Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Oruçla beyninizi de terbiye edin!

Sadece bedensel değil, ruhsal bir arınma dönemi de olan ’da nizin düşmemesi, agresif olmamak, kolay sinirlenlenmemek için bu ay boyunca, normale en yakın uyku ve beslenme biçimini sağlamaya çalışın. Sinirli tavırlar sergilememek için bu ayın maneviyatını hatırlayın

Giriş Tarihi: 4.6.2018
Oruçla beyninizi de terbiye edin!
Ramazan ayında insanlar her açıdan kendilerini oruca hazırlamalılar. Oruç tutmak sadece aç kalmak değil; duygu, düşünce ve davranışlarımızı da ibadete uygun hale getirmektir. Yemek yeme ve uyku gibi gün içinde belirli bir ritme sahip fizyolojik süreçler aslında her sağlıklı insanın sahip olduğu biyolojik saatler tarafından düzenlenir. Bu biyolojik saatin düzgün çalışması, fiziksel hastalıkların oluşumunu engelleyen bir etki göstermenin yanı sıra kişinin günlük sosyal ve akademik başarısını olumlu yönde etkilemektedir. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Selda Korkmaz, "Ramazan ayında yaşanan uzun süreli açlık ve öğün zamanlarının yanı sıra uyku düzenindeki değişiklik, biyolojik saat-hormon etkileşimini de olumsuz yönde etkileyerek strese yol açabilir. Ancak sinirlenip sinirlenmemek bizim elimizde" dedi.

YEDİKLERİNİZE DİKKAT EDİN
Stres hormonları, insülin, büyüme hormonu, yağ dokusundan salınan bazı aracılar; insanların biyolojik saati ve beslenme şekliiçeriği gibi yaşam alışkanlıkları ile yakından ilişkilidir. Buna bağlı olarak da çoğunluğumuz, Ramazan ayında daha kolay sinirleniyoruz, enerjimiz daha düşük oluyor, dikkatimizi toplamakta zorlanıyoruz ve doğal olarak sosyal ve mesleki-akademik başarımızda bozulma ile karşı karşıya kalıyoruz. Toplumumuz için bütünleştirici ve gündelik kaygılardan uzaklaşarak ruhsal bir arınma dönemi olarak yaşadığımız Ramazan ayında bu olumsuz sonuçları olabildiğince aza indirmekse aslında bizlere bağlı. Yani dini görevimizin tanımı ve uygulama şeklinde değişiklik yapamayacağımıza göre, neden oruç tuttuğumuzu aklımızdan çıkarmadan uyku ve yemek yeme alışkanlıklarımızda değişikliğe gidebiliriz. Doğruya en yakın değişikliklerin neler olduğu, sizlerden sıkça gelen soruların cevaplanması ile ortaya konulacaktır.

İftar yemeği sonrası sahura kadar uyumadan beklemek doğru bir davranış mı? Sahura kalkmadan oruç tutmak sinir sistemimizi nasıl etkiler?
Ruhsal huzura ek olarak aslında birçoğumuz Ramazan ayını daha sosyal yaşarız; iftar davetleri veririz, iftardan sahura dini ya da sosyal içerikli sohbetler ve ibadetler sırasında birbirimizle daha fazla temas kurarız. Ancak, günümüz koşullarında birçok kişi ertesi sabah işe gitmek durumundadır, bu nedenle günümüzü geçirmeye yetecek uykuyu almamış oluruz. Bu nedenle, bu bir aylık süreçte iftardan sahura uyanık kalmak akılcı bir yaklaşım değildir. Bir diğer uygun olmayan davranış, tek öğün yani iftar ile sahur yemeğini atlama alışkanlığıdır. Sağlıklı olan beslenme şekli, aralıklı olarak tanımlandığında, tek öğünün en sağlıksız olduğu kabul edilecektir. Amacımızın, Ramazan ayında normale en yakın uyku ve beslenme biçimini sağlamak olduğu unutulmamalıdır.

UYKUSUZ KALMAMALISINIZ

Uzun süreli açlık neden bazı insanlarda diğerlerine göre daha fazla sinirlilik hali, bitkinlik ve dikkat dağınıklığı yaratıyor? Bununla nasıl başa çıkabiliriz?
Burada genel olarak bir canlı türü insandan söz ediyor olsak da her insanın sahip olduğu fiziksel ve psikolojik özellikler birbirinden farklıdır. Doğal olarak açlık gibi bir stres varlığında da yanıt değişken olacaktır. Yani açlıkta birbirimize benzemeyen davranışlar sergileriz. Ancak burada önemli olan strese yanıt olarak ortaya çıkan bu davranış değişikliği ya da sinirlilik halinin bizim yaşamımızı ne kadar olumsuz etkilediğidir. Yapılan çalışmalarda görüldüğü üzere, oruç döneminde aslında daha fazla karbonhidrat ve yağ içerikli yiyecekler tüketilmektedir. Buna bağlı olarak da vücuttaki stres hormonlarında sinirlilik, dikkat dağınıklığı yaratan bir değişim olur. Bu nedenle, özellikle iftar yemeğinde yüksek karbonhidrat ve yağ içeriğinden uzak durmak etkili olacaktır.

Oruç tuttuğumuz dönemde unutkanlık, dengesizlik ve baş ağrısı gibi yakınmalar neden normal zamana göre daha fazladır?
Bu yakınmalar aslında nöroloji polikliniklerine en sık başvuru nedenleridir. Oruç gibi uzun süreli açlık dönemlerinde kandaki ve dolaylı olarak beyindeki glikoz metabolizmasında ve diğer stres hormonlarında hafıza gibi bilişsel fonksiyonlarda yavaşlamaya neden olacak değişimler gözlenmektedir. Bu değişikliklerin kalıcı olmadığı, oruç dönemi sonrasında normalleşeceği akıldan çıkarılmamalıdır. Açlık, normalde migren ya da gerilim tipi baş ağrısında ağrının nedeni olabileceği gibi ağrıyı tetikleyici özellik gösterebilir. Aslında burada ağrının nedeni sadece açlık olmayıp bozulan uyku düzeni de önemli bir etkendir. Bu nedenle, eğer kişi oruç öncesinde ağrı nedeniyle tedavi alıyorsa tedavisine devam etmeli, bireysel olarak ağrısını tetikleyen yiyeceklerden uzak durmalıdır. Ek olarak, uykusuz kalmamaya özen göstermelidir. Özellikle baş ağrısı olan ve ağrı eşiği düşük olan kişiler iftardan sahura uyanık kalmaktan kaçınmalıdır. Denge, vücudumuzdaki farklı biyolojik sistemlerin uyum içinde çalışması ile sağlanır. Özellikle yaz mevsimi ve uzun açlık sürelerine denk gelen oruç dönemlerinde, sıvı alımının azalması aksine tüketimin artması dengesizlik oluşumunda önemlidir. Bu nedenle oruç süresince sıvı alımına dikkat edilmesi gereklidir.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Oruçla beyninizi de terbiye edin!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN