un siyah gölgesi

Giriş Tarihi: 8.5.2016
Futbolun siyah gölgesi

’in başında tarih yazan Diego Simeone, bir teknik direktörden çok öte bir adam. Hayal kurmanın paraya endeksli olmadığını, inancın ve hırsın her engeli aşabileceğini ispatlayan, oynattığı la adeta bir yaşam felsefesi aşılayan bir ‘yükselen kahraman’

Oyuncular uzun bir masanın iki yanına sıralanmış oturuyor yemek vaktinde.
Alışıldığı üzere gruplar halinde yuvarlak masalar etrafında değil, tüm takım birbirinin yüzüne bakacak şekilde...
Hep bir arada...
Hocaları Diego Simeone başarının sırrının takım ruhunda ve dayanışmada yattığına inanıyor zira. Yüksek egolu tek bir yıldızın değil, tüm takım üzerine inşa ediyor planlarını. Ona göre en büyük yıldız takımın bizatihi kendisi.
Göreve geldiği günden bu yana yaklaşık beş yılda, sadece bir takımın kaderini değiştirmekle, da tüm dengeleri değiştiren bir başarı makinesi yaratmakla kalmadı Simeone.

HAYAL KURMAYI ÖĞRETTİ
Tıpkı kariyerinin sonunda yıldız olduğu formaya geri dönen Torres gibi, tıpkı "Futbolcu olmayı Atletico forması giymek için istedim. Futbol sadece bir araçtı" diyen kaptan Gabi gibi yüz binlerce çocuğun, gencin de yaşamlarını değiştirdi.
Başarısızlık ve hüsrana mahkûm yıllarda, artık tuttukları takımı saklar hale gelmiş çocukların sevdasına yeniden hayat verdi Arjantinli. Öğrenilmiş çaresizliğin pençesinden kurtardı.
Ekonomik ve sportif olarak gölgesinde kaldıkları Real Madrid'e karşı göğüslerini gere gere yürümelerini sağladı. Umut verdi.
Yeniden hayal kurmayı öğretti.
Taraftarın omurgasını oluşturan işçi sınıfının genlerini, kendi oyunculuğundaki savaşçı ve inatçı ruhla harmanlayıp takımın DNA'sına yükledi. Talebelerine, "Kaybedecekseniz bile cesedinizi çiğnemeleri gereksin" dedi. Her topa, şu hayattaki son şansı gibi saldıran, yorulmayan bir takım yarattı.

TAKTİK DEĞİL YAŞAM TARZI
Onun adeta süper kahraman üniforması haline gelmiş siyah takım elbisesinin içinde, futbolun sadece afili çalımlardan, sınırsıza yakın bütçeyle alınıp satılan yıldızlardan, şişik egolardan, sahte kahramanlardan ibaret olmadığını kanıtladı milyonlara.
İki sezon önce ligi kazanıp şimdi olduğu gibi Şampiyonlar Ligi finaline kalan ekibinden 12 oyuncuyu kaybetti. Ama yılmadı. Gene yarışın içinde kaldı. Gene zirveye oynadı. Zira isimlere bağlı değil onun felsefesi. Hatta bir oyun anlayışından öte bir yaşam tarzı takımına aşıladığı.
En cılız umudun dahi peşinden koşmak, asla pes etmemek, geri adım atmamak ve sonuna kadar denemek...
Simeone işte asıl bu yüzden sadece 'e gönül verenlerin değil tüm dünyada sayısız insanın ilham kaynağı.
Milyonların 'yükselen kahramanı.' Kahraman çünkü insanlar bu deli dolu adama bakınca, vaktiyle koyuverdikleri hayallerini hatırlayıp "Keşke biraz daha savaşsaydım" diyorlar.
Kahraman çünkü Atletico Madrid'in, daha zengin, daha güçlü futbol devlerini nasıl birer birer dize getirdiğini görünce, meydan okunmayacak hiçbir şey ve hiç kimse olmadığını, çalışma ve adanmışlığın her zorluğu aşabileceğini anlıyorlar.
Kahraman çünkü bu takımın sahada nasıl terinin son damlasına kadar mücadele ettiğini görünce, sokağa fırlayıp hayattaki tüm sorunlara, dertlere, "Gelin, ben buradayım" diye haykırmak istiyor insan adeta. "Cesedimi çiğnemeden beni yenemeyeceksiniz nasılsa..." İnsanlar Simeone'ye bakınca, ürkütücü, erişilmez bir ego değil, kendilerinden bir parça görüyor biraz da. Zaaflarını, kalbini, beynini gizleme gereği görmeyen, karizmatik olduğu kadar samimi, bir o kadar da cesur bir adam... Hayal kurmanın paraya pula endeksli olmadığını ispatlayan bir adam...
Velhasıl Simeone yalnızca bir teknik adam değil, oynattığı futbolla, bu oyuna bakış açısıyla aslında bir hayat felsefesi sunan, ilham veren bir kahraman...
Zira tıpkı yazarın dediği gibi, sahip olduğunuz süper güçler değil, seçtiğiniz yoldur sizi kahraman yapan.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Futbolun siyah gölgesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN