Türkiye'nin en iyi haber sitesi

O kadar ülke gezdim hiçbirini kadar sevmedim

Dünyaca ünlü festivallerin aranılan ismi Ömer Süleyman’ı Şanlıurfa’daki evinde ziyaret ettik. İç savaş yüzünden Suriye’yi terk edip ailesiyle ’ye yerleşen şarkıcı “Memleketimi seviyorum, özlüyorum ama burayı daha çok seviyorum” diyor

Giriş Tarihi: 29.12.2019 ABONE OL
O kadar ülke gezdim hiçbirini türkiye kadar sevmedim

Ömer Süleyman şarkı söylemeye başladığında din, dil, ırk farkı olmaksızın herkes dans etmeye başlıyor. Memleketi Suriye'de son yıllarda iç savaş yüzünden müziğin sesi duyulmasa da o Arapların yerel sesi olarak büyüdüğü coğrafyanın geleneksel müziğini dünyaya tanıtmaya devam ediyor. Son albümü Shlon kısa bir süre önce ünlü prodüktör Diplo'nun plak şirketinden çıktı. Kariyerine düğün şarkıcısı olarak başlayan, son yıllarda ünlü festivallerin aranılan ismi haline gelen şarkıcı Şanlıurfa'da yaşıyor. Kendisine ulaşıp röportaj yapmak istediğimizi söylediğimizde adresini verip bizi evine davet ediyor. SABAH Gazetesi Şanlıurfa Temsilcisi Mehmet Yıldırım'la birlikte randevu saatinde şarkıcının oturduğu siteye geliyoruz. Ömer Süleyman bizi evinin kapısında üzerinde kandurası, başında kefiyesi ile karşılıyor. Gözünde de hiç çıkarmadığı siyah gözlükleri var. Kapının hemen yanındaki Şark odasına geçip minderlere oturuyoruz. Bu oda kahverengi tonlarda döşenmiş. Duvarda Türk bayrağı asılı. Dolabın üzerinde de Osmanlı arması var. Erkekler burada toplanıp sohbet ediyor. Aynı şekilde döşenmiş bir diğer odada ise mavi renk hakim. Bu oda da ailenin kadınları için... Müzik kariyerini bir kenara bırakırsak Ömer Süleyman, iki milyon nüfuslu Şanlıurfa'da yaşayan 430 bin Suriyeli'den biri. Hikaye benzer. O da iç savaş yüzünden can güvenliği kalmayınca ailesiyle birlikte doğduğu toprakları terk etmek zorunda kalmış. Yaklaşık 10 yıldır Türkiye'de yaşıyor. Suriye'yi, yaşadığı şehir Resulayn'ı özleyip özlemediğini merak ediyorum. "Memleketimi seviyorum ama burayı daha çok seviyorum" dedikten sonra biz sormadan Türkiye'yi neden çok sevdiğini anlatmaya başlıyor: "Burası Müslüman bir memleket. Türk ya da Suriyeli olman önemli değil, hakkını alabiliyorsun. Kültürümüz de aynı. Sokağa çıktığımda insanlar benimle aynı dili konuşuyor. Burada akrabalarımız var." Yurt dışında sık sık festivallere katılıp konserler verdiği için Süleyman'ın Schengen vizesi var. Hollanda da kendisine vatandaşlık ve ikamet izni vermek istemiş ama Süleyman kabul etmemiş. "Ben oralarda oturamam. Aile düzenim bozulur" diyor. 53 yaşındaki şarkıcının iki eşi var. Şanlıurfa'da iki ayrı evde oturuyorlar. Üçü kız 10 çocuğunun yaşları altı ile 22 arasında değişiyor. Büyükler dışında hepsi okula gidiyor, Türkçe öğreniyor. Ailesinden bahsederken içeri oğullarından Mehmet giriyor. Annesinin demlediği çayı bize ikram ediyor. Mehmet'e babasının şarkılarını dinleyip dinlemediğini soruyorum. Dinliyormuş ama her zaman değil. Onun favorisi İbrahim Tatlıses.

HAYALİM DEĞİLDİ
Müzikle yedi yaşında tanışan Süleyman, profesyonel olarak şarkı söylemeye 1994 yılında 28 yaşında başlamış. Kısa sürede düğünlerin aranılan ismi olmuş. Şarkılarında yaşadığı coğrafyanın geleneksel müziklerine yer veriyor, kendini mahalli şarkıcı olarak görüyor. Dünya ise onu dabke şarkıcısı olarak tanıyor. Dabke, Arap nüfusun yaygın olduğu yerlerde düğünlerde çalan halay müziğine deniyor. Ortadoğu'da çok sevilen ve bugüne kadar 2 bine yakın kaset yapan şarkıcının dünyaya açılması ise 2 binli yılların sonuna denk geliyor: "2007'de Amerika'daki bir plak şirketinin yetkilileri Suriye'ye geldi. Bana 'Suriye'de çok meşhur bir sanatçısın. Sevenin çok. Kasetlerini İngiltere ve Amerika'da da görüyoruz. Seninle anlaşma yapmak istiyoruz' dediler." Ömer Süleyman'dan içinde 40-50 şarkı olan karışık kasedi alan plak yetkilileri bunu Amerika'ya götürüp yayınlamış ve iki sene sonra 2009'da tekrar şarkıcının kapısını çalmışlar: "Yılın ilk aylarıydı. 'Seni Avrupa'ya, Amerika'ya götüreceğiz" dediler. İlk olarak Londra'da festivalde sahneye çıktım. Çok güzel geçti. Sonra Los Angeles'a gittim. Ardından da Kanada, Avustralya, Çin, Japonya, Brezilya... Ama o kadar ülke gezdim, Türkiye gibisini görmedim. Türkiye gibisini sevmedim." Ömer Süleyman bugüne kadar birçok ünlü isimle çalıştı. Shlon, başarılı prodüktör Diplo'nun plak şirketi Mad Decent'tan çıktı. Süleyman albümün kayıtlarını İstanbul'da gerçekleştirmiş. Shlon'daki altı şarkının sözlerinde yine Suriyeli sanatçıların imzası var. Ama uzun zamandır bir araya gelememişler, kimi hâlâ Suriye'de kimi de Dubai'de yaşıyor. Birbirleriyle Whatsapp üzerinden konuşuyorlar. "Dünya çapında tanınmak hayaliniz miydi?" diye soruyorum, "Kesinlikle değildi" yanıtını verip devam ediyor: "Benim hiç hayalim yoktu. Şarkıcılık yapmadan önce gariban bir işçiydim. Tek derdim ekmek paramı kazanmaktı. Öyle günler vardı ki akşamları aç karnına yatıyordum. Bu yüzden ne zaman bir fakir fukara görsem eski halim aklıma geliyor. Ben de aç kaldım."

BEDAVA EKMEK DAĞITIYOR
Süleyman'ın Şanlıurfa merkeze 55 km uzaklıktaki Akçakale'de bir fırını bulunuyor. Saatte 500 ekmek çıkaran fırın her gün 300 fakire bedava ekmek dağıtıyor. Şarkıcının baktığı yetimler de var. Onlara ev tutup geçimlerini sağlıyor. Ama Süleyman yaptığı yardımlarla övünmek istemiyor. Röportaj öncesinde fırını da ziyaret ediyor, içerideki hummalı çalışmaya tanıklık ediyoruz. Fırının kapasitesini artırmak için alınan yeni makinelerin kuruluşunu izliyoruz. Ömer Süleyman'nın zamanının çoğu yurt dışında gerçekleşen festivallerde, konserlerde geçiyor. Müziğine dinleyicilerin nasıl tepki verdiğini şöyle anlatıyor: "Çok eğleniyor, coşuyorlar. Konser bittiğinde 'Bir daha, bir daha' diyerek masalara vurmaya başlıyorlar. Söylüyorum, tekrar istiyorlar." Suriye müziğin sesinin kısıldığı bir dönemden geçiyor. Ömer Süleyman'ın sorumluluğu büyük. O da bunun farkında: "İsterim ki müziğimiz devam etsin, benden daha yetenekli isimler çıksın, dünyaya müziğimizi tanıtsın. Tabii ki kendimi sorumlu hissediyorum. Ben Arapların, Suriye'nin yerel sesiyim." Ömer Süleyman, Şanlıurfa'dayken sabah ailecek kahvaltı ediyorlar. Çocuklar okula gidince o da Suriyeli ve Türk arkadaşlarıyla buluşup onlarla zaman geçiriyor. Çocukları için nasıl bir gelecek hayal ettiğini soruyorum. "Çocuklarımın burada büyümelerini istiyorum. Çünkü bizim geleceğimizi düşünen bu topraklar. Bu devleti müdafaa etmelerini, Türk bayrağı altında çalışmalarını istiyorum" yanıtını veriyor. Sohbetimizin ardından Ömer Süleyman'ın zarif eşi Hulva ve o sırada evde olan çocukları Suzan, Sülaf, Mehmet ve Raman'la fotoğraflarını çekiyoruz. Süleyman, öğle yemeğini evde birlikte yememiz için ısrar ediyor ama vaktimiz kısıtlı. Bir sonraki sefer için söz verip evden ayrılıyoruz.


Çekemeyenler bana iftira attılar
"Türkiye'nin Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Operasyonu sırasında Terörle Mücadele ekipleri sabah beşte evime geldi. 'Ömer Süleyman sen misin?' diye sordular. Evi gezdiler, bir baktılar duvarda Türk bayrağı, Osmanlı arması... Şaşırdılar. O anda birilerinin bana iftira attığını anladım. Karakoldaki sorgum üç saat sürdü. Sonunda bana 'Senin neden buraya getirdiğimizi biliyor musun?' diye sordular, 'Türk askerine, cumhurbaşkanına hakaret etmişsin' dediler. 'Benim evim, ailem burada. Nasıl yapmış olabilirim?' diye sordum. Sonra bilgisayardan YouTube'u açıp bana bir şarkı dinlettiler. Şarkı benim değil ama YouTube'a benim fotoğrafımla yüklemişler. Şarkıyı söyleyen kişinin kim olduğunu, köyüne, aşiretine kadar söyledim. 'Tamam' deyip beni serbest bıraktılar."

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
O kadar ülke gezdim hiçbirini türkiye kadar sevmedim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN