Türkiye'nin en iyi haber sitesi

tarihine yolculuk

Özellikle klasik dönem Osmanlı tarihi konusunda çalışmaları bulunan Prof. Dr. Feridun M. Emecen, Kıyı Kentleri Tarihi adlı çalışmasıyla ülkemiz tarihine meraklı her okur için kıymetli bir eser sunuyor

Giriş Tarihi: 10.4.2020 ABONE OL
Karadeniz tarihine yolculuk
Tarih profesörü Feridun M. Emecen bugüne kadar klasik dönem Osmanlı tarihi başta olmak üzere tarih alanında pek çok önemli çalışmaya imza attı. Turkuvaz Kitap tarafından yeni yayımlanan Karadeniz Kıyı Kentleri Tarihi adlı kitabı ise, İlk Çağ'dan bu yana tarih sahnesinde önemli bir yeri olan Karadeniz coğrafyasına odaklanıyor.
Emecen'in de sunuş yazısında belirttiği gibi, antik dönemde "Misafirperver Deniz" (Euxinus) diye anılan Karadeniz'in özellikle Anadolu kıyıları üzerindeki kentleşme tarihi, giderek artan şekilde akademik veya mahallî anlamda gün geçtikçe artan bir ilgiye mazhar oluyor.
Kitap da bu ilginin, yazarın vaktiyle kaleme aldığı pek çok araştırmanın ışığında, mevcut kaynaklarla sağlamasını yaparak ortaya koyduğu kıymetli bir çalışma. Üstelik Karadeniz için yapılan bir akademik çalışmanın da ötesinde, Türkiye tarihine meraklı herkes için de bir kılavuz kaynak niteliğinde.
Batı Karadeniz'de sakin kentler ve limanlar, Orta Karadeniz şehirleri liman kenti ve iç bağlantılar, Doğu Karadeniz'in batı kesimi iskele ve kasabalar, Doğu Karadeniz'in doğu kesimi vadi içi yerleşimler ve büyük kentler başlıklarıyla dört ana bölümden oluşan kitapta pek çok kasaba ve şehirle ilgili zihin açan bilgiler de var. Mesela bugün sarımsakla anılan Taşköprü… Emecen bu konuda şöyle diyor: "Bugün Taşköprü ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyenler, kasaba hakkındaki literatürde iki özellikle karşı karşıya kalırlar: Antik Pompeiopolis şehri ve sarımsak! İnternet sitelerinde ve çeşitli tanıtım broşür ve turizm rehberlerinde Taşköprü daima bu iki hususiyetiyle öne çıkarılır, antik kalıntılar üzerindeki faaliyetler ve teşebbüslerden söz edilirken Taşköprü'ye âdeta damgasını vurmuş olan ve burayı küçük bir ilim yuvası haline getiren Muzafferüddin Külliyesi tamamen unutulur veya arka plana atılır. Bu durum bir ölçüde kasabanın adına kaynaklık eden köprü için de geçerlidir. Halbuki Zımbıllı tepesinde akropolü bulunan ve bu dağın eteğine yayıldığı anlaşılan Pompeiopolis'in iki Türk yerleşim yeri ile doğrudan herhangi bir bağı olmadığı gibi bugünkü Taşköprü kasabası da buranın fiziki ve organik bakımdan devamı değildir. Kasabanın bir Türk yerleşmesi olarak ortaya çıkışı, adının da delalet ettiği gibi Gökırmak suyunun üzerinde, taştan bina edilmiş ve böylece kalıcı hale getirilmiş köprüyle ilişkili görünmektedir. Eğer antik şehir ile yeni Türk yerleşmesinin süreklilik arz eden bir organik bağı bulunsaydı o vakit örneklerine sık rastlandığı üzere bu iskân mahallinin adı, antik ada yakın bir isimle yahut onun biraz bozuk şekli ile anılırdı. Bu bakımdan bugünkü Taşköprü yerleşmesinin antik şehrin doğrudan bir devamı olmadığı, buranın harabiyetinden çok sonraları, adının tamamen unutulduğu veya adını yaşatacak bir insan birikiminin artık kalmadığı bir devirde, mevcut köprünün hemen yanı başında, onun adını taşıyan yeni bir Türkmen yerleşmesi halinde ortaya çıktığı ileri sürülebilir. Bu durumda karşımıza yeni bir problem daha çıkmaktadır. Zikredilen Taşköprü acaba ne zamandan kalmadır?"

OF PAZARI
Karadeniz'in, insanıyla, doğasıyla en renkli ilçelerinden Of'un tarihine ilişkin değerlendirmeler de kitapta yer alan pek çok bilgi gibi kayda değer: "Of'un ilk nüvesini oluşturduğu açık olan Moroz yerleşmesine dair kayıtlar özellikle XVII. yüzyıl ve XVIII. yüzyılda ilginç bazı yeni gelişmeleri ortaya koyar. XVII. asrın ortalarına ait bir cizye defteri Moroz'daki iskânın sürekliliğine işaret etmektedir. Nitekim burayla ilgili Nisan 1653 tarihli cizye kayıtlarında köyün varlığını sürdürdüğü ancak nüfusunda azalma olduğu ve Hıristiyanların 11 haneye düştüğü anlaşılmaktadır.17 Defter gayrimüslimlerden alınan cizye vergisinin tespiti maksadıyla hazırlandığı için sadece Hıristiyan nüfusa yer verilmiş ve böyle bir vergiyle mükellef olmayan Müslüman nüfus kolayca tahmin edilebileceği gibi bu kayıtlarda yer almamıştır. Bu bakımdan bunların sayıları hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır fakat onların sayılarının Hıristiyanlardan daha fazla olduğu kolayca tahmin edilebilir. Zamanla iskele olmasının rolüyle köyün nüfusça kendisini toparladığı düşünülebilir. Ayrıca köyde giderek bir dönüşüm de gerçekleşmiş ve XVI. asır sonlarında beliren Müslüman nüfus varlığı daha kuvvetli bir unsur haline gelmiştir. Nitekim XVIII. yüzyılda burası hem iskele hem de bir Pazar yeri olarak sivrilirken artık burada Cuma kılınabilecek bir camiin varlığından da söz edilmeye başlanmıştır. XVIII. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nde özellikle yerli/mahalli güçlerin yükselişine tanıklık eden yeni bir dönemin habercisi olmuştur."
Özetle, pek çok kaynağa da atıfta bulunarak hazırlanan Karadeniz Kıyı Kentleri Tarihi arşivlik bir çalışma… Bir tanıtım yazısında özetlemesi müşkül derinlik ve teferruatta bir içeriğe sahip… Sadece araştırmacıların ve konuyla ilgili olanların değil, ülke tarihine meraklı olan herkese doyurucu bir içerik sunuyor.

ARKADAŞINA GÖNDER
Karadeniz tarihine yolculuk
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA