Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kum toprağını arar

asıllı İsveçli yazar Golnaz Hashemzadeh Bonde, Bizden Geriye Kalanlar’da doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalıp başka topraklarda kök salmaya çalışan bir kadının gözünden hayat ve ölümü anlatıyor

Giriş Tarihi: 1.11.2019
Kum toprağını arar
Belki bilinçaltımın bana oynadığı bir oyun, belki de sadece bir tesadüf. Son dönemde elim hep arka arkaya mültecilerle ilgili romanlara gidiyor.
Bu kez de Golnaz Hashemzadeh Bonde'nin romanı Bizden Geriye Kalanlar'ın sayfalarını çeviriyorum.
Yazar da bir göçmen. 1983 yılında İran'da dünyaya geliyor, çocuk yaşta İran İslam Devrimi karşıtı ailesiyle birlikte İsveç'e kaçıyor. Sahte pasaportları, geçici çalışma vizeleri ve birkaç bavulla birlikte... Aile burada yeni bir hayat kurmayı başarıyor ama köklerinden de kopmuyor. Hatta Golnaz Hashemzadeh Bonde, büyük bir tutkuyla bağlı olduğu toprakların kültürünü unutmamak için Farsça öğreniyor.
Bir yandan da geldiği topraklarda hayata tutunmak için çalışıyor. Bunu da büyük ölçüde başarıyor. Stockholm School of Economics'ten mezun olduktan sonra En Büyük Goldman Sachs Küresel Liderleri'nden biri seçiliyor.
Toplum içinde ayrımcılığa karşı savaşan Inkludera Invest adlı kuruluşun kurucusu ve başkanı oluyor. Bir gün ülkesine geri dönebilme hayali hep içinde olsa da İsveç'te bir aile kuruyor, eşi ve kızıyla Stockholm'de yaşıyor.

EN BÜYÜK KORKU
Mehmet Gürsel çevirisiyle Epsilon tarafından Türkçe yayımlanan Bizden Geriye Kalanlar, Bonde'nin ikinci romanı. İsveç, her 100 vatandaşından birinin İran kökenli olduğu bir ülke.
Ülke nüfusunun yüzde 24'ünü de zaten farklı kökende insanlar oluşturuyor. Bonde de o insanlardan biri. İsveç'e geldiğinde çocuk yaşta olmasına rağmen o yıllardaki en büyük korkusu sorulduğunda "Anneannemi ve dedemi bir daha görememek" diye anlatıyor. Romanında da gerçek hayatta yaşadıklarının şekillendirdiği kalemiyle başka topraklarda kök salmaya çalışan bir kadının gözünden özlemleri, kayıpları ve her şeye rağmen hayata tutunmayı anlatıyor. O dönem kızının doğumu, annesi ve anneannesinin ölümü onu bu romanı yazmaya itiyor.
Romanın kahramanı 50 yaşındaki Nahid'in altı aylık ömrü kalmıştır. Hayatında kayıplar yaşamaya alışkındır ama ölümle burun buruna gelmek onu öfkelendirir.
Bu öfkeden kimi zaman doktoru çoğunlukla da kızı nasibini alır. Pişmanlıkları, kayıpları ve bugüne kadar sıkı sıkıya tutunduğu "ne pahasına olursa olsun hayatta kal" düşüncesini tekrar tekrar masaya yatırır.
Onu en çok da kök salamıyor olma, özgürleşememe düşüncesidir zorlayan: "Kum toprağa akar çünkü oraya aittir. Kumu yerden kaldırabilir, onu zapt edebilir, bir yerden başka bir yere nakledebiliriz.
Ancak aradan çok ama çok zaman geçse de, biz o kumu binlerce kilometre öteye taşımış olsak da, kum ilk fırsatta toprağı arayacaktır yine. Hepimiz köklerimize bağlıyız çünkü." Nahid'in roman boyunca süren sorgulamaları okuyucuyu da mülteci olmanın dayanılmaz ağırlığıyla karşı karşıya getiriyor, tekrar tekrar düşünmeye itiyor.
Dayton Edebiyat Barış Ödülü kazanan romanıyla yazar Bonde, kaybettiği yakınlarına veda etme fırsatı da buluyor.

Romandan...
"Haberleri izliyorum. Denizi aşmak isteyen o kadar çok mülteci var ki. Dünya eski dünya değil artık. Biz kaçarken en büyük sorunumuz, kendi ülkemizden dışarıya nasıl çıkacağımızdı. Oysa bu insanlar... Buraya kat ettikleri her bir kilometre için büyük mücadeleler vererek varıyorlar, vardıklarında da gerçekten geldiklerini sanıyorlar. Onlara bunun sadece bir başlangıç olduğunu söylemek isterim. Kaçış kanınıza giren bir olay oluyor, doğmamış çocuğunuza miras kalıyor ve bir tümör misali zaman geçtikçe içinizde büyüyor. Kaybettiğiniz onca şey... Zamanla atlatacağınızı sanıyorsunuz ama öyle olmuyor işte. O hâlâ orada duruyor, korktuğunuz, kaçtığınız kader bile hâlâ orada... Her şey kalıyor, her şey nesilden nesle geçiyor..."

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Kum toprağını arar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN