Ali Herevi Mir Kimdir?

Herat'ın tanınmış Hüseynî seyyidlerinden bir aileye mensuptur. 881'de (1476) burada doğdu. Genellikle Meşhed'de yaşadığı için yanlışlıkla Meşhedî olarak da anılmıştır. Müellifi meçhul Reyḥân-ı Nestaʿlîḳ adlı eserle İ'timâdüssaltana'nın Maṭlaʿu'ş-şems adlı eserinde hattatın Câm kasabasından olduğunu belirten bilgiler ise gerçeğe uymamaktadır.

Ali Herevî gençliğinde Herat'ta devrin geçerli ilimlerini öğrendikten sonra hat sanatına ilgi duyarak Meşhed'de Zeynüddin Mahmûd adlı bir hattattan nesta'lik yazıyı meşketti. Daha sonra bazan Herat'ta, bazan Meşhed'de yaşayan hattatın gençlik yılları hakkında kesin ve yeterli bilgi yoktur. Hattat Sultan Ali Meşhedî'nin Ḳavâʿid-i Ḫuṭûṭ'u ile Reyḥân-ı Nestaʿlîḳ adlı eserler onun gençliğinde Herat hâkiminin yanında Dîvân-ı İnşâ'da hükümleri yazma işleriyle meşgul olduğunu bildirmektedir. Bir süre sonra Timurlu Hükümdarı Hüseyin Mirza Baykara'nın hizmetine giren hattat bu devredeki yazılarında Sultânî ve Kâtibü's-sultânî unvanlarını kullanmaya başladı. Şah İsmâil'in 1513'te Herat'ı alması üzerine önce Kerîmüddin Habîbullah Sâvecî'nin, ardından da Horasan Valisi Sâm Mirza'nın himayesine girdi. Mâverâünnehir'de saltanat süren Sünnî Şeybânîler 1529'da Herat'ı ele geçirince, hükümdar Ubeydullah Han tarafından bazı ileri gelenler ve sanatkârlarla birlikte Ali Herevî de Şeybânîler'in merkezi Buhara'ya götürüldü; orada Ubeydullah Han'ın oğlu Abdülaziz Han'a hat hocası tayin edildi ve onun meşkhanesinde çalıştı.

Buhara'ya zorla götürülen bu derviş yaratılışlı hattat, burada kaldığı on altı yıl içinde hocalık, kâtiplik, hattatlık yaptı ve şiirle meşgul oldu. Gördüğü iltifatlara rağmen daima evini, vatanını, orada bıraktığı yakınlarının hasretini çekti ve bu gurbet yıllarında yazdığı şiirlerinde bunları terennüm etti. Bu yıllardaki halini anlatan kendi eliyle yazdığı 944 (1537) tarihli dört beyitlik meşhur bir kıtası, bugün Tahran'da Kitâbhâne-i Saltanatî'deki Murakka-i Gülşen'de yer almaktadır. Hattat şair bu kıtasında yazısının güzelliğinden dolayı başının derde girdiğini anlatmaktadır. Bu nüshanın son beytinde bulunan "mecnûn" sözünün bazı kimseler tarafından hattatın mahlası olarak anlaşıldığını bildiren Mehdî Beyânî, Ahvâl ü Âsâr-ı Hoşnüvîsân adlı eserinde (II, 496) bu görüşü reddetmekte ve bu sözün şairin vasfını ifade eden bir sıfat olduğunu ileri sürmektedir.

Ali Herevî'nin memleketine dönmek için Şeybânî hükümdarına yazdığı bir rica mektubu da Kitâbhâne-i Saltanatî'de bulunmuştur. Mehdî Beyânî bu mektubu eserinde neşretmiş (II, 496-497) ve bunun hattatın nesrine güzel bir örnek olduğunu belirtmiştir. Bütün bu ricaların bir sonuca ulaşmadığı ve sanatkâra Buhara'dan ayrılma izni verilmediği anlaşılmaktadır. Kādî Ahmed ve Sâm Mirza hattatın ölünceye kadar Buhara'da kaldığını bildirirler. Ali Herevî, Şeybânî Hükümdarı Ubeydullah Han'ın tahta geçişi münasebetiyle olduğu gibi devletin bazı ileri gelenlerine de methiyeler yazmıştır. Kādî Ahmed, bu dönemde hattatın Meşhed'de İmam Rızâ Türbesi için bazı yazılar ve kitâbeler hazırladığını ve bunlardan birinin 938 (1532) tarihini taşıdığını, diğer bir kıtasında da İmam Rızâ'yı öven bir şiir söylediğini ve bunun celî-nesta'likle yazılmış olduğunu kaydeder. P. P. Soucek ise Meşhed'in Ubeydullah Han'ın oğlu Abdülaziz'in kontrolünde olduğu 1532-1533 yıllarında, Ali Herevî'nin de muhtemelen onunla beraber Meşhed'de bulunduğu için yazılarını burada yazmış olduğunu ileri sürmektedir. Mehdî Beyânî bu yazıların halen yerinde olup olmadığını bilmediğini belirtmekte, bunların Buhara'da hazırlanıp Meşhed'e gönderilmiş olması ihtimali üzerinde durmakta, ayrıca hattatın kendi kütüphanesindeki 935 (1528-29) tarihli bir sayfalık yazısına dayanarak onun Semerkant'ı ziyaret ettiğini de söylemektedir.

Ali Herevî ayrıca döneminin dikkati çeken bir nesir ustası ve oldukça kuvvetli bir şairidir. Şiirlerinde Kâtib mahlasını kullanmış ve Türkçe şiirler de yazmıştır. Bu şiirlerden bir örnek Gülistân-ı Hüner'de neşredilmiştir. Ali Şîr Nevâî'nin de beğendiği şair aynı zamanda muamma* söyleme sanatında da isim yapmıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN