Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Kadının doğasında başarı var

Dünya şampiyonu , 12 yaşından beri dövüş sporlarıyla ilgileniyor. Kazandığı şampiyonluklarla “Sen başörtülü bir kızsın, tekvandoyla ne işin var” diyenleri tek tek susturuyor... Dağlı ile buluştuk ve ilham verici hikayesini konuştuk

Giriş Tarihi: 8.3.2020 ABONE OL
Kadının doğasında başarı var

İstanbul Fatih'te doğmuş büyümüş hâlâ da orada yaşayan birisi Kübra Dağlı. 12 yaşında ailesinin uslansın, enerjisini boşaltsın diye gönderdiği spor salonundan önce Türkiye sonra Avrupa en sonunda da Dünya şampiyonu olarak çıkıyor. Başörtülü genç bir kız olarak tekvando yapması ilk başta yakın çevresinden tepki alsa da o bunlara hiç kulak asmıyor ve kazandığı başarılarla o basmakalıp algıları yıkmayı başarıyor.
Milli takımda da yer alan Red Bull sporcusu Kübra Dağlı ile bir araya geldik. Tekvandoya başlama öyküsünden şampiyonluklarına her şeyi masaya yatırdık...

- 12 yaşında karateye 15 yaşında ise tekvandoya başlıyorsun. Dövüş sporlarıyla yolun nasıl kesişti?
- Aslında çok sürpriz olmadı.
Babam boks amcam da tekvando antrenörüydü. Biz çocuklar bir araya gelince kavga ve gürültü oluyordu.
Annem de "Yeter, evde birbirinizi yiyeceğinize gidin babanın salonuna orda birbirinizi pataklayın" dedi.

- Babandan dolayı dövüş sporlarına bir ilgin var mıydı?
- Hayır ama okulda çok hareketliydim, atletizm yarışmaları ve voleybol olduğu zaman hocalar beni joker gibi yarışmalara alıyordu. Karnemde hocalarım not düşerdi "Sporda gösterdiğin başarıları matematikte de göstermelisin" diye (gülüyor)...

- Bu spora başladığında çevrenden ne gibi tepkiler aldın?
- Ben muhafazakar bir aileden geliyorum. Yapmama karşı çıkmadılar ama göz önünde olmamamı tavsiye ediyorlardı. Dövüş esnasında bir yerlerim morardığı zaman annemden tepkiler alıyordum. Bu sporu seviyordum sonuçta kötü bir şey yapmıyordum, bir amacım vardı.
Kötü bir ortamda olmadığımı aileme söylüyordum, başarılar elde etmeye başlayınca onlar da gururla bana destek olmaya devam etti.

- Genç kızlara ve sporcu olmak isteyen gençlere yönelik bir rol modelsin aslında, bu konuda kendi hikayeni duyurabilmek adına bir sorumluluk hissediyor musun?
- Tabii ki, çevremdeki insanlardan yapmak istediklerine fakat aile ve okul faktörüne bağlı olarak bu sporu yapamadıklarına dair duyumlar alıyorum. Başörtülü olup da cesaretini bulamayan insanlarla da karşılaşıyordum.

- Tekvandoyu ne zaman bir kariyer olarak düşünmeye başladın?
- Şu anki antrenörüm Özlem Hoca bizim salona geldiğinde. Antrenörüm geldi ve beni antrenmanına soktu, beş saat aralıksız çalıştık. O zaman "Daha önce tekvando yapmıyormuşum" dedim. Tekvandonun ne olduğunu ve disiplinini o zaman anladım.

VETERİNER OLMAK İSTERDİM

- Karateden niye vazgeçtin peki?
- Karatede ayak kontrolü çok önemli, bir maça çıktığıma rakibe çok sert vurdum ve diskalifiye oldum. O an karate yapamayacağımı ama tekvando yapabileceğimi düşündüm.

- Tekvandondan önce hayal ettiğin ya da ilgilenmek istediğin bir meslek var mıydı?
- Hayvanları çok sevdiğim için veteriner olmayı düşündüm. Çocukları çok seviyorum lisede anaokulu öğretmenliği okuyordum eğer tekvando olmasaydı anaokulu öğretmenliği üzerinden devam edebilirdim.

- Başlangıçta hedeflerin neydi?
- Antrenörüm bana "İstanbul şampiyonluğu küçük bir hedef, senin hedefini büyütmen lazım. Hırslısın ve yapabiliyorsun dolayısıyla hedefini yüksek tutman gerekiyor." diye söyledi. Bana dünya şampiyonluğundan bahsetti ve bende ışık uyandırdı.
Kendimi nasıl geliştirebilirim diye düşünerek, eve gittiğimde internetten dünya şampiyonlarını araştırdım ve deftere not ettim.

-Neler yazdın o deftere?
- Ne yapmam gerektiğini, eksiklerimi ve artılarımı yazıyordum. Beni diğerlerinden ayıran özelliklerimi de yazıyordum ki onları daha çok ön plana çekip diğerlerine bastırabileyim.
Kendi kendimin antrenörü oldum aslında.

- Anlaşılan 16-17 yaşların yoğun bir antrenman programıyla geçmiş akranlarına kıyasla...
- Aslında ben hiç ergenliğimi yaşamadım.
Agresif tavırları olan bir insan değildim. Üniversiteye nasıl gireceğime dair kuşkuluydum. Bu yolda iki seçeneğim vardı, ben de spora yönelmeyi tercih ettim.

- Tekvando kariyerin devam ederken nasıl bir gelecek planlıyorsun?
- Ben öğretmenlik okuduğum için bizim atamalarımız oluyor fakat başarılarımızın olimpik olmaması bizi geri plana atıyor. Ben de durum böyleyken ister istemez gelecek kaygısıyla karşı karşıya kalıyorum. Bu konuda sporcuların üzüntülerine tanıklık ediyorum.
Yakın zamanda okulum bitecek öğretmen olmayı düşünüyorum bunun yanı sıra bir spor salonu açıp sporcu yetiştirmek istiyorum.

- Kadınlar Günü için başarılı bir figür olarak nasıl bir mesaj verirsin peki?
- Biz kuzenimle beraber başlamıştık tekvandoya fakat kendisi tekvandonun verdiği ağırlığa ve disipline dayanamadı.
Benden çok daha yetenekli olmasına rağmen bu yoldan vazgeçti. Belki de benden önce dünya şampiyonu olacaktı. O yüzden vazgeçmeyip sabırlı olmak gerektiğini düşünüyorum. İnsanların da bir hedefi olursa bu yolda istikrarlı bir şekilde devam etmelerini öneriyorum.
Kadının doğasında zaten başarı var...

BAŞÖRTÜLÜ SPORCU DİYE ANILMAK RAHATSIZ EDİYOR

- "Başörtülü Kübra Dağlı şampiyon oldu" gibi söylemlerle karşılaşmak seni rahatsız ediyor mu?
- Evet, rahatsız ediyor çünkü bunun benim sporcu kimliğimin önüne geçtiğini düşünüyorum.
Benim başım açık da olabilirdi, kapalı da olabilirdi. Sonuçta biz bir tek amaç için orada çalışıyoruz, bayrağımız ve İstiklal Marşımız için.

- Başörtülü genç bir kadın sporcu olarak ne gibi zorluklarla karşılaştın?
- Sosyal medyada örtülü ve örtüsüz olma durumu üzerine yapılan yorumlar beni çok rahatsız ediyor ama hiçbirini kafama takmıyorum, kafama taksaydım tekvandoya devam edemezdim.

FOTOĞRAFLAR: SAFFET AZAK

ARKADAŞINA GÖNDER
Kadının doğasında başarı var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
SON DAKİKA