- Türkiye sizi gerçek anlamda, Hırvatistan maçında eşinize sarıldığınız o malum görüntülerle tanıdı. Çok sıcaktı, çok içtendi ama günlerce 'Başörtülü Aysel Doğan,' diye yazılıp çizildi. Kızıyor muydunuz bu ifadelere?
- Aysel D: Ben başörtümden hiçbir şekilde rahatsız olmadım. 'Başım kapalı, eşime sarılsam mı, ne tepki alırım, ne yaparım?' Bunların hiçbiri aklıma gelmedi. Gelemezdi de! O coşku anında spontane olan bir şey, eşinle bir şey paylaşıyorsun. Alt tarafı kocasına sarılan bir kadındım...
- Zeynep D: Ben oradaydım ama görüntünün farkında bile değildim. İstanbul'a geldikten sonra röportaj teklifleri geliyor, telefonlar, yorumlar falan... Biz de anlam veremiyoruz tabii, ne olduğunu bilmiyoruz! Gelince öğrendik. Annem de dedi ki; 'Niye bu kadar çok şaşırıyor insanlar anlamıyorum, ben hayatım boyunca bu insanın bütün dertlerine, sıkıntılarına, üzüntülerine ortak olmuşum, en sevinçli anında mı sarılmayacağım?' Bunun üzerine söylenecek bir şey kalmadı gerçekten.
- Selim D: Annemin babama sarılmasında benim mesajlarımın da etkisi var. Annemin yanında Murat Başeskioğlu'nun oğlu Hakan da var, senelerdir tanırız, annem oğlu gibi görür, bir maçta ona sarılmış. O da kravatlı, takım elbiseli olunca, yaşı büyük biri zannetmiş densizin teki, 'Tesettürlü bayan namahreme nasıl sarılır,' diye yazmış. Ben bunu okuyup küplere binmiştim Amerika'da. Sonraki maçtan önce de mesaj atıp 'Baba anneme dikkat et, senden başka kimse sarılmasın,' demiştim.
- Zeynep D: Ben çok gülüyorum böyle şeylere. Annem sarılmasaydı babama, bu kez de 'Başörtülü kadına bak, ne kadar soğuk, ne diye gittin oraya?' diyeceklerdi.
- O malum görüntülerden sonra çok merak edildiniz, konuşmanız için çok ısrar etti herkes ama siz istemediniz. Bu eşinizin kararı mıydı?
- Aysel D: Asla! Hasan istedi tam tersine; ben istemedim. Ben çok göz önünde olmak taraftarı değilim, çünkü eşim için oradaydım sadece. Ama Hasan'ı çok kızdırıyordum 'Herkes benimle görüşmek istiyor,' diye.
- Maçın hemen sonrasında Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka size görüntülerinizin olduğu bir CD yollamış. İzlerken ne düşündünüz?
- Aysel D: Şansal ve Erman Bey daha İsviçre'de röportaj istemişti, ben de teşekkür etmiştim. Dönünce Hasan'a dedim ki, 'Şansal Bey bir kıyak yapsın, şu CD'leri göndersin, çok merak ediyorum, bir göreyim ne yapmışım,' dedim. Çünkü anlata anlata bitiremiyorlar. Yolladılar sağolsunlar, ben izledikçe 'İnanmıyorum, bu ben miyim Hasan, çocuk gibiyim, rezil oldum,' diyorum. Kendimi kaybetmişim hakikaten. (gülüyor)
- Genelde futbol sever miydiniz, oradaki heyecan mı etkiledi sizi?
- Aysel D: Yok hiç gitmezdim maçlara. Sadece milli maçları seyrederdim.
- Selim D: Annemle maç seyretmek çok zordur, çünkü çığlıklarından maça konsantre olamazsınız. Biz atak yaparken de, atak yerken de bağırır! (kahkahalar)