) ödenmekte. Kıdem tazminatından Damga Vergisi (Binde 7.59) dışında bir vergi de kesilmiyor.
'Ramazanda et zammı beklemiyoruz'
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ramazan ayında talebin artacağı bazı gıda maddelerine zam yapanların olabileceğini belirterek, vatandaşları fiyatları yakın takip etmeleri konusunda uyardı. Onbir ayın sultanı ramazan ayının yaklaşmasıyla piyasada hareketin de başladığını söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "İftar sofralarını kesesine göre donatmak isteyen vatandaşın piyasaya ramazan bereketini getirmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımızı da uyarıyoruz; bu mübarek ramazan ayında talebi artacak olan et, hurma, kuruyemiş ve çay gibi gıda maddelerine zam yapanlar olabilir, fiyatları yakından takip edin" dedi. Esnaf ve sanatkarın vatandaşın istediğini sofrasına ucuz bir şekilde koyabilmesi için fiyatlara zam yapılmamasını isteyen Palandöken, "Oruçlu nefislerin iftar sofraları doyurucu olmalıdır. Para hırsı ile ramazanı fırsat bilerek zam yapanlara dikkat edilmeli. Esnafımız zam yapılmasını istemiyor. Et ve et ürünlerinde bu ramazan ayında zam beklemiyoruz. Et ve Süt Kurumu piyasaya yeteri kadar et ve et ürünü verecek kapasitesi ve tedbiri almış durumda. Ramazan pidesi geçen seneki fiyattan kilosu 6 TL'den sofralarımızda yerini alacak. Ayrıca, hayırseverler ramazan ayında dağıtacakları paketlerin içini kontrol etmeliler. Son tüketim tarihi gelmiş ya da geçen gıda maddelerinin olup olmadığına bakmalılar" diye konuştu. Öte yandan marketler tarafından ramazan ayına özel hazırlanan gıda paketleri, tüketicilerin ihtiyaçlarına göre farklı içerik ve fiyat seçenekleriyle satışa sunuldu. Ramazan kolilerinin bu yılki fiyatı, 29,90 lira ile 99,99 lira arasında değişiyor. Ramazanda gelenek haline gelen ve hayırseverlerin ihtiyaç sahibi kişilere bağış yapmak için tercih ettiği gıda paketleri, tüketicilerin en çok ihtiyaç duyduğu ürünlerden oluşuyor.
Beypiliç'ten 90 milyon euroluk yatırım geldi
Beypiliç, 90 milyon euroluk iki yatırıma hazırlanıyor. Hedefte günde 1.5 milyon yumurta, saatte 27 bin piliç üretmek var
Beyaz et sektöründe faaliyet gösteren Beypiliç, 25 milyon euroluk yeni bir yatırım yapacak. Şirketin genel müdürü Sait Koca, gerçekleştirilen 2016'da günlük 1.5 milyon adet sofralık yumurtaüretimi kapasitesine sahip tesislerinin devreye gireceğini belirtti ve ekledi: "Değeri 25 milyon euro dolayında olacak bu yatırımı uzunzamandan beri geciktirmemizin sebebi, çevre konusundaki hassasiyetimiz. Üretim sırasında ortaya çıkacak gübrenin enerjiye dönüştürülmesi ve çevreye olumsuz hiçbir etkisi olmaması konusunda tüm önlemleri eksiksiz şekilde gerçekleştirdik."
HEDEF SAATTE 27 BİN PİLİÇ
2017'de hedeflerinin saatte 27 bin adet piliç kesim kapasitesine sahip yeni kesimhaneyi hayata geçirmek olduğunu söyleyen Sait Koca, "Üretim kapasitemizi yaklaşık yüzde 110 artıracak bu projemizle ilgili teknik çalışmalarımızı tamamladık. Bu projenin maliyeti yaklaşık 65 milyon euro. Şu an 2 bin 788 kişi istihdam ediyoruz. Yeni yatırımlarımızla birlikte 2020 yılında 7 bin kişinin istihdam etmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
KESİMHANE HALKA AÇIK
"İyi Tarım Uygulamaları" sertifikasına sahip olduklarının altını da çizen Koca, zaman zaman sektör hakkında ortaya çıkan olumsuz söylemlerin gerçeklerle alakası olmadığını dile getirdi. Koca, "Yetiştirme çiftliklerimizin tamamında "İyi Tarım Uygulamaları" sertifikasına sahip tek firmayız. Hem yetiştirme çiftliklerimiz hem de kesimhanemiz 365 gün 24 saat herkese açık. Dileyen herkes gelip tesislerimizi gezerek yüksek üretim kalitemizi yerinde görebilir" dedi.
Deniz'den 1.5 milyarlık sermaye arttırımı
DenizBank, ödenmiş sermayesinde 1.5 milyar lira tutarında artırım gerçekleştirerek, toplam sermaye benzeri kredi dahil özkaynak büyüklüğünü 13.5 milyar liranın üzerine çıkarıyor. Denizbank açıklamasına göre, tarım ve KOBİ sektörleri başta olmak üzere 3. köprü, 3. Havalimanı ve Kıbrıs Barış Suyu gibi Türkiye'nin kalkınmasında kritik öneme sahip projelerine sağlanan finansmanda önemli bir rol üstlenen DenizBank, söz konusu alanlarda desteğini artırmak amacıyla toplamda 1.5 milyar lira tutarında sermaye artırımına gdiyor. Bankanın ödenmiş sermayesinin 750 milyon lirasının nakit karşılığı, 750 milyon lirası iç kaynaklardan olmak üzere toplamda 1.5 milyar lira artırılması için hazırlanan izahname, Sermaye Piyasası Kurulunun 23 Mayıs 2016 tarihli toplantısında onaylandı. DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, söz konusu sermaye artırımı ile Türkiye'nin geleceğini inşa eden dev projelere sundukları katkının devamı yönünde önemli bir adım attıklarını belirtti. Ateş, "Zirve yolculuğumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Türk şirketi İran'dan 700 milyon dolarlık ihale aldı
1997'de sağlık hizmetleri alanında kurulan Sıla Grup, İran'a uygulanan ambargonun kalkmasının ardından bir ilke imza attı. Sıla Grup, birçok firmanın gözünü çevirdiği İran pazarında kamu özel sektör işbirliği modeliyle hayata geçirilecek 13 dev hastane projesinden ikisini gerçekleştirecek. Hem Türkiye'de hem yurt dışında özel hastaneler, kamu hastaneleri, üniversite hastaneleri, sağlık merkezi ve sağlık tesisi yaptıklarını söyleyen Sıla Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İhsan Şahin, "Deneyimlerimizi Türkiye'de yaşadık, ama şimdi Sıla Grup bu deneyimleri dünyadaki bir çok ülkeyle, özellikle sağlık tesisi kurarken paylaşıyor. Sıla Grup, yaklaşık yerli yabancı 25 projeye imza attı. Devam edenlerle birlikte bu sayı 40'a yakın" dedi. "İran önemli bir pazar ve yanı başımızdaki bir pazar" diyen Şahin, İran'ın yakın coğrafyada ekonomik açıdan önemli potansiyeli olan bir ülke olduğunu söyleyerek, şöyle devam etti: "İran'ın çok ciddi doğal kaynakları var. Özellikle ambargonun kalkmasıyla beraber, yükselen bir ivmeyle yatırımların en fazla gerçekleştirilebileceği bir ülke. İran pazarının ne zaman açılacağını merak ediyorduk. Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde İran'la ilgili ciddi değişiklikler oldu. Hepimiz buna şahit olduk, ambargolar hafifletildi, kısmen de yavaş yavaş kaldırılıyor. İran'ı sosyal ve ekonomik açıdan uluslar arası entegrasyon bekliyor. Bunun ilk adımları atıldığında da biz Sıla Grup olarak orada bulunmayı tercih ettik. Dolayısıyla biz şunu biliyoruz ki, erken kalkan çok yol alır. İran'la uyguladığımız politika buydu. Yarına bırakmamaya çalıştık. Bu potansiyelin önemini ve kıymetini biliyorduk."
KARADENİZ İŞ DÜNYASI ÇIKARMA YAPTI
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) İran'a geniş katılımlı bir gezi düzenledi. Birliğin Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, İran'ın Meşhed şehrine düzenledikleri ticaret heyeti programına ilişkin, "İşadamlarımız inşaat malzemeleri, ve turizm konularında yaptıkları iş görüşmelerinde önemli iş birliklerine imza attı. Özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarından dolayı inşaat sektörü için önemli potansiyel olduğu tespit edildi" dedi.
Turizmci gözünü gurbetçiye dikti
Bu yaz sıkıntılı günler geçiren turizm sektörü gözünü gurbetçilere dikti. Tatilbudur.com Genel Müdürü Kuş, "THY yurtdışındaki Türklere dönük kampanyalar yapabilir" dedi
Turizm sektörünün içinde bulunduğu zorlu dönemi aşması için memura ve emekliye indirim, hediye çeki, indirim kuponu gibi öneriler sunan sektör oyuncuları gözünü yurtdışında yaşayan gurbetçilere dikti. Tatilbudur.com Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Bülent Kuş, Türk Hava Yolları'nın (THY) yurtdışında Türklere dönük kampanyalar yaparak gurbetçi vatandaşların ülkeye çekilebileceğini söyledi. Kuş, "Yurtdışında yaşayan ciddi sayıda Türk vatandaşı var. Buradaki gurbetçilerin tatil dönemlerinde Türkiye biletlerinde kampanya yapılabilir" dedi. Kuş şöyle devam etti: "Çünkü uluslararası basında ciddi bir karalama kampanyası yürütülüyor. Medyada ülkemiz Suriye'ymiş gibi yansıtılıyor. Yabancı turist korkuyor. Oysa Türk vatandaşları durumun böyle olmadığını biliyor. Bu nedenle onlara yönelik kampanyalar artırılabilir." Turizmde yaşanan zorlu sürece rağmen geçen yılın aynı dönemine oranla ilk 4 ayda yüzde 40 büyüdüklerini aktaran Kuş, 350 bin rezervasyon gerçekleştirdiklerini ifade etti. Geçen yıl 730 bin kişiyi tatile götürdüklerini anlatan Kuş, "Bu yıl hedefimiz 1 milyon. Bunun yüzde 85'ini online üzerinden yapmayı planlıyoruz" dedi. Yıllık 20 milyon ziyaretçi rakamına ulaştıkları bilgisini veren Kuş, şunları anlattı: "Türkiye'nin en çok ziyaret edilen turizm portalları arasındayız. Yurtiçinde 2 bin 500, yurtdışında ise 250 bin otelle hizmet veriyoruz. Yüzde 95 memnuniyet oranıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın 19. Geleneksel Tüketici Ödülleri kapsamında 'Tüketici Memnuniyetini İlke Edinen Firma' ödülünü aldık."
YILDA 2-3 TATİL MODASI
Tüketici taleplerini daha iyi anlayabilmek amacıyla bir anket düzenlediklerini aktaran Kuş, 1.600 kişiyle görüşme yaptıklarını kaydetti. Anket sonuçlarını paylaşan Kuş, şu bilgileri verdi: "Yurtiçi tatil talepleri bu yıl otel fiyatlarında yüzde 20'lere varan düşüşler nedeniyle Akdeniz bölgesinde yoğunlaşıyor. Ege'ye olan talep yüzde 40'larda seyrederken Akdeniz'de bu oran yüzde 60'lara ulaşmış durumda. Yurtdışında ise en çok yüzde 25 ile klasik İtalya tercih ediliyor. Son yıllarda tatil alışkanlıklarındaki en önemli değişiklik ise kısa ve sık aralıklarla tatil yapmak yönündeki eğilim. Türk tüketici de yılda 2 ya da 3 kere tatil yapmaya başladı."
Bakanlıktan spekülatöre geçit yok
Bakan Çelik, ramazan ayını fırsat bilip gıda fiyatlarının 'hareketlenmesine' izin vermeyeceklerini, 5 bin denetim elemanının sahaya indiğini söyledi
Ramazan ayının yaklaşması birlikte fiyatlara zam tartışmaları da alevlendi. Konuyla ilgili tartışmalara en yetkili ağızdan açıklama geldi. Parlamentoda bazı gazeteciler ile sohbet eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, ramazan ayına dönük aldıkları önlemleri anlattı. Çelik, halkın zaruri tüketimleri ile ilgili kutsal ayı fırsat bilerek spekülasyon yapanlara müdahale edeceklerine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Tüketim ürünleri ile ilgili sıkıntı yok. 5 bin denetim elemanı var. Sahada hepsi. Bir aksilik olursa gereken yapılır. Spekülatörlere asla izin vermeyiz. Ette sıkıntı yok, sütte sıkıntı yok. Spekülasyon olacak bir ortam yok. Fiyat hareketlenmesi olacak bir durum yok." Yıllık olarak kırmızı ete ihtiyaç bulunduğunun altını çizen Çelik, "Bu aşamada Bosna'dan 6 bin, Avrupa'dan da 10 bin ton et alıyoruz. Bu miktarlar üreticiyi etkilemez. Yaz dönemi nedeniyle tüketim artıyor. Vatandaşın uygun fiyatla et tüketmesini gözetecek kararlar bunlar" diye konuştu.
Esnafa 18 milyarlık destek
Hükümet esnaf için kesenin ağzını açtı. Esnafa 18 milyarlık kredi paketinin yanı sıra çırak desteğinden Bağ-Kur teşvikine kadar bir dizi reform hazırlandı. Hedef esnafın yüzünü güldürmek
Hükümet, küçük işletmeler ve esnaf için tüm imkânları seferber ederken devlet destekli krediler rekor seviyeye ulaştı. Esnafın Halk Bankası ve Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri kefaleti ile kullandığı kredi bakiyesi 18 milyar liraya ulaştı.
50 MİLYAR KREDİ
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, henüz uygulamaya başlayalı birkaç ay olan 30 bin lira limitli faizsiz krediye büyük talep olduğunu belirterek, "Nisan 2016 itibarıyla 28 bin esnaf 819 milyon lira kullandı. Esnafımız 2002'den bu yana 50 milyar lira kredi kullandı. Desteklerimiz sürecek" dedi.
Hükümet, yeni dönemde de faizsiz kredileri artırırken, meslek sahibi sanatkârlara da "çırak desteği" vermeye hazırlanıyor. Yanına çırak alıp yetiştiren esnafa da yetiştirdiği her bir gencin bir yıllık asgari ücret bedeli ve sigortasını devletin yatırması, Bağ-Kur'da 5 puanlık teşvik indiriminden yararlanması planlanıyor. Düzenlemeden kendileri ve çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili yasal bildirimini zamanında yapan esnaflar yararlanacak.
KÜÇÜK İŞLETMELERİN ÖNÜ AÇILACAK
Yeni kalkınma modeli ile küçük işletmelerin önü açılırken, girişimcilere de kredi yağacak. Esnafa Halk Bankası aracılığıyla sübvansiyonlu kredi veriliyor. Bugün açık kredisi bulunan 348 bin esnaf bulunuyor. Hazine faiz destekli toplam kredi tutarı 18 milyar liraya yaklaştı. Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci, esnafın kullandığı devlet destekli kredilerin rekor seviyeye ulaştığını belirterek, "Esnafımız ülkenin omurgasıdır. Faizsiz kredileri artırarak devam ettirmek istiyoruz. Bugün ihtiyaçlarını karşılamaları için 30 bin liraya kadar faizsiz kredi veriyoruz. KOSGEB Girişimcilik Destek Programını bitiren, başvuru tarihinde 30 yaşını tamamlamış genç girişimciler, 100 bin liraya kadar faizsiz kredi desteği sağlanıyor" dedi.
"Transit uçuşta İstanbul, Paris'i geçti"
Transit uçuşlarda İstanbul'un Paris'i geçtiğini açıklayanTHY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, "Turizmsektörünün durumu ortada ama bu dönemde transit uçuşlarımızın oranını yüzde 60'a yükselttik" dedi.
Havacılık sektörü özellikle Avrupa başta olmak üzere hayli zor günler geçiriyor. Küresel krizin etkileri dalgalanan döviz kurları bir kenara, artan terör endişeleri son dönemde en çok havayolu şirketlerini vuruyor.
Petrol fiyatlarının da etkisiyle bilet fiyatları görece daha ucuzlarken doluluk oranlarındaki gerileme Avrupalı havayolu şirketlerini zorluyor. Böyle bir ortamda uçuş portföyünü verimli büyüten şirketler ise havadaki türbülanstan en hafif yarayı almayı başarıyor.
İSTANBUL PARİS'İ GEÇTİ
Havada yaşanan bu son gelişmeleri Türk Hava Yolları'nın kaptanı İlker Aycı değerlendirdi. Zira THY'nin de ilk çeyrek performansı jeopolitik gelişmelerden etkilenen şirketler arasında. Habertürk'e konuşan Aycı, ilk çeyrekteki zarara karşın EBIDTA'nın (Faiz Amortisman Vergi Öncesi Kar) ekside olmamasının önemine işaret ediyor:
"Yüzde 20'lik EBIDTA marjı hedefimizi koruyoruz. Önemli olan da burada tüm gelişmelere rağmen kâr üretebilmek. Turizm sektörünün durumu ortada ama biz bu dönemde transit uçuşlarımızın oranını yüzde 60'a yükselttik. Öyle ki İstanbul'da havalimanı, Paris'i geçti. Önümüzde Avrupa'da bir tek Londra'daki Heathrow kaldı. Bugün transitin çok faydasını görüyoruz. Yarın işler düzeldiğinde asıl işte o zaman göreceğiz pozitif katkısını. Ve durmuyoruz Afrika pazarında derinleşmeye çalışıyoruz. Buradaki fırsatlara bakıyoruz. İşbirliklerini artırıyoruz. Son olarak Senegal ile bir işbirliği yaptık. Bunlar artacak. Pazar payımızı artıracağız bu coğrafyada."
Yiğit Bulut'tan dolar kuru tahmini
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, "Dolar/TL'nin 2,80-2,88 bandına geri dönmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.
"DOLAR 2,80-2,88 BANDINA GERİ DÖNMELİ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut'tan yeni bir dolaraçıklaması geldi. TRT Haber'e konuşan Bulut, "Dolar/TL'nin 2,80-2,88 bandına geri dönmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Bulut önceki açıklamalarında ""Hala kurda 2,80-2,88 dışındaki banda inanmıyorum, kurun bugün bu banda dönmesi gerek... Faizlerin düşmeye devam edeceğini düşünüyorum. Dolar/TL'de uzun süreden beri 2,80-2,85 arasında yatay gidiş devam edecek" demişti.
İlhami Koç yeniden TSPB Başkanı seçildi
2014'den bu yana Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin Başkanlığını yürütmekte olan İlhami Koç 2 yıllık dönem için tekrar seçildi.
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin (TSPB) 16. Olağan Genel Kurul Toplantısı Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş'ın katılımıyla yapıldı. 2014'den bu yana Birlik Başkanlığını yürütmekte olan İlhami Koç 2 yıllık dönem için tekrar seçildi.
Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği'nin (TSPB) 16. Olağan Genel Kurul Toplantısı 27 Mayıs'ta 150'ye yakın sektör temsilcisinin katılımıyla düzenlendi. Toplantı kapsamında Birliğin Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Komitesi üyeliklerine seçimler yapıldı.
Toplantının açılış konuşmalarını Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ ve TSPB Başkanı İlhami Koç yaptı.
DR. VAHDETTİN ERTAŞ: "2015 YILI SONUNDA ARACI KURUMLARIN TOPLAM VARLIKLARI 15,3 MİLYAR LİRA, ÖZ KAYNAĞI İSE 4 MİLYAR LİRA OLDU"
Genel Kurul toplantısının açılış konuşmasını yapan SPK Başkanı Dr. Vahdettin Ertaş, konuşmasında: "2015 yılı sonunda aracı kurumların toplam varlıkları 15,3 milyar lira, öz kaynağı ise 4 milyar lira oldu. Toplam gelirler, özellikle kaldıraçlı işlemlerden elde edilen gelirlerin etkisiyle bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 26
artarak 2 milyar liraya çıktı. 2015 yılında aracı kurumların pay senedi işlemleri önceki yıla göre yüzde 17 artarak 2 trilyon lira olurken, kaldıraçlı işlem hacmi de yüzde 121 artışla 17 trilyon liraya ulaştı. Yabancı yatırımcıların toplam işlemlerdeki payı yüzde 22 olarak gerçekleşti" dedi.
Ertaş, gelecekte bütün faaliyetlerin dijital ortama taşınacağını belirterek, "Tüm kurumlarımızın teknolojik gelişmeleri yakından izlemesi ve yatırım yapması kaçınılmaz bir ihtiyaç. Biz de bu yönde atılmış bir adım olmak üzere, yatırım fonu sektöründe rekabeti artırmak, maliyetleri düşürmek ve dağıtım kanallarını genişletmek amacıyla Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu'nu (TEFAS) hayata geçirdik" dedi.
HİMMET KARADAĞ: "YENİ VE KAPSAYICI ÜRÜNLER ÜZERİNDE ÇALIŞMALARIMIZI ARTIRACAĞIZ"
Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, sermaye piyasaları ile bankacılığın beraber ilerlemesi gerektiğini belirtti: "Bankacılık sektörü pasif yönetiminde, sermaye piyasası ürünleri ve menkul kıymetleştirmeden aktif şekilde yararlanıyor. Bizim istediğimiz artık önümüzdeki dönemde, 32 günlük mevduatla 30 yıllığa varan projeleri fonlamaya çalışmasınlar. Banka aktif tarafında da bizim ürünlerimizi kullansınlar. Sermaye piyasası ve menkulleştirme ürününü bankacılığın aktif tarafına da bulaştıralım. Bu anlamda bankalar önümüzdeki dönemde rakibimiz değil, çok aktif ve büyük bir paydaşımız olsun."
Karadağ, gelecekte yeni ve kapsayıcı ürünler üzerinde çalışmaların artacağını da vurguladı: "Böylece sermayenin tabana yayılmasının kolaylaştırılması ve özellikle düşük ve orta gelir gurubunun yüksek getirili ürünlere yatırım yapma imkanlarının çoğaltılması noktasında mekanizmalar geliştirmeyi hedefliyoruz. Busayede ekonomiye katkıda bulunurken, gelir adaletsizliğini de azaltma noktasında ilerleme
sağlamayı amaçlıyoruz."
Emeklilikte yaşa takılanlar - (2016) EYTyasası çıktı mı?
Vatandaşın merakla beklediği EYT yasası çıktı mı? Milyonların gözü bu haberde.. Emeklilikte yaşa takılanlar kısa adıyla EYT yasası çıktı mı? Son gelişmeler ne oldu? Emeklilikte yaşa takılanlar bu haber sizi ilgilendiriyor.. İşte emeklilikte yaşa takılanları ilgilendiren son gelişme.. Emeklilikte yaşa takılanlar ya da kısa adıyla EYT ile ilgili tüm gelişmeler bu haberimizde...
Milyonların merakla beklediği EYT emeklilikte yaşa takılanlar ve erken emeklilik hakkında müjdeli haber geldi. TBMM Başkanlığı'na sunulan teklife göre 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar istisna sayılacak. 8 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olanların bu kanun yürürlüğe girdikten sonra 360 gün içinde bu istisna ile emekli olmaları amaçlanıyor.
Milyonlarca vatandaşın büyük bir merak içinde beklediği emeklilikte yaşa takılanlar kısa adıyla EYT ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Emekilikte yaşa takılanların mağduriyetini gidermek için çalışmalar tüm hızı ile sürüyor. Sigorta ve prim gün süresini doldurmuş fakat emeklilik yaşının dolmasını bekleyen kişiler için bir kanun teklifi hazırlandı.
EMEKLİLİK İÇİN YAŞ BEKLEYENLERE BÜYÜK MÜJDE
TBMM Başkanlığı'na sunulan teklife göre 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar istisna sayılacak. 8 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olanların bu kanun yürürlüğe girdikten sonra 360 gün içinde bu istisna ile emekli olmaları amaçlanıyor. Sigorta ve prim gün süresini doldurmuş fakat emeklilik yaşının dolmasını bekleyen kişiler için bir kanun teklifi hazırlandı. TBMM Başkanlığı'na sunulan teklife göre 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar istisna sayılacak. 8 Eylül 1999 tarihinden sonra sigortalı olanların bu kanun yürürlüğe girdikten sonra 360 gün içinde bu istisna ile emekli olmaları amaçlanıyor. Söz konusu teklif, yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunlarına göre sigorta süresi ve prim gün sayısını doldurmuş ancak yaşlılık aylığının bağlanması için yaş koşulunu bekleyen 500 bini aşkın çalışanı ilgilendiriyor.
PRİM ŞARTINA TAKILANLAR İÇİN BAKANLIKLARIN ANLAŞMASI GEREKİYOR
Emeklilik için tüm şartları sağladığı halde sadece prim günü eksikleri bulunan vatandaşlarımız için de düzenleme yapılması ve mağduriyetlerinin giderilmesi gündemde. Eksik prim günlerini borçlanmaları sağlanarak emeklilik yollarının açılması için çalışmalar sürüyor fakat bu konuda yasal düzenleme yapılabilmesi için ilgili bakanlıklar arasında uzlaşma sağlanması şart. Prim günü şartına takılan 100 bine yakın kişi bulunuyor.
Aselsan Sivas'ta yerli silahlara dürbün üretecek
Aselsan, yıllık 100 bin adet mercek üretecek tesisini törenle açtı.
Aselsan Hassas Optik Araştırma ve Üretim Tesisi'nin açılışı törenle yapıldı. Yıllık 100 bin adet mercek üretecek tesis, mart ayından itibaren seri üretime geçti. 5 bin metrekare alanda üretim yapan ve milli piyade tüfeğine dürbün üreten tesisin açılışına Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz da katıldı.
İki yıl önce temeli atılan Aselsan Hassas Optik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ilk üretimine milli piyade tüfeği olarak bilinen MPT-76 için dürbün üreterek başladı. Fabrikada savunma sanayinin ihtiyaç duyduğu optiklerin tasarımı, seri üretimi ve bu optikleri kullanarak özgün ve milli silah nişangâhlarının üretiminin gerçekleştirileceği fabrika, Organize Sanayi Bölgesi'nde inşa edildi.
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, açılış töreninde yaptığı konuşmada, "Sivas'taki bu Hassas Optik fabrikası, ilerde optik alanında Sivas'ta kümelenmeyi de sağlayacaktır. Türkiye'de optik denildiğinde merkez Sivas olacaktır. Dolayısıyla bu bir adımdır, bu adımda emeği geçenlere teşekkür ediyorum." dedi.
BES'te otomatik katılım dönemi geliyor
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) otomatik katılım uygulamasına dönük mevzuat çalışmalarının son aşamaya geldiğini belirterek, "45 yaş altı çalışanların otomatik olarak sisteme dahil edileceği uygulamada, katkı payının asgari 100 lira olması öngörülüyor." dedi
SİSTEME OTOMATİK KATILIM
Şimşek, Türkiye'nin yurt içi tasarruflarının artırılması amacıyla BES'in kapsayıcılığına önem verdiklerini söyledi. Bu kapsamda işyeri bazlı özel emeklilik planlarına yönelik bir uygulama olan BES'te otomatik katılım için çalışma başlattıklarını hatırlatan Şimşek, mevzuat düzenlemelerinin son aşamaya geldiğini, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda (EKK) yapılacak değerlendirmenin ardından taslağı en kısa sürede Meclis'e sunacaklarını ifade etti.
Mehmet Şimşek, "Tasarlanan yapı uluslararası uygulamalara benzer biçimde, kişilerin kendilerince herhangi bir işlem yapmalarına gerek kalmadan, otomatik olarak bireysel emeklilik sistemi ile tanıştırılması ve bu yolla ikinci bir emeklilik geliri elde etmeleri imkanı sunulması ve sonrasında kişilere istedikleri zaman paralarını çekerek sistemden ayrılabilme imkanı verilmesi esasına dayanıyor." ifadelerini kullandı.
İftarın maliyeti 74 lira
Türkiye'de dört kişilik bir aile için restorandaki iftar sofrasının maliyeti yaklaşık 74 lira olurken, orucunu 5 yıldızlı otellerde açmak isteyenler genellikle açık büfe organize edilen iftarlar için kişi başına 85-285 lira ödeyecek.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ve piyasadaki ürün fiyatlarından yaptığı derlemeye göre, ramazanda iftar menüsünde yer alabilecek ürünlere bakıldığında, 1 porsiyon çorbanın ortalama fiyatı 5,14 lira, ayranın ortalama fiyatı 1,5 lira, ramazan pidesinin fiyatı 1,5 lira, 1 kilogram baklavanın fiyatı 29 lira, 1 porsiyon kuru fasulye, pilav gibi ana yemeğin ortalama fiyatı 8,2 lira, 50 gram hurmanın ortalama fiyatı da 4,5 lira olarak karşımıza çıkıyor.
GEÇEN SENEYE GÖRE ARTIŞ DÜŞÜK
Bu doğrultuda 4 kişilik bir ailenin restoranda çorba, ana yemek, pide, baklava, ayran ve hurmadan oluşan iftar menüsü için kişi başına ortalama 18,6 lira ödemesi gerekiyor. Bu rakam ramazanda dört kişilik ailenin bütçesine iftar için 74 lira olarak yansıyacak. Söz konusu rakam geçen sene ortalama 71 lira idi.
İftar menüsünde ana yemek için daha pahalı olan kebap ve benzeri ürünler tercih edildiğinde ise bu değişim aile başına 30 lira ek maliyet getiriyor ve dolayısıyla iftarın ortalama fiyatı 104 liraya çıkıyor.
LÜKS OTELLERDE İFTAR KİŞİ BAŞI 85-285 LİRAYA MAL OLACAK
Orucunu 5 yıldızlı otellerde açmak isteyenler de genellikle açık büfe olarak organize edilen iftar için kişi başına 85 ila 285 lira ödeme yapacak. Dört kişilik bir aile için 5 yıldızlı otelde iftar etmenin maliyeti 340-bin 140 lira arasında olacak.
Bunun yanı sıra bazı restoranlar müşterilerine müzik dinletisi eşliğinde iftar keyfi sunarken, bazıları da eski bir Osmanlı geleneği olan "diş kirası" dağıtacak.
BDDK 2015 faaliyet raporunu açıkladı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, 2015 yılında bankacılık sektörünün toplam aktiflerinin reel olarak yüzde 8,6 büyürken, ortalama sermaye yeterlilik oranının yıl genelinde yüzde 15,3 civarında seyrettiğini ve sektörün 26,1 milyar lira kar ettiğini bildirdi.
2015 BÜYÜMEDE DİKKAT ÇEKTİ
Akben, raporun sunuş yazısında, Türk bankacılık sektörünün yaşanan yoğun siyasi gündeme, bölgesel jeopolitik gelişmelere ve küresel ekonomik belirsizliklere rağmen dünyadaki pek çok muadilinden farklı olarak 2015'te reel büyümesini, güçlü sermaye yapısını ve karlılığını devam ettirdiğine dikkati çekti.
Söz konusu dönemde sektörün toplam aktiflerinin reel olarak yüzde 8,6 büyürken ortalama sermaye yeterlilik oranının yıl genelinde yüzde 15,3 civarında seyrettiğini ve sektörün 26,1 milyar lira kar elde ettiğini belirten Akben, "Halen ekonomik kalkınmanın en önemli finansman kanalı durumundaki bankacılık sektörümüz, yıl sonu itibarıyla milli gelire oranı yüzde 121 olan 2,4 trilyon lira tutarındaki bilanço büyüklüğüyle, kredi hacmini reel olarak yüzde 10 artırmayı başarmış, yönetilebilir düzeydeki riskleri ile ülke ekonomisinin krizlere karşı dayanıklılığını artırıcı bir rol oynamıştır. Bu istikrarlı çizginin sürdürülmesinde şüphesiz bankacılık sektörümüzün gösterdiği fedakar çabaların yanı sıra bankalarımızla düzenleyici ve denetleyici otorite olarak Kurumumuz arasındaki ortak anlayış ve yakın işbirliği belirleyici olmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
BASEL'E UYGUN G-20 ÜLKESİNDEN BİRİYİZ
Geçen yılın BDDK açısından uluslararası standartlara tam uyumun sağlanmasına yönelik mevcut düzenleme yapısının gözden geçirildiği, tespit edilen ihtiyaçlar çerçevesinde çok sayıda yönetmelik ve tebliğ değişikliğinin gerçekleştirildiği, yeni düzenleme ve iyi uygulama rehberlerinin ihdas edildiği yoğun bir yıl olduğunu kaydeden Akben, özellikle sermaye yeterliliği, risk yönetimi, sistemik önemli bankalar, raporlama ve muhasebe uygulamaları konularında çalışmalara yoğunlaşıldığını ifade etti.
Düzenleme Tutarlılığı Değerlendirme Programı (RCAP) sürecine Türkiye'nin dahil olduğunu bildiren Akben, gözden geçirme sonucunda da bankacılık mevzuatının uluslararası Basel standartlarına tam uyumlu bulunduğunu ve ülkenin tüm standartlara tam uyumlu bulunan az sayıda G-20 ülkesinden birisi olmayı başardığına işaret etti.
İTO mobil çözümlerin kraliçelerini belirledi
İstanbul Ticaret Odası (İTO) öncülüğünde hayata geçirilen 'Mobil Çözümlerin Adresi: Kadın' projesinde eğitim gören proje katılımcıları başarı sertifikalarını Emine Erdoğan'ın katıldığı törenle aldı. Törende konuşan Emine Erdoğan, kadın ve erkeğin bir bütünün parçaları olduğunu, hayatın her alanında bu bütünlüğü sağlamak gerektiğini belirterek, "Kadın ve erkeğin, birbirinin yüküne omuz vermesi, hayata denge ve ahenk katar. Toplumsal huzura katkı sağlar. Kadınların iktisadi hayata katılması, kalkınmayı hızlandırır, dengeli bir ekonomik büyümeye imkan verir" dedi.
'KADINLAR GÜÇLÜ SEZGİLERİNİ İŞ HAYATINA ARTI DEĞER OLARAK TAŞIR'
Son 10 yılda, erkeklerde istihdam yüzde 21 artarken, kadınlarda bu artışın yüzde 52 olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Bu elbette ekonomik ve sosyal açıdan kısmi bir denge getirmiştir. Bu noktada, sadece kadın istihdamının değil, kadın girişimciliğinin de desteklenmesi gerektiğinin altını çizmek isterim. Zira kadınların kendi işlerinin patronu olması, iş dünyasına farklı bir duyarlılık getirir. Ülkemizde, 2003'te 114 bin olan kadın yönetici sayısı, 2016'da yüzde 82'lik artışla 208 bin rakamına ulaşmıştır. Fakat elbette bu yetmez. Kadın girişimciliğinin desteklenmesi, kadınların hassasiyetlerini ekonomik hayata taşır. Zira kadınların sorun çözme kapasitesi oldukça gelişmiştir. Gözlem yeteneklerini, güçlü sezgilerini iş hayatına artı değer olarak taşırlar."
Bunun için toplumsal farkındalığa ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Erdoğan, "Girişimciliğin desteklenmesi, istihdam teşviklerinin artması gerekir. Toplumda kadın-erkek fırsat eşitliği bilincini yaygınlaştırmalıyız" dedi.
Kadın işgücünün atıl kalmasının ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da kayıp olduğuna işaret eden Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Fikirlerini ticarileştirmek, toplum menfaatine sunmak, onlara çok yönlü kazanımlar sağlar. İnanıyorum ki, proje kapsamında yer alan 'dijital girişimcilik ödülleri' de, bunu teşvik edecektir. Bu süreçte girişimcilik eğitimi alan ve fikri, eyleme dönüştüren tüm kadınlarımızı tebrik ediyorum. Cesaretleri ve girişimci ruhları sayesinde ülkemize katma değer üretecekler. Bunun da ötesinde çağın teknolojik diline hakim olacaklar. Hepinizin bildiği gibi, artık yepyeni bir dünyada yaşıyoruz. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor. Fakat onun da bir dili var. Bu dili öğrenmek, kadınlarımızı geleceğe taşıma noktasında köprü olacaktır. Yeni nesille olan iletişimlerini etkili hale getirecektir."
Osmanlı kadınlarının Baciyan-ı Rum gibi sosyal organizasyonlar altında ekonomik hayatı örgütlediğini hatırlatan Emine Erdoğan, o dönem kadınların hem el sanatlarını yaşattıklarını, hem de üretim hayatına katkı sunduklarını, vakıf kuracak kadar büyük maddi birikimleri yönettiklerini anlattı.
'EN ÖNEMLİ ŞEY, KADIN EMEĞİNİN SÖMÜRÜLMEMESİ'
Kadın istihdamı ve kadın girişimciliği konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Emine Erdoğan, "En önemli şey, kadın emeğinin sömürülmemesidir. Ücret farklılığı, cam tavan engeli gibi hususların bertaraf edilmesi, hakkaniyetin de gereğidir. Toplumsal cinsiyet adaletini her açıdan tesis etmek durumundayız. Toplumlar, ancak adaletle yükselir" dedi.
"7'den 70'e yapacağımız çok yönlü seferberlik, bizi 2023'te çok daha güçlü bir ülke yapacaktır" diye konuşan Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: "Bu bağlamda, 'Mobil Çözümlerin Adresi: Kadın' projesinin çok önemli bir girişim olduğunu tekrar etmek isterim. Girişimcilik kültürünün güzel bir örneği olan proje, kadınlarımızın başarı hanesine bir puan daha ekleyecektir."
ÇAĞLAR: KADIN ELİ DEĞDİĞİNDE YARALAR KAPANIR
İstanbul Ticaret Odası Başkanı İbrahim Çağlar da ödül törenindeki konuşmasına, 800 yıl önce ilk kadın sivil toplum kuruluşu olan Bacıyan-ı Rum, yani Anadolu Kadınlar Birliği'ni inşa eden bir milletin efradı olmaktan gurur duyduklarını belirterek başladı.
Başarının yenilik yapma kabiliyetiyle ölçüldüğü küresel bir dünyada, kadın duyarlılığı ve organizasyon becerisinin hayati bir rol oynadığını vurgulayan İbrahim Çağlar, nüfusun yarısı kadın olmasına karşın kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 30 düzeylerinde kaldığını belirtti. Çağlar, "Her 100 işverenden 92'si erkek, sadece 8'i kadın. Kadın emeğinin işgücü piyasasında ve girişimcilik noktasında çok daha ileriye taşınmaları gerekir. Bu, dünyanın yaşadığı sosyo-ekonomik problemlerin merhemidir" dedi.
Dünya Bankası'nın araştırmasına dikkati çeken Çağlar, "Araştırmaya göre çalışan kadın sayısında sadece yüzde 6'lık bir artış, dünya genelinde yoksulluğu yüzde 15 azaltıyor. Kadın eli değdiğinde yaralar kapanır, dünya değişir; bu kadar açık" diye konuştu. Çağlar, Mobil Çözümlerin Adresi: Kadın Projesi'nin mobil teknoloji sektöründe kadın istihdamının artırılması, girişimcilik reflekslerinin geliştirilmesine yönelik önemli bir destek olarak hayata geçtiğini ifade etti.
TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hatice Kal da kadın girişimciliğini artırmak için bilgilendirme toplantıları yaptıklarını belirterek, kadınların emek yoğun sektörlerde çalıştığını vurguladı. Kal, "Hedefimiz kadınların katma değeri yüksek teknolojik alanlarda çalışması" dedi.
"İstanbul'a 25 bin konut üreteceğiz"
TOKİ Başkanı Turan, "Kentsel dönüşüm sürecinde 237 bin konutun dönüştürülmesini planladık. Bu çerçevede 75 bininin üretimi bitti. İstanbul'un 16 ilçesinde dönüşümle 25 bin konut üreteceğiz" dedi
TOKİ tarafından yapılan açıklamaya göre, TOKİ Başkanı M. Ergün Turan, yaklaşık 13 yılda 720 bin sosyal konut ve 8 bini aşkın sosyal donatı rakamına ulaşan ve topluma "iyilik üreten" bir idare olarak, "akıllı kent" kavramında önemli bir tarafı temsil ettiklerini vurguladı.
25 BİN KONUT DAHA YOLDA
Ülke genelinde 49 ilde kentsel dönüşüm çalışmalarına devam ettiklerini belirten Turan, "Kentsel dönüşüm sürecinde 237 bin konutun dönüştürülmesini planladık. Bu çerçevede 75 bininin üretimi bitti. İstanbul'un 16 ilçesinde dönüşümle 25 bin konut üreteceğiz" dedi. Turan, yaptığı açıklamada, TOKİ'nin kentsel dönüşümün öncüsü olduğunu, 49 ilde 129 farklı projede dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü anlattı.
"Kentsel dönüşüm sürecinde 237 bin konutun dönüştürülmesini planladık. Bu plan çerçevesinde 75 bin konutun üretimini tamamladık" diyen Turan, deprem riski, nüfus artışı, hızlı kentleşme ve gecekonduların, şehirler için önemli bir sorun olduğunu vurguladı.
Turan, özellikle gecekondular ile çarpık ve kaçak yapıların dönüştürülmesinin önemli bir süreci içerdiğini söyleyerek, "Gecekondular, sadece ülkemizde değil dünyada da büyük bir problemdir. Yaklaşık 900 milyon insan gecekondu ve benzeri koşullarda yaşamaktadır. TOKİ olarak, afet riskinin ve çarpık kentleşmenin yoğun olduğu şehirlerde, farklı ihtiyaçları ve değişimleri göz önüne alarak, Kentsel Yenileme ve Kentsel Dönüşüm projeleri geliştirmekteyiz." diye konuştu.
Dünyalının ikinci vatanı oluruz
İnşaat sektörünü bir üst lige çıkarmak için yabancılara oturum izni verilmesi gerektiğini söyleyen Özak GYO'nun patronu Ahmet Akbalık, "Satışlar iki katına çıkar. Dünyalının ikinci vatanı da Türkiye olur" diye konuştu
Geçen yıl ülke genelinde yabancıya yaklaşık 22 bin konut satıldığını ve 5 milyar dolar gelir edildiğini hatırlatan Özak Global Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akbalık, çevresindeki ülkelere karşı dünyanın şefkat gücü haline gelen Türkiye'nin, dünyalının ikinci vatanı olacağını söyledi. Akbalık, "Gayrimenkul sektörü üzerinden ihracata destek verilebilir. Bu şekilde 2023 hedeflerine çok daha çabuk ulaşılabilir. İkinci vatan projesiyle, inşaat sektörünü bir üst lige çıkarabiliriz. Böylece yabancılara şu anki satışın iki misli satış elde edebiliriz" şeklinde konuştu.
GURUR DUYARLAR
Büyük devlet olmanın vasıflarından birinin de dünyanın her yeri için cazibe merkezi olmak olduğunu söyleyen Akbalık, "7 iklim, 4 mevsim, florası ve lokasyonuyla, Körfez ülkeleri, BDT, Ortadoğu ve Avrupa'dan her türlü insana ev sahipliği yapabilecek bir kültür mozaiğine sahibiz. Bu avantajı kullanıp, belirli miktarda gayrimenkul alanlara oturma izni, 5 yıl sorasında da gurur duyacakları T.C. vatandaşlığı vererek dünyanın gayrimenkulde cazibe merkezi haline gelebiliriz" şeklinde konuştu. Gayrimenkul sektörünün, ülkenin 500 milyar dolarlık 2023 hedefine hedefine ciddi bir katkı sağlayacağının altını çizen Ahmet Akbalık, "Yabancılara gayrimenkul satışından korkmaya gerek yok. Kimse gayrimenkulünü cebine koyup götürmüyor. Gayrimenkul yine bizim topraklarımızda kalıyor ve Türkiye ekonomisi için çok büyük bir kaynak elde etmiş oluyoruz. Ayrıca bu, doğrudan yabancı sermayesi çekmenin en uygun yollarından birisidir" dedi. Yabancıların mülk edinmelerini teşvik edecek pazarlamaların da öneminden bahseden Ahmet Akbalık, "Konut satışını destekleyecek diğer enstrümanlar da gerekli. Şu an firmalar ve kamu kurumları ayrı stratejilerle yurtdışında tanıtım faaliyetleri yapıyor. Farklı renklerin olması güzel gözükse de algı yerleştirme noktasında karmaşaya neden oluyor" dedi.
TANITIM FONU KURULMALI
Tek merkezden oluşturulacak bir stratejiyle hedefin daha yakından vurulacağını söyleyen Akbalık, şöyle devam etti: "Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi oluşturulacak tanıtım fonuyla ülkemizin avantajlarını, nelere sahip olduğumuzu iyi anlatmalıyız. Tabi bu stratejiyi belirlerken bölgelere yönelik ayrı haritalar çıkarmalıyız. Küresel rekabet koşulları doğrultusunda her ülkenin farklı beklentileri var ve bu beklentilere dokunup tercih sebebi olmak için doğru analizlerle planlama yapmalıyız." Ahmet Akbalık, TÜİK verilerine göre nisan ayında ipotekli satışlarda yaşanan yüzde 20 düşüşün tüketicinin beklentisinin üzerindeki faiz oranlarından kaynaklandığını belirtti. Akbalık, "Eskiden tüketici mortgagela ev sahibi olurken, şimdi müteahhitlerin uyguladığı vade opsiyonlarıyla ev sahibi oluyor. Bu durumu şirketler bir yere kadar süspanse edebilir. Sağlıklı olanı bu borçlanmanın bankacılık sistemi üzerinden yapılması" dedi.