Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Editörün seçtiği köşe yazılarından...

  • 1
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Çünkü Yunanistan'da da öyle oldu. Şimdi kendisine sığınan darbecileri "idam edilebilirler" endişesiyle mümkün olduğunca elinde tutmaya, iade kararını ertelemeye çalışan Yunanistan'da... Cuntanın bir kısmı "içeride" öldü, bir kısmı "yaşlılık, hastalık, vb." gerekçeleriyle salıverildi. Çünkü İspanya'da da öyle oldu. Parlamentoyu basıp ateş açan Yarbay Tejero, resmini son gördüğümde, Balear adalarından birinde, yanında bir dilberle güneşleniyordu... Ama Fransızlar vaktiyle öyle yapmamışlardı... Şimdi "Erdoğan idam cezasını geri getirecek" diye çok endişelenen Fransızlar... 1962 yılında General de Gaulle'e yani devlet başkanına suikast düzenleyen gizli OAS örgütü üyesi Yarbay Bastien-Thiry 1963'te takır takır kurşuna dizildi.

Öte yandan "cezaların geriye doğru işlememesi" şeklinde bir hukuk ilkesi de var tabii. Muhalif basında kümelenmiş Erdoğan düşmanları şimdi bu fikri "işlemeye" çalışıyorlar. Demek ki içlerinde "idam cezasını geri getirmezsek Avrupa Birliği'ne girebiliriz" umudu var! Nalıncı keseri bu kez iki taraflı yontuyor: Bir yandan "darbecilere iyi davranın" deyip duruyorlar.
Bir yandan da, gözaltına alınan FETÖ yanlısı gazeteci arkadaşlarını "tanırım, iyi çocuktur,cici kızdır, yapmaz öyle kaka şeyler" düzeyinde kurtarma çabası!
Şimdilik bundan fazlasına cesaret edemiyorlar, çünkü bir tarafları "Yusuf Yusuf" diye ötüyor. Hele zaman geçsin, ortalık yatışsın, "darbecileri serbest bırakın" kampanyasını da başlatacaklardır. Çünkü bugüne kadar yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır. Şurada kırk kişiyiz, hiçkimse bu heriflerin "ciğerini" bana öğretmeye kalkmasın.

Engin Ardıç/Sabah

  • 2
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

İçlerinden bir kısmı kaçtı. Ancak ekseriyeti buradaydı. Kaldılar ve müstemlekeci devletlerle işbirliği yaparak böylesi bir cunta ihanetine kalkıştılar. Sonları malum. İnsan yüzüne bakamaz, cemiyet içine çıkamaz vaziyetteler. Dershaneleri, eğitim kurumları, okulları üniversiteleri, hastaneleri kapatıldı. Yargıda, orduda, medyada, maarifte, içişlerinde ve bütün devlet kurumlarında bu örgüt mensubu kim varsa temizleniyor. Onlara mali destek sağlayan iş adamları hesaba çekiliyor. Tam bir istiklâl mücadelesi verilmekte. Fakat bunlar kâfi değil:

1-Mevcut mücadele, hiç taviz vermeden ve derinleştirilerek devam etmelidir.

2-Niyet ve hüviyetini saklamış olanlar, açığa çıkartılarak gereken yapılmalıdır. Deşifre olmamış sinmişler, yedek kuvvetleridir. Onlarla her türlü çılgınlığa kalkışabilirler.

3- Belki daha mühimi sızdıkları memleketlerdir. O devletlere "Türk Okulu" etiketiyle öğretmen ve tüccarlarıyla girerek CIA güdümlü faaliyetler güttüler. Üçüncü ülkelerdeki bu varlıkları, ülkemizin istikbali için tehlike arz etmektedir:

Bu okullarda mankurtlar yetiştirmeye devam edeceklerdir. Bugün bu ülkelerde Türkiye ve Türk devlet adamları aleyhine yoğun bir propaganda faaliyeti içindeler.

Bunlar ve benzer sebeplerden dolayı hücre faaliyet merkezi bu okulların âcilen kapatılması için ilgili devletler nezdinde teşebbüse geçilmelidir.

Sadece okullar değil, şirketler de takibe alınmalıdır.

Bütün enerjiyi örgüt şefinin iadesine harcamamalı. Biz, iadeyi uzak ihtimal görüyoruz. Ya genel valilik devletlerinden birine yollarlar. Veya "müşterek sırları" ifşa etmesin diye bir sabah kalktığımızda kalp krizi geçirmiş olduğunu öğreniriz. Onun kendisinden ziyade verdiği zararlar daha ehemmiyetlidir. 150 veya biraz az veya biraz fazla devlette çalışmaya devam ederlerse bu, o kadar devletle münasebetlerimizi tehlikeye düşürebilir.

Ne askeriye, adliye gibi devlet kurumlarının temizlenmesi yeter, ne de Maşrıkı Azam Üstadı'nın müttefiki Kâinat İmamı'nın iade veya imhası. Fitne, yeryüzüne dal-budak salmış durumda. Hem dalın, hem budağın, hem gövdenin, hem de köklerin ortadan kalkması, millet ve devletin bekası, İslâmiyetin selâmeti Müslümanların huzuru için şarttır. 15 Temmuz gecesi başımızın üstünde uçuşan "kuzgunlar" akıldan çıkmamalı. Aksi hâlde eskiden Kemalist cunta 10 yılda bir darbe yaparken bu defa da FETÖ'cü Cunta, 10 yılda bir darbeye yeltenir.

Rahim Er/Türkiye

  • 3
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Tarih 21 Ocak 2015... Fetocu kanallardan Mehtap TV'de Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan ve Ünal Tanık'ı görüyoruz. Programın adı Temkin Durağı. Fakat konuklar alabildiğine rahat ve küstahlar. Ahmet Turan Alkan ABD'den katılıyor programa. Ali Bulaç kelimesi kelimesine şu sözlerle sesleniyor Alkan'a: "Son sözü hocam sana bırakıyoruz, anavatandasın; dünya oradan yönetiliyor... Böyle hikmetli, güzel şeyler bekliyoruz senden..." Alkan bir şaşırıyor, anavatan mı diyor, Ünal Tanık toparlamaya çalışıyor. Fakat Ali Bulaç almış başını gidiyor.
Orası dünyanın anavatanı diyor; Alkan, bizim anavatanımız Türkiye deyince de kıh kıh gülüyor. Hani ne zaman izleseniz damarlarınızdaki kanın çekileceği türde pişkin bir kendinikoyvermişlik hali! Bu kadarını en "beyaz", en Batıcı tipte bile göremezsiniz! Görmedik.

Lafa bakın... Adam ABD'de ya... O yüzden hikmetli, güzel şeyler söylemesi bekleniyormuş! Peh, peh! Yani Bulaç diyor ki aslında, Feto sana ne anlattı, azıcık çıtlatsana! Yok! Buradan kalkıp aynı Ali Bulaç'la birkaç ay sonra Müslüman kesimin saygı duyduğu bir gazetenin nasıl olup da kucaklaşmaya kalkıştığını falan konu etmeyeceğim.
Dikkatinizi çekmek istediğim şey... Gözlerimizin önünde yeşerip büyümüş feci biçimde tuhaf bir ruh hali... Zamanında İslam âlimi olarak ortaya çıkmış, isim yapmış, belli bir etki alanı oluşturmuş birini ABD'ye "anavatan" dedirtip imalarla dolu biçimde kıs kıs güldüren süreç... Yani hem yolunu hem de kendini kaybetmişlik!

Haşmet Babaoğlu/Sabah

  • 4
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

TV programlarında inatla söylüyorum, söylemeye ve yazmaya devam edeceğim; yaşanan FETÖ ve küresel bağlantılarının hep birlikte Türkiye'yi işgal etme denemesiydi! BAŞARAMADILAR ve yöntem değiştirip yine gelseler asla ve asla başarılı olamayacaklar... MİLLET, LİDER'in yanında kenetlendi ve bu köpeklere gereken her dersi vermeye hazır. Sevgili dostlarım,

Türkiye'de özellikle ekonomik-siyasi denklemdeki son gelişmeleri sorgulayanlar, hala klasik sistem üzerinden sebep-sonuç ilişkisi kurmaya çalışıyorlarsa ve hala eski alışkanlıklara göre çıkarımlar yapıyorlarsa, çıkarımlara varmaları çok zor! Lineer gözlemler ve lineer sorgulamalar, sıçrama yapan GERÇEĞİMİZİ anlamanıza imkan vermez!

Sevgili dostlar, gelişmelerin odağında "değişenler" var! Her şeyden önce sistem değişiyor ve YENİ DENKLEMİN merkezinde "SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANI" gerçeği var... Peki "lineer-doğrusal sebep-sonuç ilişkisi" kuranlar yaşananları neden analiz edemiyorlar?

Sevgili dostlarım, gelişmeleri eski anlayış ve alışkanlık ile analiz edip de "sonuca" varamayanlar, değişen denklem ve gerçeği idrak edemedikleri için zorlanıyorlar...SEÇİLMİŞ CUMHURBAŞKANLIĞI gerçeği idrak edilip denklemler buna göre sorgulanınca başta güç merkezleri dahil birçok tanımlama değişiyor...Bu tespitler eşliğinde varılan sonuç net; değişimi doğru gözlemleyip, taşları yerine oturtabilenler, doğru sebep-sonuç ilişkisini kurabilirler... Peki konuya neden buradan girdim ve bu girişi neden yazdım? Nedeni çok açık; eski denklem ile "elde edilmesi imkansız" BÜTÜN BAŞARILARIN önü açıldı ve Türkiye yeni bir "ekonomik model'i" sorgularken, denklemin ve modelin de "özü" değişiyor hatta DEĞİŞTİ...

Yiğit Bulut/Star

  • 5
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...

Aslında Türk toplumu ordudaki çeşitli vesilelerle yer alan tasfiyelere alışkındır. 2'nci Mahmut'un Yeniçerileri ve dolayısıyla devlete sızmış Bektaşiliği tasfiye ettiği "Vaka-i Hayriye" buna tarihten bir örnektir. Cumhuriyet dönemindeki en büyük tasfiye 27 Mayıs 1960 darbesi sonrasında yapılmıştır. 27 Mayıs darbesinden sonra 275 general ve amiralle, 7.000 albay, yarbay ve binbaşı tasfiye edilmişti. Emekliye sevk edilenler, generallerin % 90'ı, albayların % 55'i, yarbayların % 40'ı, binbaşıların da % 5'iydi. Emekli İnkılâp Subayları (EMİNSU) olarak bilinen bu tasfiye hareketinin finansmanı tamamen ABD'den temin edilmişti. Bu tasfiyeyle TSK, NATO standartlarına uygun olarak yeniden yapılandırılmıştır.
22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963 tarihlerindeki iki darbe girişimi de bastırılırken, cunta liderlerinden Albay Talat Aydemir ile Binbaşı Fethi Gürcan idam edilmişti. Bugün gerçekleştirilen tasfiyenin gerekçeleri geçmiştekilerden farklı olsa da, orduda "Tasfiye" geleneğinin son bir yansımasıdır. Neticede Fetullahçı Terör Örgütü'ne aidiyeti, iltisakı veya örgütle irtibatı olan 149 general ve amiral ihraç edildi. Bu kuvvetlerdeki 32 bin 189 subaydan 1099'unun Türk Silahlı Kuvvetleri ile bağı kalmadı.

Mehmet Barlas/Sabah

  • 6
  • 27
Editörün seçtiği köşe yazılarından...
Editörün seçtiği köşe yazılarından...


Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Muharrem Metin Özbek de diğer iki komutan gibi önceki gece sabaha karşı istifasını verdi. Destek Grup Komutanlığı'nın amiri konumunda olan, Genelkurmay karargahının emniyetinden sorumlu bulunan Özbek'in istifasının doğrudan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar tarafından istenmiş olabileceği konuşuluyor.
Hatırlanacağı gibi Özbek, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün görev süresinin ilk döneminde başyaverliği görevini de üstlenmiş, Muhafız Alay Komutanlığı da yapmıştı. Önceki gece yarısından itibaren, dün akşam saatlerine kadar görevlerinden istifa eden başka komutanlar da olduğu, bu sayının 20'yi bulduğu yönündeki iddialar kulislerde dile getiriliyordu. Konuştuğum kaynaklar, askeri liselere öğrenci alımının işlemlerinin yapıldığı Harekat Başkanlığı Eğitim Daire Başkanı'nın da aralarında bulunduğu 10'a yakın ismin istifa ettiğini kaydettiler.
İhraç kararlarının en çok etkilediği kuvvet, Hava Kuvvetleri. 347 havacı subay, KHK ile TSK'dan atıldı. Bunlardan 263'ü savaş pilotu.
Savaş pilotluğu özel eğitim gerektirdiği için bu açığın hemen dolması kolay değil. Genelkurmay'da yapılan değerlendirmeler, ilk etapta kalan pilotların fazla mesaisi ile açığın kapatılabileceği yönünde.
İlerleyen günlerde de Hava Harp Okulu'ndan kadroya alınacak, jet kullanabilecek pilot sayısı artırılacak. Bu süreçte nakliye ve kargo pilotlarının savaş pilotu olarak takviye edileceği de belirtiliyor.
Bu kararlar Güneydoğu'da yürütülen terörle mücadele açısından hayati önemde. Bir taraftan Güneydoğu'da terör örgütünün hareketlenmesi yeniden başladı, şehit haberleri artıyor.
Askeri kaynaklar, "Şu anda birliklerin gücünde hiçbir sıkıntı yok" bilgisini verdi. Darbe girişiminin ardından bölgedeki bazı tugayların komuta kademesinde boşluk doğdu. YAŞ kararları ve ardından alınacak diğer önlemlerle tugaylarda doğan sıkıntı kısa sürede giderilecek.

Serpil Çevikcan/Milliyet

BİZE ULAŞIN