Süper kahramanlar, her zaman pelerin takmaz

Bazen bir adam çıkar... Attığı her adımda yer sarsılır aslında. Kimseler duymasa da... Attığı her adımda irade vardır, güç vardır, yetenek vardır, yürek vardır... Hedefine doğru yürür özgüvenle. Ama kibirden uzak, sakince

Giriş Tarihi: 15.3.2015
Süper kahramanlar, her zaman pelerin takmaz
Sadece filmlerde ya da çizgi romanlarda olmaz süper kahramanlar. Gerçek hayatta da vardır onlar. Aramızda yaşarlar. Dikkatli bakmak yeterlidir onları fark etmek için. Jet hızıyla uçmazlar belki. Ya da bileklerinden örümcek ağı çıkarıp bir binadan diğerine salınmaz, şatolarda yaşayıp fantastik arabalara binmezler. Evet, daha 'mütevazıdır' belki süper yönleri. Ama kahramanlıkları sahicidir. Hayal ürünü değildir. Üstelik bırakın böyle özel donanımlara sahip olmayı, hayallerine uzanan yola ilk adımlarını atacakları zaman, en temel aksesuvarlardan bile yoksundurlar. Tıpkı Malatya'da doğan bizim kahramanımız gibi. Ailesinin durumu kötüdür. Ona futbol ayakkabısı alamazlar haliyle. Çocuk yaşta futbol takımının seçmelerine katılabilmek için arkadaşından ödünç ayakkabı alır o da. Ama ayakkabı numarası tutmaz bu defa da... Üç numara büyüktür bulabildiği pabuçlar zira... Tutar, gazete kağıdı doldurur ayakkabının içine. Ve o halde kazanır seçmeleri. O günden sonra birer birer yükselir basamakları. Çanakkale Dardanel'in yolunu tuttuğunda, aile hasreti ağır basar, "Yapamayacağım" der bizim kahraman. Ama arkadaşı ikna eder. Otogardan geri döner. Gel zaman git zaman, Galatasaray'a kadar uzanır yolu. Forma için sırasını beklerken, bir meslektaşının şanssızlığı onun şansı olur. İsveçli Linderoth sakatlanınca, formayı sırtına geçirir. Kariyerinin bir kırılma anında daha bir nevi şansı yaver gitmiştir. Ne de olsa şans, cesurları sevmektedir.

SAHADA DA HAYATTA

Sahada her yere erişen, her arkadaşının imdadına yetişen ayakları yüzünden 'örümcek' derler ona. Sadece yeşil sahada değil, eşiyle birlikte hayatta kimin yardıma ihtiyacı varsa, 'örümcek' uzanır hemencecik oraya da. Eşi şiir kitapları yazıp geliriyle diyaliz makinesi alır hastalara. Gün gelir yaşlılara iftar yemeği verirler, gün gelir Diyarbakırlı çocukları alıp Şükrü Saraçoğlu'na Fenerbahçe'yi izlemeye getirirler. Onu kahraman yapan sadece bunlar değil. Kazanmak için farklı bir reçete sunması, genel kabul görenin ve hatta sevilenin aksine 'sakin güç' olarak kalmayı başarması. Konuştuğu zaman kimseyi rencide etmiyor. Polemik peşinde değil, top peşinde koşuyor. 30'una geldi ama oyununu hâlâ daha yukarılara çekiyor. Önünde ve arkasında oynayan herkese, 'Mehmet Topal' bereketi sirayet ediyor. Ve onu sahada gören taraftarına huzur veriyor, güven aşılıyor. Mücadelenin en kora korunun yaşandığı mevkisinde dahi sınırları aşmıyor. Sahadaki kahramanlığı her tür şaşaadan, reklamdan, yapmacıklıktan uzak... Sadece işini yapıyor. Rol yaparak ya da taban basarak başkasının emeğine göz dikmiyor. Amigoluğa da soyunmuyor. Hangi rengi severse sevsin, önce futbolu seven herkes ona saygı duyuyor. Forması için var gücüyle savaşıyor, karşı takımın taraftarı ona bakınca, üzerindeki renkleri değil sadece bir 'adam' görüyor. Süper kahramanlık büyüsü işte... Maç başına 50 adam geçenlerin, heykel gibi vücutlarıyla reklam panolarını süsleyenlerin 'süper sayıldığı' bir dünyada, kahramanlığın kitabını baştan yazıyor. Sahada 'insan taklidi yapanların' idolleştiği bir dünyada, hem savaşçı, hem başarılı, hem de vakur olmanın formülünü gözümüze soka soka kanıtlıyor. Sarı lacivert formayla, eski takımı Galatasaray'ın çimlerine çıktığında dahi kimseler onu ıslıklamıyor. Gösterişsiz oynayıp, en görkemli dersi veriyor. Ve ona bakınca insan ikna oluyor: Süper kahramanlar var gerçek hayatta. Pelerin takmasalar da...
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Süper kahramanlar, her zaman pelerin takmaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN