Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

Artistik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak 'nin jimnastikteki ilk dünya şampiyonu oldu. Tarihi başarının kahramanıyla bir araya geldik. Verdiği asker selamıyla çok konuşulan Çolak "Şanlı Türk ordusunun morale ihtiyacı vardı, onlara destek olmak istedim" diyor

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

Artistik Dünya Şampiyonası'nda altın madalya kazanarak 'nin jimnastikteki ilk dünya şampiyonu oldu. Tarihi başarının kahramanıyla bir araya geldik. Verdiği asker selamıyla çok konuşulan Çolak "Şanlı Türk ordusunun morale ihtiyacı vardı, onlara destek olmak istedim" diyor

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

Henüz beş yaşındayken eski bir jimnastikçi olan amcasının elinden tutup spor salonuna götürmesiyle başlayan, 19 yıllık bir çalışmanın ardından ise dünya şampiyonasının birincilik kürsüsünde taçlanan bir hikaye 'ınki... Artistik Dünya Şampiyonası'nda halka aletinde altın madalya kazanarak 'nin branşındaki ilk dünya şampiyonu olan İbrahim Çolak, başarısıyla tüm Türkiye'nin göğsünü kabarttı... Malum, jimnastik ülke olarak çok fazla başarımızın olduğu bir spor branşı değil. Hal böyle olunca İbrahim Çolak'ın şampiyonluğu Türk spor tarihinde bambaşka bir yerde duruyor. Biz de bu tarihi başarının kahramanıyla bir araya geldik... Şampiyonluk nasıl geldi, seramonide asker selamı vermesinden sonra neler yaşandı, nasıl zorluklarla karşılaştı, jimnastikten sonra neler yapmayı düşünüyor ve çok daha fazlasını konuştuk, gururlandıran zaferin perde arkasını araladık...

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

- Şampiyon olduğun akşama dönelim ve o akşamı tekrar birlikte senin gözünden yaşayalım mı?

- Tabii... O gün salona girdiğim ilk andan itibaren çok heyecanlıydım. Sonuçta olimpiyatlara gidebilmek için son şansımdı. Sıra bana geldi ve başladığım an bir rahatlama geldi. Hareketlerimi eksiksiz tamamladığım an ise çok sevindim. İçimden "Galiba bir madalya gelecek" dedim. Benden önce 2012 Olimpiyat Şampiyonu yarışmıştı. Benim puanım açıklandı, bir baktım onu geçmişim, çok sevindim. Benden sonra çok güçlü bir diğer rakibim İtalyan bir sporcu çıktı. Çok az bir farkla onun puanı da benim altımda kaldı. Ondan sonra üç kez dünya, dört kez Avrupa şampiyonu olmuş Yunan rakibim geldi, ben hep stresliyim tabii izlerken. O da geçemedi beni. Sonra Ermeni ve Fransız rakipler de geldiler ve onlar da geçemediler, bir baktım en tepedeyim. (gülüyor)

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

- Ve şampiyonluk geliyor... Tam olarak neler hissettin o anda?

- Bir fotoğrafımı gördüm, şampiyon olduktan sonra çekilmiş. Kollarımı iki yana açmış bağırıyorum. O anki enerji boşalmasını ifade eden öyle bir fotoğraf ki başka söze gerek yok...

- Şampiyon olduktan sonra verdiğin asker selamı da çok konuşuldu...

- Ben milli bir sporcu olarak üzerime düşen görevi yaptım, madalyayı aldım. Ama cephedeki askerlerimize destek olmak amaçlı onları selamlamak da istedim. Bu madalyayı onlara armağan ettim. Şanlı Türk ordumuzun morale ihtiyacı var. Onların yüzünde bir tebessüm bile uyandırabildiysem ne mutlu bana...

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

- A Milli Futbol Takımı'ndaki oyuncularımızın gol sonrasında asker selamı vermesi çok konuşuldu. Peki, size bu konuda bir şeyler söylendi mi?

- Bana bireysel olarak gelip bir şey söylenmedi. Ama federasyon başkanımıza Dünya Federasyon Başkanı "Bu selamı bir daha yapmayalım, sporun içine bunları sokmayalım" demiş. O yüzden benden bir gün sonra gümüş madalya kazanan Ahmet Önder selamı veremedi, uyarı yapıldı diye. Yoksa o da askerlerimize destek olmak istiyordu.

- Bunun siyasi yorumlanmasına ne diyorsun?

- Hatırladığım Kuzey Koreli bir sporcu var. Olimpiyatlarda, dünya şampiyonalarında dereceleri olan bir isim. O, her madalya töreninde asker selamı verirdi. kimse ona bir şey demedi. Şimdi ben bir kere selam verince hemen uyarı yapılması anlaşılır değil.

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

- Demek ki futbolda yaşanan durum diğer spor branşlarının yönetim kadrolarında da mevcut?

- Sanırım. Aslında biz savaşın değil, barışın peşindeyiz, bunda yanlış bir şey yok. Böyle bir harekat olmasa bile ben yine bu selamı verebilirim.

- Türkiye'nin jimnastikteki ilk dünya şampiyonu oldun. Omuzlarındaki yük arttı mı şimdi?

- Bu alanda ilkleri başarıyor olmak tarifsiz bir his. Avrupa şampiyonluklarım oldu. Yaptığım bir hareket 'The Çolak' adıyla literatürüne geçti. Ama dünya şampiyonluğu apayrı bir durum. Üç hedefim vardı: Avrupa şampiyonluğu, Dünya şampiyonluğu ve Olimpiyat şampiyonluğu. İlk ikisi tamam sıra şimdi sonuncuda.

- Çok uzun bir çalışma süreci aslında tek bir ana sıkışıp kalıyor değil mi?

- Kesinlikle! 19 sene finaldeki 50 saniye için çalıştım. Finalde izlediğiniz her hareketi ben binlerce defa yapmışımdır. Ama işte hiçbirinin önemi yok sonuçta o tek seferde yanlış yapsan önceki bin başarılı koreografinin hiçbir önemi kalmıyor.

Mehmetçiğin yüzünde bir tebessüm oluşturduysam ne mutlu bana

- Filmi biraz daha geriye saralım öyleyse. Yani jimnastiğe başlama öyküne...

- 5 yaşımda başladım. Amcam Erkan Çolak sayesinde, kendisi eski bir jimnastikçiydi, ailem de onun vesilesiyle yönlendirdi. Şavkar Spor Kulübü'nde, İzmir'de başladım ve bugüne kadar da aynı kulüpte devam ettim. Antrenörüm de Yılmaz Göktekin, onunla da 19 yıldır beraberiz.

- Epeydir yoldaşlık yapıyorsunuz yani...

- Tabii ki... İkimiz de ailemizden uzak kaldık, günümüzün yarısı jimnastik salonunda geçti. Annemden babamdan çok Yılmaz Hoca'yı gördüm ki o da çocuklarından çok beni görmüştür.

- İlk gününü hatırlıyor musun?

- Hayal meyal. Havada uçan, zıplayan abiler vardı. "Yahu" dedim "Bunlar ne yapıyorlar..." (gülüyor) Jimnastik salonları zaten küçük çocuklar için oyun parkı gibidir. Aletler, rengarenk ortam, sünger havuzları... Hoşuma gitmişti benim de tabii... 6 yaşımda da kendi yaş grubumda şampiyonu olmuştum.

BİZE ULAŞIN