"Reform olarak kabul edilemez"
ANAYASA değişikliği paketine, Yargıtay'dan sonra Danıştay yönetimi de "kurumsal tepki" vererek, taslaktaki düzenlemelerin devletin hukuki yapısını etkilemeye yönelik olduğunu savundu. Danıştay Başkanlar Kurulu dün yaptığı toplantıda, Anayasa değişikliği paketini değerlendirdi. Danıştay Başkanı Mustafa Birden, toplantı sonunda açıklama yaparak kendilerinin görüşleri alınmadığı gibi taslak metnin resmi olarak da Danıştay'a gönderilmemesinden yakındı. Birden'in okuduğu açıklamada özetle şu değerlendirmeler yapıldı:
Devletin üç temel erkinden biri olan yargı erki içinde önemli bir konuma sahip bulunan Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun oluşumuna, görev ve yetkilerine ilişkin yapılan değişiklikler, bu üç temel erk arasındaki iş bölümünü ve devletin hukuki yapısını etkileyecek nitelikte bulunmaktadır.
HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin, siyasi iktidarın beklentilerine cevap verecek bir yapıya dönüştürülmesi yargı reformu olarak kabul edilemez.
Cumhurbaşkanı'nın yüksek mahkemelerin oluşumuna doğrudan ya da dolaylı olarak katılımının sınırlandırılması ve bu konudaki yetkilerinin azaltılması gerekirken, yüksek yargıyı ve Kurulu biçimlendirme imkânı geliştirilerek pekiştirilmiştir.
HSYK'nın, daha bağımsız, daha teminatlı ve siyasi etkilerden uzak bir yapıya kavuşturulması gerekirken geniş tabanlı temsil esası, demokratik meşruiyet gibi kavramlar adı altında kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlâl eder biçimde yapılandırıldığı; böylece, siyasi etkilere daha açık ve Adalet Bakanlığı'nın kontrolünde bir Kurul oluşturulduğu görülmüştür.
Devletin üç temel erkinden biri olan yargı erki içinde önemli bir konuma sahip bulunan Anayasa Mahkemesi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun oluşumuna, görev ve yetkilerine ilişkin yapılan değişiklikler, bu üç temel erk arasındaki iş bölümünü ve devletin hukuki yapısını etkileyecek nitelikte bulunmaktadır.
HSYK'nın ve Anayasa Mahkemesi'nin, siyasi iktidarın beklentilerine cevap verecek bir yapıya dönüştürülmesi yargı reformu olarak kabul edilemez.
Cumhurbaşkanı'nın yüksek mahkemelerin oluşumuna doğrudan ya da dolaylı olarak katılımının sınırlandırılması ve bu konudaki yetkilerinin azaltılması gerekirken, yüksek yargıyı ve Kurulu biçimlendirme imkânı geliştirilerek pekiştirilmiştir.
HSYK'nın, daha bağımsız, daha teminatlı ve siyasi etkilerden uzak bir yapıya kavuşturulması gerekirken geniş tabanlı temsil esası, demokratik meşruiyet gibi kavramlar adı altında kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlâl eder biçimde yapılandırıldığı; böylece, siyasi etkilere daha açık ve Adalet Bakanlığı'nın kontrolünde bir Kurul oluşturulduğu görülmüştür.