Baskın biriyim ama sert değilim

İngiltere'de oyunculuk eğitimi alan İlker Kaleli; Türkiye'de, yurt dışından gelen oyuncuların daha çok el üstünde tutulduğunu söylüyor: Biz ne yazık ki Avrupa ve Amerika hayranlığıyla büyüdük. Oysa oraya giden de insan, oradan gelen de...

Giriş Tarihi: 8.6.2014
'Son', 'Kayıp Şehir' ve 'Kayıp' adlı dizilerde rol alan İlker Kaleli; oyunculuk kariyeri ve bilinmeyen yönleriyle ilgili Esquire dergisine samimi açıklamalar yaptı.

Oyuncu olmak istediğinizi fark ettiğiniz ilk an ne zamandı?
Bu işler, karar vermekle olmuyor sanırım. Biraz daha içeriden gelen bir şey... Engel olmaya çalışsan da başaramadığın, bir şekilde senin hayatına yön veren bir dürtü.

İngiltere'de okumanız, oyuncu olarak daha çok tercih edilmenizi sağladı mı?
Böyle şeylere çok inanmıyorum. Hiçbir oyuncu, özgeçmişine bakılarak işe alınmıyor. Ortaya neyi, hangi güçte koyduğun daha önemli.

YABANCI DİLDE OYNAMAK ZOR

Ancak yurt dışında okuyanlar bu ülkede çok rağbet görüyor...
Biz, ne yazık ki Avrupa ya da ABD hayranlığıyla büyüdük. Bu yüzden yurt dışından gelen bir adam hemen el üstünde tutuluyor. Kimsenin "Afganistan'da bir konservatuvara gittim" dediğini de duymadım. Gerek yok böyle şeylere. Oraya giden de insan, oradan gelen de.

Başka dilde oynamak zor mu?
Zor tabii. Yazılan her kelimeyi anlaman, bu dilde rol yapabileceğin anlamına gelmiyor. Okuldayken anadili İngilizce olmayan, ama uluslararası çapta oyunculuk yapan insanların röportajlarını okurdum. Benim de benzer yanlarım olduğunu fark ettim. Kilit nokta; ben nereye gidersem gideyim, Türk'üm. İlk aşkımı da, ilk kızgınlığımı da Türkçe yaşadım. Şu an kullandığım kelimelerin hepsi o duyguya Türkçe'yle bağlı. Evet, 'aşk' İngilizce'de 'love' demek, ama ben 'love' dediğim zaman, Türkçe 'aşk' demem gibi etkili olamıyorum. Bu yüzden başka dilde oynarken çok yavaş, her kelimenin içini doldura doldura çalışmak zorundasın. Ta ki o senin artık kendi için, kendi dilin, kendi bakışın olana kadar. Ancak o zaman yabancı dilde iyi oynanabilir diye düşünüyorum.

Tiyatrodan televizyona geçiş sizin için zor oldu mu?
Çok zorlanmadım. Aralarındaki üslup farkı zaten belli. Oyuncu dediğin, her ikisine de hakim olmalı. Hakim değilsen, yapma bu işi! Fotoğrafçı adama "Bu objektifi çıkarıp diğerini takarsam yine de çekebilecek misin?" demek gibi bir şey bu.

HEDEFE YOLCULUK ÖNEMLİ

En çok hangi karakteri oynamak isterdiniz?
Oynamak istediğim çok karakter var. İnşallah ömrüm yetecek ve hepsini oynayacağım. Kendimi komedide yetenekli görmezdim. Okulda bir gün Çehov'un 'Martı'sını oynuyoruz. 'Martı' burada ağır bir oyun olarak bilinir. Bize orada bir 'Martı' oynattılar; oyunun dram değil, komedi olduğunu öğrendik. Yan rollerden birini oynuyordum. Kafayı kırıp role çok çalıştım. Ama daha sonra hiç beklemediğim bir şey çıktı ortaya ve millet gülmekten yerlere yattı. O gün komedi yapabildiğimi anladım. Tabii gönlümden geçen tür, dramdır.

Mutlu musunuz? Olmak istediğin yerde misiniz?
Mutluyum. Olmak istediğim yerde miyim? O, her zaman değişen bir şeydir. İnsan, doğası gereği hiçbir zaman olmak istediği yerde olmaz. Mesleki olarak tabii ki istediğim yerde değilim. 'Martı'nın sonunda Nina'nın da söylediği gibi, "Önemli olan hedefe varmak değil, hayatı bu şekilde yaşıyor olmaktan zevk almak..." Yani önemli olan, hedefe doğru yapılan yolculuk.

Karakter olarak sert ve baskın biri misiniz?
Bu, birlikte olduğum insana ve içinde bulunduğum duruma göre değişir. Baskın mıyım? Evet. Ama sert olduğum söylenemez.

Hayatta en çok değer verdiğiniz şey nedir?
Gerçekliğe çok önem veririm. Karşındaki insanın gerçek olmasını isterim. Sokakta merhabalaşıyorsak bile bu gerçek olmalıdır.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Baskın biriyim ama sert değilim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN