Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

  • 1
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

Kaç cahil, Lozan Antlaşması'nı Türkiye Cumhuriyeti'nin imzaladığını sanacak?
Lozan temmuz ayında imzalanmış, cumhuriyet ekim ayında ilan edilmiş...
Arada üç ay var.
Öyle ki, işgal kuvvetleri İstanbul'u boşalttıkları gün bile ortada cumhuriyet yok.
Ne var? Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti var.
Bu "adı konmamış" bir cumhuriyet midir? Belki.
Ortada padişah yoktu ama halife vardı. "Türk tipi cumhuriyet" olmalı.
Lozan, "Türk devletini" tanır, şekline karışmaz.
Yani yarın krallık ilan etsek Lozan gene geçerlidir. (Bazı serserilerin de iddia ettikleri gibi 2023'te yürürlükten kalkmayacaktır.) Peki, cumhuriyet TBMM'nin özgür iradesiyle mi kuruldu yoksa Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın emir ve direktifiyle mi?
Cumhuriyetle demokrasi aynı şey olduğuna göre, Gazi "ihtimal bazı kafalar kesilecektir" derken latife yapmış olmalı...
"Yarın cumhuriyet ilan edeceğiz" direktifi hangi alt komisyonlardan, hangi encümenlerden geçmiş de gelmişti?
Niçin birçok muhalif mebusun "Ankara dışında" olduğu bir gün seçilmişti?
Mecliste cumhuriyet oylamasına katılan milletvekili sayısı 334 tam sayıda 158...
Katılmayan ise 176! Meclisin yarıdan fazlası, yüzde 53'ü namevcut.
İnanmıyorsanız açın herhangi bir okul kitabını bakın.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, bırakın nitelikli çoğunluğu, salt çoğunluğu bile tutturamayan oylarla hem cumhurbaşkanı, hem meclis başkanı, hem parti başkanı.
İşte size en güzel kuvvetler bilmemnesi. Bir de arıyorsunuz.

  • 2
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

FETÖ, stratejik taktik olarak belli kimliklere bünyesinde yer verdi.. Etnik, dinsel yahut mezhepsel kimlikler..
O çevreye söyleyeceği sözü, onlar üzerinden söyledi hep.. Bugünkü bitik eleman da o günlerdeki projelerinden biriydi FETÖ'nün..
Kimsenin adını sanını bilmediği bir ortamda, bir anda çıktı ortaya..
Hrant Dink vurulduğunda.. Yüzükoyun yerde yatarken.. O gün tanıdı basın dünyası bu ismi.. Adının altına ilk kez o gün 'yazar' diye yazıldı..
O günden bugüne, her anında, Hrant'ın katilleriyle kol kolaydı.. Ama her yazısında, katıldığı her televizyon programında, Hrant için ne kadar üzgün olduğunu anlattı durdu..
FETÖ'nün kumpas üssü bir gazetede yazdı.. Terör örgütünün propaganda merkezi bir televizyonda program yaptı..
FETÖ-PKK işbirliğinin ürünü olarak PKK'yı destekleyen televizyonda çalıştı.. FETÖ'cü organizasyonlarda FETÖ tezleriyle Türkiye'ye saldırdı..
Türkiye'yi soykırımcı ilan etti, işgalci ilan etti, sivil katliamlarla itham etti.. Bir hain, bir düşman ne yapabilirse, çok daha fazlasını yaptı..
Hatta FETÖ, Faşist Gezi Kalkışması günlerinde onu ajan provokatör olarak bile sürdü sahaya.. Sokaktan devrim devşirmeye çalışan kitle, peşinden gittikleri bu zibidinin sesini polis telsizinden duyunca neye uğradığını şaşırdı..
Kendi tabiriyle Patrikhane'nin yolunu bile bilmezken, Ermeni kimliğini temsil eder hale gelmesini, kendine açıklayabiliyorsa kâfi.. Elini sürdüğü herkes ya kaçtı ya cezaevinde..
Bu hâlâ kenardan havlamaya devam ediyor.. Hayat işte..

  • 3
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

Yahudi Soykırımı'nı konu alan "Amen" filmindeki bir sahne hiç aklımdan çıkmaz. Yönetmen Costa Gavras, Vatikan'daki iki papaz arasında geçen kısacık diyalogda, bugünbize inanması güç gelen gerçeklerin ileride nasıl sıradanlaşabileceğini çok güzel anlatır.
Ve tabii ki sonrasında gelen kolektif pişmanlığımızı... Filmde Nazilerin sivilleri toplama kamplarına gönderdiklerine şahit olan genç rahip Riccardo Fontana, yardım için ABD elçisiyle konuşur. Ona yüzbinlerce insanın öldürüldüğünü söyler.
Elçinin Riccardo'ya cevabı düşündürücüdür. "Söylediklerin doğru. Ama inandırıcı olmak istiyorsan kurbanlara dair gerçekleri dahamütevazı sayılarla ver. Yoksa sana kimse inanmaz!" Evet, 1930-40'larda insanlığıngerçeklere ve delillere inanmaya cesaret edememesinin bedelini tüm dünyada milyonlarca masum sivil ödedi.
Bugün yine dünya savaş koşullarında. Üstelik bu kez savaş sınırlarımızda, 65 devletinuçağı, askeri burnumuzun dibinde. IŞİD'in yaktığı kükürt tesislerinden yükselen dumanların ceremesini bile çekiyoruz... O kadar yakınımızda yangın!
Ve doğal olarak o yangını, emperyalistlerin Ortadoğu politikalarına karşı çıkarları doğrultusunda yüzyıl sonra ilk kez direnen bu ülkenin ta içine sokmak istiyorlar. 15 Temmuz'da deşifre olan Fetullahçılarını kullanmadıkları için de işbirlikçileri eliyle muhalifler arasından gözlerine kestirdiklerini manipüle ediyorlar, kandırıyorlar.
Son dönemdeki hedefleri de Atatürkçüler! Dün bir operasyonları daha deşifre oldu.
Sosyal medyada Atatürk'ün resimlerini paylaşıp kendisine "Cumhuriyet çocuğu" imajı veren "jeans- Biri" isimli hesabın kimliği yargı tarafından deşifre edildi. Kim çıktı dersiniz bu bizim Atatürkçülerimizin gönlünü çalan çağdaş görünümlü cinsin biri? Aynen. Fetullahçıların okulunda ders veren bir şakirt hoca! Dün bu FETÖ'cü trol hesabın başlattığı "aksilahlanma" geyiği, Atatürkçülere satılan gazetelerin ve televizyonların "manşetiydi." "Tehlikenin farkında mısınız" ey Atatürkçü okur!
Bu kaçıncı?
Fetullah'ın ipiyle kuyuya inmekten bir hal olanlar ne güzel de istismar ediyor Atatürkçülüğünüzü. Gözünüzün içine baka baka. Paranızı ala ala... Dostu düşman düşmanı dost göstere göstere... Kafanızdan geçen sloganı sakince yere bırakıp, bir an için kalkanlarınızı indirin, mantığınıza, vicdanınıza teslim olun. Hatta isterseniz bu gerçeklere inanmanız için ABD elçisinin Papaz Riccardo'ya ettiği nasihate uyarım. Evinize giren, reytingine reyting, tirajına tiraj kattığınız televizyonun, gazetenin ABD piyonu Fetullahçıların stratejik ortağı olduğunu da öyle "dümdük" suratınıza söylemem. Yumuşatırım. Ama peşinen söyleyeyim dostlar bunun ilerdeki pişmanlığınıza hiç faydası olmaz.

  • 4
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

HÜRRİYET'İN köprü altında FETÖ'cü ile yaptığı röportaj hala konuşuluyor. Madem öyle biz de oradan devam edelim. Adımlarımızı sıklaştırıp ilerleyelim... Ama en başa dönerek sona yürüyelim... EMNİYET, İtalyan HACKING TEAM ile anlaşıyor. VİRÜS satın alıp hedefteki insanları dinlemek, kaydetmek ve görüntü almak için... Emniyet Genel Müdürlüğü Bilişim Şubesi'nden başını Emniyet Amiri Bilal Şen'in çektiği bir grup işe soyunuyor. El sürmeden UZAKTAN DELİL YÜKLEYEREK operasyon yapmak için... Toplamda 600 bin dolar gibi bir ödeme yapılıyor. Polisler faturayı SİNGAPUR üzerinden karşılamak istiyor. Bilal Şen ve Hacking Team'in CEO'su David Vincenzetti arasında uzun süren e-posta trafiği oluyor. Emniyet "Remote Control System"i satın almak istediğini söylüyor. Polislerden Kamil Akdağ da trafiğin içinde önemli yer alıyor! Bu sistemin KOD ADI ya da KULLANMA KILAVUZUNUN İSMİ İSE GALİLEO...
Peki bu Galileo ne yapıyor? Bilgisayarınıza yüklendiği an sistem tamamen bunların eline geçiyor. Sizi mikrofondan dinliyor, yazışmalarınızı izliyor, sizinle yazışanları takip ediyor ve kameradan GÖRÜNTÜ alıyor! Aynı şekilde İtalyanlar'ın verdiği bu sistemle TELEFONLAR da mikrofon ve kameraya dönüşüyor. Hem hedefteki isim hem onun iletişim kurduğu herkes aynı potaya dolduruluyor... Bu anlaşma yapıldıktan sonra İstanbul'da DATALİNK ANALİZ LİMİTED isimli şirket kuruluyor. Sahipleri Sami Topal, Yusuf Coşkun. Bundan yaklaşık bir ay sonra ise BASE BİLGİ TEKNOLOJİLERİ isimli bir şirket daha kuruluyor. Bunlar hep anlaşmanın sonuçları tabii. Bu şirketin YÜZDE 90 hissesi Atalay Candelen'e ait... Daha sonra DATALİNK'i de BASE'in sahibi olan Candelen alıyor... GALİLEO geliyor, herkes görev için hazır yani!
Düğmeye basılıyor... Atalay Candelen bu arada yanına bazı isimleri alıyor... İşte BUNLARDAN BİRİ DE HÜRRİYET'İN MANŞET YAPTIĞI FETÖ'CÜ David Keynes...
Tabii asıl ismi bu değil... ALPASLAN DEMİR! 1973, GİRESUN doğumlu... Anne ismi HATİCE, baba ismi SELAHATTİN... Ankara Siyasal'a gidiyor. MALİYE BÖLÜMÜNE... Ancak bir türlü mezun olamıyor.
FETÖ'cü pek çok kişi gibi bu bölümü bilerek, isteyerek seçiyor. Sonunda 2009'da okuldan atılıyor... Atalay Candelen ve onun da ortağı olan Faruk Bayındır'ların desteği ile TARKİM'den yani HANGARDAN çıkıyor ve AMERİKA'ya gidiyor... Aslında kullanılan biri. Çok önemli bir isim değil.
Ama sistemin içinde! Emniyet, İtalyan ortağıyla harekete geçtikten sonra bu şirketlerin üzerindeki isimler görev alıyor.
Ve altlarındaki diğer isimler de... Bunlar arasında TİLKİ de var! Bu da bilinen bir HACKER! Siber suçlarda tanınan C.E. Bir de bu sistemin taşıdığı ve bir ara her yerde aranan M.O. var! O da bunların oyuncusu... 39 ülke gezen ve HAZIM SESLİ'nin çok sevdiği GÜNEY AFRİKA'da uzun süre kalan biri... Şimdi Brezilya'da olduğunu duydum. Bilemiyorum... Acaba geçtiğimiz günlerde MEHMET ALİ YALÇINDAĞ'ın maillerini patlatan bunlar mıydı? Bilemiyorum ama sormadan da edemiyorum! Sonuçta o operasyondan sonra YALÇINDAĞ GİTTİ!.

  • 5
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

Türk istihbaratı, örgütün gizli bir iletişim kanalı olduğunu, 2014 başlarından itibaren diğer alanlardaki haberleşmeleri kesilince fark etmiş. ByLock diye özel bir aplikasyon vasıtasıyla haberleştikleri ise Aralık 2014'te tespit edilmiş. Ancak bir yıl sonra MİT, ByLock server'ına erişim sağlamış ve Aralık 2015'ten itibaren arşiv kademeli olarak çekilmeye başlanmış. ByLock kullanan 230 bin kişinin 165 bininin kimlikleri tesbit edilmiş, diğerleriyle alakalı çalışma da sürüyor. Fakat FETÖ, bu bilgi akışını anlayıp Ocak 2016 sonunda ByLock sağlayıcılarını tamamen kapatmış.
Şubat 2016 itibariyle, FETÖ'nün bütün gizli iletişim ağı Eagle programına aktarılmış. MİT, Eagle'ın bazı katmanlarını çözmüş olsa da, uzmanlar program sağlayıcısı google altında olduğu için kırmanın daha zor olduğunu söylüyorlar.
Neticede darbe sırasında ByLock'tan konuşulup konuşulmaması birinci derecede önem arz etmiyor çünkü devletin terör örgütü listesine darbeden çok önce girmiş bir yapının aplikasyonunu kullanmak organik bağınızı ispat etmeye de devletten def edilmenize de, örgüt üyesi olmaktan cezalandırılmanıza da yeter delildir. ByLock, devletten FETÖ mensuplarını tasfiye etmek için birincil önemdeki delilleri sunuyor. Bu yüzden 'eski' olduğunu söyleyen bir FETÖ mensubu, Hürriyet gazetesinden dediklerini hiç sorgulamayıp, diğer kaynaklardan da kontrol etmeyecek kadar ya acemi ya da operasyonel biri olan İsmail Saymaz'a konuşup FETÖ soruşturmasında ByLock'un yetersiz bir delil olduğu intibaını oluşturmaya çalışıyor.
Örneğin ByLock'u kullanan %10'unun FETÖ'cü olmadığı gibi bir rakamı ortaya atıyor. Bunu neye dayandırıyor? Özel referans sistemli ve kullanıcı dostu olmayan bir aplikasyonu sıradan insan neden ve nasıl kullansın? Cevabı yok.
Ayrıca ByLock kullananların bir kısmının İran ve Suudi Arabistan'da yaşadığını iddiaediyor ki bu da bariz bir yalan.
Zira mesaj içeriğinin %98'i Türkiye'den gönderilmiş. Geri kalan en çok kullanım sağlananülkelerse ABD, Fransa ve Kırgızistan... "Eski" FETÖ üyesi olan ve ABD'ye yerleşip ismini David Keynes olarak değiştiren Alparslan Demir'in Hürriyet'e verdiği ve kendisine hiçbir kontra-sorunun sorulmadığı röportajın FETÖ ile mücadeledeki en önemli delil kaynağını itibarsızlaştırmaya yönelik bir çaba olduğunu görmek zor değil.
Soğuk Savaş sırasında kendisine 'eski üye' süsü verip önce günah çıkaran, sonra da bilerek yanıltıcı bilgiler sunan 'sahte sığınmacılar' vardı. Tabii bir de bunların 'olta atıp tuttukları' vardı. Hürriyet yemi bilerek mi yuttu, bilmem. Bildiğim, hiçbir devletin, ülkenin 'merkez medyası' içinde olduğunu savunan bir gazetenin terör örgütünün manşetten propagandasını yapmasını kolay kolay yutmayacağıdır.

  • 6
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

Şimdi, sakın "1970 model bu soru da nereden çıktı?"demeyin. Ayrıca, "Türk solunun yıllarca tekrarladığı bu iddiayı durup dururken niye tekrar gündeme getiriyorsun?" diye de celallenmeyin. Ben bir şey yapmadım. MHP içindeki Başkanlık Sistemitartışmaları ile birlikte kendiliğinden gündeme geldi. MHP'li Ümit Özdağ, twitter hesabından Başkanlık Sistemi ile ilgili görüşünü paylaşmış. Diyor ki: "Demokrasi ve milli birlik için yaşasın parlamenter demokrasi. Kahrolsun otoriter başkanlık rejimi girişimi."
Eskiden bu tür ifadeleri, MHP ile mücadele eden silahlı sol örgütler kullanırdı. Şimdi ise, MHP'li milletvekilleri gündeme getiriyor. Ben bunu garipsedim. Özdağ, "Kahrolsun otoriter başkanlık sistemi" diyor… Böylece, Ülkücü Hareket ve MHP'nin geçmişini reddediyor. Doktrini ayaklar altına alıyor. Alparslan Türkeş felsefesini yerden yere vuruyor. Bunu eskiden Marksistler yaparlardı. Silahlı yasadışı sol oluşumlar dile getirirlerdi. Bugün de benzer ifadeler, MHP içinden yükseliyor…
Ümit Özdağ, toptancı bir yaklaşımla başkanlık sisteminin otoriter bir yönetim olduğunu söylüyor. "Kahrolsun" sloganıyla üzerine yükleniyor… Oysa Başkanlık Sistemi Alparslan Türkeş'in en büyük hayaliydi. 9 Işık Doktrini'nde yer alan, Ülkücülerin ve MHP'nin varlık sebebiydi. Yıllar boyunca bunun için büyük bir mücadele verdiler. Üstelik Ülkücü Hareket'in Başkanlık mücadelesi, Türkeş'in vefatının ardından Devlet Bahçeli döneminde de devam etti. Şimdi size Burçak Yayınları tarafından neşredilen 2.000 Yılı baskısı Dokuz Işık'ın 235.Sayfası'ndan bir bölüm aktaracağım…
Aynen şöyle deniliyor: "Milliyetçi Hareket, tek meclis, tek başkan sistemini savunur." Bugün getirilmek istenen sistem de bu! Ardından şu ifadeler kullanılıyor:
"Çağımız, kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdır. Türk Milleti, dünya imparatorlukları kurduğu devirlerde, kuvvetli, adil ve hızlı icra sistemini uygulamıştır. Kuvvetli ve hızlı icra, gücün tek elde toplanmasıyla mümkündür. Bunun için tarih ve töremize uygun olarak Başkanlık Sistemi'ni savunuyoruz. İcrayı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz."
İfadeler çok açık ve net… Buna rağmen, MHP'li Özdağ, "kahrolsun" diyerek MHP'nin varlık sebebi olan doktrine yükleniyor. İlginçtir, daha düne kadar Dev-Yol, Dev-Sol, TİKKO, THKO gibi Ülkücülere karşı silahlı eylemler düzenleyen örgütler de benzer söylemlerde bulunuyorlardı. Onlar da "kahrolsun" diyorlardı. MHP'nin otoriter bir anlayışa sahip olduğunu iddia ederek, araya bir de "faşistler" ifadesini ekliyorlardı: "Kahrolsun faşistler…" Şimdi anladınız mı, neden "MHP'liler faşist midir?" ifadesini kullandığımı! Ümit Özdağ'ın yaptığı çıkış düşündürdü bunu bana!

  • 7
  • 14
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!
Halk TV’den FETÖ’ye örtülü destek!

Mevcut panoramaya bakarak ülkemizin geleceği ile ilgili kötümser öngörülerde bulunanlar var: "daha fazla otoriterleşme." Olumlu öngörüler arasında ise Türkiye'nin geleceğinin sekülerizmde olduğu görüşü gittikçe daha sık ifade ediliyor.
Bu görüş Arap isyanlarından sonra İslamcıların hem bölgede hem Türkiye'de "iflas ettiği" argümanına dayanıyor. "Ilımlı hizmet" örgütlenmesi gibi görünen Gülen hareketinin bile terör örgütüne dönüşmesini de argümanını güçlendirmek için kullanıyor.
Hem de her tür "İslami iddialı grubun" siyasetle ilgilenmesinin ülkeye zarar vereceğisonucuna vararak. İslami aktörlerden demokrasi çıkmayacağı varsayımından hareket eden bu görüş ülkemize nasıl bir gelecek öngörebilir?
Elbette sekülerist bir rejim. Bu iki türlü olabilir: ya AK Parti'den kurtularak Kemalizm'in sekülerizmine geri dönüş ya da AK Parti eliyle yeni bir sekülerizm dalgası oluşturmak.
Türkiye'nin geleceğinin İslami- milli değerler /öncelikler ile demokrasiyi harmanlayan bir siyasetten yürüyeceğini düşünüyorum. Bahsettiğim şey Batı'nın "ılımlı İslam projesi" değil. Onun ne olduğunu gördük:
FETÖ. AK Parti ve Erdoğan on dört yıllık iktidardan sonra bile Türkiye sosyolojisini elinde tutabilen başat aktörler durumunda. Muhafazakâr- İslami elitlerin ülkeyi siyaseten dönüştürme ve bürokrasi hegemonyasına son verme kapasitesi sekülerist elitlere kıyasla hâlâ önde. Kaldı ki unutulmasın, FETÖ gibi yabancı istihbaratların taşeronu haline gelen "dini iddialı" gizli bir örgütün "devleti ele geçirme" ihanetini ancak AK Parti ve Erdoğan gibi İslami hassasiyetlere sahip siyasi aktörler önleyebilirdi. Ortadoğu'nun mezhep çatışmasını realiteyi yok sayan sekülerizm ile değil, yeni bir dini meşruiyet çerçevesi ile aşabilirsiniz.

BİZE ULAŞIN