Türkiye'nin en iyi haber sitesi

nın ’ları

Kimi avukat, kimi şehir plancısı, kimi akademisyen... Arkalarında ne bir kurum var ne de büyük imkanlar. Onlar da tarih, gastronomi, bilim, siyasi tarih konulu paylaşımlar yapıyorlar. Ezber bozan bu insanlar sosyal medyada sadece toplumsal faydayı gözetiyorlar

Giriş Tarihi: 9.9.2018
Sosyal medyanın Don Kişot’ları
Bir avukat düşünün, akşam eve geliyor bilgisayarının başına oturuyor ve sanki profesyonel işiymiş gibi üst düzey bir çeviri yapıyor. Sonra da bu çeviriyi toplumsal fayda adına sından paylaşıyor. Şehir plancısı olmasına rağmen iş dışındaki vaktinde gıda dedektifliği yapan, elde ettikleri bilgileri paylaşana ne dersiniz! İletişimci ama memleketi Trakya sevdalısı... Fırsat buldukça araştırıyor, öğreniyor ve Trakya'nın ve Balkanların tarihiyle ilgili hikayeler paylaşıyor.

SOSYAL MEDYANIN ÖTEKİ YÜZÜ
Genç bir sanat tarihçisi ama işsiz fakat ne gam, birkaç gün büyük bir titizlikle çalışıp önemli bir tablonun hikayesini anlatıyor. Sosyal medya deyince aklımıza like uğruna yapılan ifşalar, nefret suçları, küfürler, hakaretler, linçler geliyor. Ama sosyal medyanın bir de öteki yüzü var! O yüzünde, profesyonel bir iş titizliğiyle hazırlanan paylaşımlarla bizi şaşırtan, meraklandıran, bilgilendiren ve bu paylaşımlardan zerre kişisel çıkar elde etmedikleri gibi salt toplumsal faydayı gözeten insanlar var. Arkalarında ne bir kurum ne de büyük imkanlar var. Ama gönülleri zengin! En değerli şey zamansa, zamanlarını topluma faydalı olmak için harcıyorlar.

GÜNDEM BELİRLİYORLAR
Ne sosyal medyanın kirli dilinin tuzağına düşüyor onlar ne de güncel tartışmalara bulaşıyorlar. Yıllardır bıkmadan usanmadan doğru bildiklerini yapıyorlar. Her birinin binlerce takipçisi var. Sosyal medyada büyük saygı görüyorlar. Gün geliyor paylaştıkları bir bilgi ya da belge gündem oluyor. Gün geliyor bir mevzuyla ilgili algımızı kökten değiştiriyorlar. Kim bu insanlar? Görünür olmanın geçer akçe olduğu, her şeyi bilen insan görüntüsü vermenin moda olduğu zamanlarda, hayat paylaştıkça değerlidir diyerek bu zamanın tuhaf değerleriyle zekice mücadele edebilen sosyal medyanın 'ları mı onlar? Bu isimlerle konuştuk...

DOÇ. DR. ALİ BALCI/@TrDisPolitika
Ajan ilan eden de var teşekkür eden de

Doç. Dr. Ali Balcı, Siyaset Bilimi Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde öğretim görevlisi. Türk dış politikası üzerine dersler veriyor. Ders anlatırken konuları öğrencilerin daha iyi anlayabilmesi için tarihi belge ve bilgiler içeren görsel malzemeler kullanıyor. Bu bilgilerin derste kalmaması için 2013'te bir hesap açıyor. 2017'de hesabın adını @TrDisPolitika diye değiştiriyor. Kimi zaman bir karikatür, kimi zaman bir gazete haberi, kimi zaman tarihi belgeleri içerebiliyor bu paylaşımlar. Türk dış politikasını iyi bilenler için hafıza tazeleyici, bilmeyenler için öğretici bir hesap. Balcı da "Ben bir hikaye sunamıyorum elbet ama hikayenin içinden küçük fragmanlar paylaşıyorum. Belki bir merakı tetikler ve insanlar bir şeyler okumaya ve öğrenmeye motive olur. Temel motivasyonum bu" diyor. Tabii Twitter'da böylesi tematik bir hesabı yönetmek bile sabır gerektiriyor. Balcı oldukça olumlu dönüşler aldığını, kimi meslektaşlarının bu görsel malzemeleri derslerinde kullanmasının kendisini motive ettiğini söylese de Twitter'daki nefret söyleminden de nasibini almış: "Takipçi sayım 20-30 bin üzerine çıkınca paylaşımlarım altında düşündürücü, yer yer komik, bazen de uçuk yorumlar gelmeye başladı. Bir ülkenin ajanı olduğumu, gündem saptırdığımı, manipülasyon yaptığımı iddia edenler dahi çıktı."

ÜMİD GURBANOV/Bir
Güzel ve değerli bulduğum şeyleri paylaşıyorum

, Tolstoy, Albert Camus, , Bertrand Russell, Ursula K. Le Guin, J.R.R. Tolkien... Ümid Gurbanov sinema, edebiyat, felsefenin çığır açan insanlarıyla yapılmış TV söyleşilerinin videolarını Türkçeleştiriyor. Söyleşilerin kısa versiyonunu Twitter'daki hesabından, uzun bölümünü ise 'daki Bir Nevi Dipnot kanalından paylaşıyor. Sosyal medyanın en sevdiği çevirmenlerden o. 29 yaşında, Alanya'da yaşıyor, avukat. İngilizce, Almanca ve Rusça biliyor... Çoğu zaman yaptığı çeviriler haberlere konu oluyor. Bu gönüllü çeviri macerası 2000'lerin ortasında internetle tanışmasıyla başlamış. Kendisi, ilgilendiği konularla ilgili okuduğu ve çok şey öğrendiğini düşündüğü yabancı kaynaklı metinleri, hayrına çevirip insanlarla paylaşmaya başlamış. Sonrasında "2014'te Bir Nevi Dipnot adıyla bir YouTube kanalı açtım ve resmi bir Twitter adresiyle de yaptıklarımı paylaşmaya başladım" diyor.

KANALIM REKLAMA BİLE KAPALI
İlk birkaç yıl çevirileri pek ilgi görmese de son iki yıldır epey popüler. Profesyonel bir titizlikle çeviri yapıyor. Çevirileri dikkat çekmeye başlayınca "Düzenli bir üretime geçtim" diyor. Onun tüm bu kamusal hizmeti hayrına vermesinin sebebi ise iyi bir şeyi paylaşmanın verdiği mutluluk. "Benim işim sadece güzel ve değerli bulduğum şeyleri paylaşmak, mümkünse ilgi duyan insanlara bunları ulaştırabilmek" diyor. Bu işlerden maddi bir kazancının olmadığını, YouTube kanalının reklamlara kapalı olduğunu, herhangi bir sponsoru ya da bağışçısı olmadığını anlatıyor.

SAADET ÖZEN/@zen_saadet
Bilginin mevziini savunmak önemli

Saadet Özen akademisyen, çevirmen hem de profesyonel gezi rehberi... Doğal olarak kültür, sanat, tarihle ilgili ciddi donanıma sahip bir insan. 19. yüzyıldaki modern iletişim yöntemleri onun özel ilgi alanı... Geçen yıl, 1922'de 'da, Meclis'te çekilmiş görüntüleri paylaşınca kişisel hesabı ilgi odağı oldu. İşi gereği tarihi pek çok bilgi, belge ve görüntü biriktirmiş. Artık onları Twitter'daki hesabından paylaşıyor. "Ne kadar çok paylaşırsak tartışmalar o kadar artar, kültür havuzumuz o kadar genişler. Bunun birey olarak çok faydasını görüyorum. Elimdekileri bir kenara saklayıp çürütmek bana doğru gelmiyor" diyor. 63 bin takipçisi var. Ama açıkçası o da bu kadar ilgiliyi beklemiyormuş. Uzun süre Twitter'da olmasına rağmen hesabı nasıl kullanacağını geçen yıl öğrendiğini söylüyor. Lakin kimi arşivlerde bulduğu materyalleri paylaştıkça hesabına ilgi artmış. "Bu filmlerin bir kısmını daha önce belgesellerde, yüksek lisans tezimde kullanmıştım, hiç böyle bir ilgi olmamıştı. Demek bir ihtiyaç varmış." diyor. Hesabına ilgi olunca sosyal medyayı daha sık ve düzenli kullanmaya başlamış. Önemli materyalleri paylaşmayı seviyor ama "Paylaşma fikrindeki hümanizmi 'her gördüğümü alır kullanırım, bu benim hakkım' kolaycılığı ve kurnazlığıyla karıştırmamak lazım" diyor. Kaynak göstermenin esas olduğunu söylüyor. "Çünkü" diyor: "İçine doğduğumuz bilgi tanımından, büyük bir hızla söylentinin, olgunun yerini aldığı ve hakikat değeri kazandığı bir dünyaya kayıyoruz. Oysa bu bize fayda sağlamıyor. Bilginin mevziini savunmak önemli, diye düşünüyorum."

/
İki markete işlem yaptırdık

Musa Özsoy 35 yaşında, 'da yaşıyor. Şehir plancısı, kendine ait özel ofisinde mesleğini icra ediyor. Instagram'da açtığı Gıda Dedektifi hesabında marketlerdeki gıda ürünlerinin içeriğiyle ilgili bilgiler paylaşıyor. 440 bin takipçisi var hesabın. Özsoy'un gıda dedektifliğine başlama sebebi yaşadığı bir rahatsızlık: "Ürik asidim çok yüksek çıktığı için hastalanmıştım. Bunun nedenini araştırırken karşıma mısır şurubu çıktı. Hangi ürünlerde var diye merak ettim, bir baktım ambalajlı ürünlerin çoğunda varmış. Gıda Dedektifi hesabını da benim gibi insanları bilgilendirmek için açtım. Sonra tabii etkileşim oldukça hesabın içeriği zenginleşti. Ürün içerikleri, besin değerleri, ambalajlı ürünlerin sağlımıza etkileri üzerine tüketiciyi bilinçlendiren paylaşımlar yapmaya başladık." Özsoy, temel hedefinin gıda gibi hassas bir konuda toplumdan gelen talepleri devletin en üst noktasına ulaştırmak ve bu konuda çözüm üretilmesine yardımcı olmak olduğunu anlatıyor. Çoğu zaman firmaların mevzuatların arkasına sığındığını anlatıyor: "İşte bu noktada bu talepleri devletin önemli kademelerine ulaştırdığınız zaman çözüm üretiliyor. Mesela bize takipçilerimizden 'nin her tarafından ihbarlar geliyor. Biz de bu ihbarları bakanlığın öngördüğü sistemler üzerinden yetkililere ulaştırıyoruz. Önceki gün iki markete 5596 sayılı kanun kapsamında işlem yaptırdık." Peki bu işten bir kazancı var mı? Musa Özsoy "Bu toplum yararına bir uğraş. Bırakın para kazanmayı cebinden para bile harcıyorum" diyor.

CELİL SADIK/ @SanatnTarihi
Sanki bir işim varmış gibi geliyor

Celil Sadık, Ankara'da yaşıyor, 27 yaşında. İki yıl önce Bölümü'nden mezun olmuş. İş bulana kadar hem kendini oyalamak hem de üniversitede öğrendiklerini unutmamak için Twitter'da @SanatnTarihi hesabını açıyor. Hesaptan sanat tarihinin önemli ressamlarının eserleriyle ilgili ayrıntılı zincir tweetler paylaşıyor. Amacı sanatı, kültürü insanlara sevdirmek. "Açıkçası işim yok ama sanki bir işim varmış gibi hissediyorum. Her konu hakkında bilgim olmuyor. İstekler geliyor, bu istekleri karşılamak için makaleler okuyorum, belgeseller izliyorum. Kaynak göstererek paylaşımımı yapıyorum. Bazen bir zincir oluşturmak için üç gün çalıştığım oluyor" diyor. Tematik bir hesap olmasına rağmen Sadık da Twitter'daki o malum öfkeden nasibini almış. "Bir seferinde Piccasso'nun Guernica eserini anlatmıştım. Sonrasında küfür edenler oldu. Anladım ki bu tür insanları ciddiye almamak gerek" diyor. Türkiye'de sanata kültüre olan ilgisizlikten biraz şikayetçi: "Birçok ülkede sanat tarihi eğitimi, ilkokulda başlıyor. Bizde böyle bir durum yok. Bana üniversite yıllarımda 'Sanat tarihinde okuyorum' deyince 'İki yıllık mı?', 'Okul bitince ne iş yapacaksın?' diye soran çok oldu. Bir şey çağrıştırmıyor demek ki insanlara. Oysa sanat tarihi benim mesleğim, bunun için tek amacım sanatı insanlara sevdirmek. Ben de naçizane böyle bir yol buldum."

ATAKAN SEVGİ/ @TrakyaBalkan
Twitter'daki @TrakyaBalkan hesabı, adından da anlaşılacağı üzerine Trakya'nın ve Balkanlar'ın tarihi ve kültürüne ilişkin bilgiler paylaşıyor. Edirne doğumlu, küçüklüğü de Trakya'da geçen 46 yaşındaki yönetiyor hesabı. İstanbul'da yaşıyor, iletişimci ve reklamcı. Zamanında Bilgi ve Üniversitelerinde metin yazarlığı dersleri vermiş. Twitter'a geç girmiş... Güncel tartışmalar, memleket meseleleri derken sıkılmış ve tematik hesapları keşfetmiş. Üç yıl önce de kendisi tematik bir hesap açmaya karar veriyor ve @TrakyaBalkan hesabı böyle bir süreçte ortaya çıkıyor. Atakan Sevgi, özellikle Balkan tarihi üzerine paylaşımlar yapıyor. Bunun da sebebi tarihe meraklı olması. Zaten yakın zamanda 14 yıldır üzerinde çalıştığı Balkan Savaşlarında Trakya ve 1912 Edeköy Katliamı adlı bir kitabı çıktı. İNSANLAR KÖKENİNİ MERAK EDİYOR
"Trakya" diyor Atakan Sevgi, "Türkiye'nin renkli bölgelerinde biri; Balkanlar ise milyonlarca kişinin köklerinin bulunduğu coğrafya. Sanırım bir boşluk vardı bu konularda. Zaten tematik paylaşımlar konusunda da kaynak az. Bunlar bir araya geldiğinde insanlar takibe başladı." Paylaşımları ilginç buluşmalara da vesile olmuş: "Balkan göçmeni bazı takipçilerimin, hesap sayesinde kökenlerine merak duymaya başlayıp geçmişleriyle ilgili araştırmalar yaparak bilgilere ulaşması beni motive ediyor. E-devlet'te alt-üst soy bilgileri paylaşıldığı dönem hesap ana baba günüydü mesela! Günde yüzlerce kişi soy bilgisinde çıkan köyünü soruyordu. Şu çok güzeldi: İki takipçim, 100 küsür yıl önce ninelerinin (bugün Yunanistan'da kalan) bir Türk köyünde komşu olduklarını öğrendiler bu hesap sayesinde."
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Sosyal medyanın Don Kişot’ları
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN