Sosyal medya sayesinde herkesle yakınlaştık

Giriş Tarihi: 25.6.2017
Sosyal medya sayesinde herkesle yakınlaştık

Feryal Gülman sosyal yaşamın vazgeçilmez ismi. Sosyete olarak tanımlanmasına karşı. “Bizi böyle toplumdan uzaklaştırdılar. Sosyal medyada insanlar bana dokunabiliyor, ben de onlara. Böylece dışardan gördükleri gibi biri olmadığımı anlıyorlar.” diyor

Feryal Gülman'la biraraya gelmem, bir şehir efsanesinin peşine düşmem sonucunda oldu. Bir grup kadının olduğu ortamda, "Biliyor musunuz Feryal Gülman'ın bir karavanı varmış. Günde dört-beş davete katıldığı için kıyafetlerini karavanda değiştiriyormuş" dendi.
"Neeee?" diye gözlerim büyüdü. Hemen hayalimde bir röportaj fikri belirdi. Ben ve Feryal Gülman karavanındayız. Bir bütün günü birlikte geçiriyoruz. Ben soruyorum, o yanıtlıyor. Karavanda fotoğraflar çekiliyor...
Hemen Yayın Yönetmenimiz Şengül Balıksırtı'nın odasına daldım... Karavan projemi anlattım. Şaşırarak baktı ve "Feryal'in karavanı yok" dedi. Tam bir hayal kırıklığı.... Olsun yine de adına böylesine bir şehir efsanesi üretilen kadını merak ediyordum.
Ve röportaj zamanı geldi... O meşhur karavan sorusu da soruldu elbet:


- Giyim tarzınız hep konuşuluyor. Her daim çok şıksınız. Üzerinizde abartı duran, sırıtan bir şey gördüğümü hatırlamıyorum... Bir kadının tarzının oturması yıllar alan bir süreç midir?
- Tarz aslında içten gelen bir şey. Ben çocukluğumdan beri böyleydim. Kendimi bildim bileli giyimim kuşamım konuşulur. Bayramlarda ayakkabılarıyla uyuyan çocuklardandım. Çok başarılı bir üniversite hayatım oldu ama yıllığımda en çok kıyafetlerimden söz etmişti arkadaşlarım. Güzel giyinmeyi, buna vakit ayırmayı seviyorum. Hobim gibi bu durum. Bunu meslek edinmem konusunda öneriler, teklifler aldım ama bu benim iş olarak gördüğüm bir şey değil, zevkim.
- Modayı takip eder misiniz?
- Kendi tarzım var, bir çizgim var. Aslında o klasik bir çizgi. Ama modayı da takip ederim. Genç ve yeni isimler ilgimi çekiyor. Tüm bunların içinden kendi çizgime uygun bir şeyleri seçerim. Giydiğim şeyin beni yansıtması gerekir. Moda diye bir şeyi giymem ama üstümdeki şey modadan bir şeyler taşır. Demode değilimdir.



- İmkanlarınız nedeniyle marka kıyafetlere ulaşabilen bir kadınsınız. Bu kadar imkanınız olmasa da şık bir kadın olur muydunuz?
- Bir röportajda "Tanıdığınız en şık kadın kim?" diye sormuşlardı. Ben de 20 yıldır manikürümü yapan bir kadının ismini vermiştim. Hala da bu fikrim değişmedi. İmkanlar üzerinden sorduğunuz için onun ismini veriyorum. Onun etrafımdaki insanların ulaştığı markalara ulaşma imkanı yok ama gördüğüm en şık kadın. Uygun fiyatlı markalarla o kadar güzel uyumlar yaratıyor ve vücuduna uygun giyiniyor ki inanamazsınız. Bence güzel giyinmek maddiyatla ilgili değil.
- Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
- Kötü yanlarımla başlayayım; kuralcıyım, disiplinliyim. Bunları kötü kategorisinde söylüyorum çünkü tüm bu özellikler bir süre sonra insanı yoruyor. Fazla kuralcı ve disiplinli olmak yorucu. Okul hayatında, iş hayatında iyi özellikler olabilir ama özel hayatta yorucu. Hiçbir yere geç kalmıyorsunuz ama geç kalan insanlara kızıyorsunuz gibi... Toleransınız az oluyor. Siz kuralcıyken, bunu bozan insanlara kızıyorsunuz. Ama bir yandan da sabırlı biriyim. Affediciyimdir, önyargılı değilimdir. Prensip olarak dedikodu dinlemem. Önyargılı olmamak bana çok şey kazandırdı. Pozitif bakarım hayata. Hayatımda hep iyi şeyler olacağını düşünürüm. Uçak düşse hayatta kalırım diye düşünürüm. Her şeyin iyisi gelir aklıma...


- Cemiyet hayatı, sosyete, elitler... Bu tanımlamalarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Tanımlamalardan, isimlerden, insanları bir yerlere oturtma halinden hiç hoşlanmıyorum. Çünkü hiçbiri doğru ve gerçek değil. Kimler koyuyor bu isimleri? Bu tür sıfatlandırmalar içinde olmaktan da hoşlanmıyorum. Herkesin bir aidiyeti vardır. Mesela ben İTÜ'den mezunum ve bizim bir mezunlar derneğimiz var. O derneğe üyeyim. Bu benim titrim. Böyle görüyorum olayı.
- Bu tanımlamalar sizi toplumdan da uzaklaştırıyor değil mi?
- Kesinlikle uzaklaştırıyor. Zaten bu yüzden hoşlanmıyorum. Belki de sosyal medyayı bu yüzden seviyorum. Sosyal medyada insanlar bana dokunabiliyor, ben de onlara. Dışardan gördükleri gibi biri olmadığımı anlıyorlar. Herkesle konuşmam mümkün değil ama en azından günlük yaşantımı paylaşabiliyorum. Ve birbirimizle daha yakın oluyoruz. Sosyal medya sayesinde anladık ki, birbirimizden bir farkımız yok. Ayrışmalar sosyal medya sayesinde ortadan kalktı. Herkes aynı düzleme oturdu. Sonuçta hepimiz aynı yere gideceğiz, yanımızda da bir şey götüremeyeceğiz.
- Çok hoş ve genç bir kadınsınız, hayatınıza dair bir hayaliniz yok mu?
- Özel hayatımla ilgili oğlumun dışında bir düşüncem, kurgum yok. Onun mutluluğu benim önceliğim. Bazı haber sitelerinde "Bir kuruş almadan boşandı" diye haberler çıkıyor. Bunlar doğru değil. Benim boşanma davam bitmedi. İstanbul'daki boşanma davamız Yargıtay'a gitti. Yargıtay kararı boşanma davasını bozdu. Dava hala devam ediyor yani... Henüz boşanmış bir kadın değilim. Boşanmış da olsaydım böyle bir hayalim olmazdı, o da ayrı...



İNSANLAR YENİ HAYAT ŞEKİLLERİNE GEÇTİ

- Yıllardır üst düzey ağırlamalar yapıp, davetlerde bulunuyorsunuz. Yıllar içinde sosyal yaşamda neler değişti?
- İnsanlar mı değişti yoksa biz mi değiştik bilemiyorum. Artık farklı ortamlardan ve durumlardan keyif alır hale geldik. Bazı şeyler boş geliyor. Bazı insanların da, bazı yerlerde olmak, bazı noktalarda olmak gibi beklentileri oluştu. Bunu da normal buluyorum. İnsanların imkanları değişti, yeni hayat şekillerine geçtiler. Bunlar normal şeyler. Etrafımda değişen yüzleri eleştirenler oluyor ama ben normal karşılıyorum. Bu bir akış...
- İstanbul'da davetlerde olmak hayatınızı bir parçası ama hayatınızda esas keyif aldığınız şey bu mu?
- Kesinlikle değil. Artık başka şeylerden keyif alır haldeyim. Sosyal hayatımda çok insan tanıyorum, yüzlerce... Belli bir yaşa gelince, gerçek arkadaşlarınız daha kıymetli oluyor. Bu arkadaşlar üniversite yıllarından olabilir, daha eskilerden olabilir, daha yenilerden olabilir... Çünkü bu geçen senelerde hayatınızda çok şeyler oluyor. Anne babanızı kaybedebiliyorsunuz, yaşantınızda üzüntüler olabiliyor, bu dönemlerde sizinle olan ve elinizi tutan kötü gün dostlarınız ve iyi günlerinizi paylaşıp size sarılıp, sizinle gülenler kalıyor... Bu insanlarla daha çok vakit geçirmek, bir kanepede ayağınızı altınıza alarak sohbet etmek, İstanbul'un en önemli davetinde yer almaktan daha kıymetli hale geliyor.
- Bir gün İstanbul'dan bıkma ihtimaliniz var mı?
- Tabii ki. Şimdi değil ama. Çünkü şu an işim var ve işimi seviyorum. Çalışırken, acemilik ve olmuşluk dönemi vardır. Şu an olduğumu hissediyorum ve doğru iş yapabilmek için bu dönemi değerlendirmem gerekiyor. Oğlum daha küçük, üniversite talebesi. İstanbul'dan uzaklaşmak için erken.

KARAVANIM YOK!

- Davet trafiğine yetişmek için karavan satın almışsınız ve üstünüzü orada değiştiriyormuşsunuz... Doğru mu bu?
- (Kahkaha atıyor) Çok iyi fikirmiş. Bunu kim düşünmüşse, süper düşünmüş. Karavanım yok. Bir dönem de elbiselerimi sattığım söylenmişti. Zaman zaman hakkımda böyle şehir efsaneleri çıkıyor ortaya.
- Diyelim ki aynı gün dört davete birden katılacaksınız. Kıyafet organizasyonunu nasıl yapıyorsunuz?
- Trafik müsaade ederse, eve giderim. Dört davet için üst değiştirmiyorum. Gerekirse bazılarına aynı kıyafetle gidiyorum. Davetin konsepti birbirinden çok farklıysa, kıyafetlerimi yanıma alıyorum, uygun bir yerde değiştiriyorum.
- Çok zor olmuyor mu tüm bu duruma yetişmek, her birine ayrı kıyafet düşünmek?
- Çok zor oluyor ama ben alıştım. Mesela siz buraya geleceksiniz diye, röportaj için iki ayrı kıyafet getirdim. Beş dakikada çekim düzenine geçtim, buradan da iftara geçeceğim başka bir kıyafet giyip. Ama sabahtan tüm bunları planlıyorum. Şöyle bir avantajım var; her sabah altıda kalkarım. Saat yedi buçuğa kadar duşumu almış, hazır durumdayım.

Bugün neler oldu? (25.06.2017)

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Sosyal medya sayesinde herkesle yakınlaştık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN