Altunizade İsmail Zühdü Paşa Kimdir?

Devrin büyük gemi tüccarlarından olan ve altın varakçılığı yapıp güzel sanatlarla da ilgilenen Altunî Ali Efendi'nin oğludur. Fâtih Kurşunlu Medresesi'ni bitirdikten sonra babasından altın varakçılığı, hattatlık, nakkaşlık ve yapı işlerini öğrendi. 1829'da babasının ölümünden sonra Enderun'a girdi ve aynı zamanda altmış dört parça gemiden oluşan ticaret filosunun idaresiyle de meşgul oldu. İki yıl sonra, Enderun'dan mezun olduğu sıralarda inşaatına başlanan Mekteb-i Tıbbiyye (eski Haydarpaşa Lisesi binası) ile Mekteb-i Sultânî'nin (Galatasaray Lisesi) bina eminliğine tayin edildi. Daha sonra aynı görevi Dolmabahçe Sarayı, Zeytinburnu Fişek Fabrikası ve Paşabahçe Şişe, Mum ve Kâğıt Fabrikası inşaatlarında da başarıyla yürütmesi üzerine, "ûlâ sânîsi" rütbesi ile Dâr-ı Şûrâ-yı Askerî âzalığına getirildi. Ayrıca kendisine "mimar ağalığı" unvanı verildi. Ardından sırasıyla Ziraat Meclisi (1858), Nâfia Meclisi (1859) ve Askerî Şûrâ âzalıklarına getirildi. 1876'da I. Meşrutiyet'in ilânında İstanbul mebusu oldu. Bina emini olarak inşaatına nezaret ettiği önemli yapılar arasında, bugün İstanbul Üniversitesi ana binası olan eski Harbiye Nezâreti de bulunmaktadır.

Altunîzâde İsmâil Zühdü Paşa çalışkanlığı, dürüstlüğü ve bilhassa cömertliği ile tanınmış servet sahibi bir devlet adamıdır. Getirildiği görevler onun bu meziyetleriyle yakından ilgilidir. Bugün bilinen hayır işleri arasında, 1865 yılındaki büyük Hocapaşa yangınında harap olan on altı caminin tamir masraflarını karşılaması, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda (Doksanüç Harbi) üç taburluk bir gönüllüler alayı kurup askerlerinin bütün ihtiyaçları ile ailelerinin geçimini karşılaması ve savaş sonunda malzemelerin tamamını Tophane'ye hibe etmesi (Altunîzâde Alayı adı verilen bu birliğin sancağı halen Altunîzâde Camii'nde muhafaza edilmektedir) ve 1877 yılında Bulgaristan'dan gelen muhacirlere Şehzadebaşı'ndaki konağını verip altı aylık masraflarını üstlenmesi bulunmaktadır. Ayrıca, Rus istilâsına karşı Osmanlılar'dan yardım isteyen Kâşgarlılar'a askerî uzmanlar gönderildiği sırada, onun da Kâşgar'da bir arazi satın aldırıp üzerine bir kütüphane yaptırdığı bilinmektedir. Halen Üsküdar'da adını taşıyan Altunîzâde mahallesindeki cami ile külliyesinin bazı binaları ise halka hizmete devam eder durumdadır. Savaş öncesi ve sonrası gösterdiği bu faaliyetlerden dolayı kendisine ikinci rütbeden Âl-i Osmânî nişanı verilmiş ve kâğıt paranın kaldırılması ile ilgili olarak kurulan İlga-i Kavâim Komisyonu'nun reisliğine getirilmiştir. Bu görevi sırasında şahsına ait 50.000 altın lira tutarında kâğıt parayı karşılığını almadan hükümete vermiştir.

1880'de vezir rütbesiyle Âyan âzalığına, daha sonra da Muhâcirîn Komisyonu reisliğine tayin edildi. Bu görevinde iken 1887'de külliyesinin karşısındaki konağında vefat etti. Mezarı Altunîzâde Camii'nin hazîresinde, mihrabın önündedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA