Burhaneddin el-Buhari kimdir?

Karahanlılar'ın hâkimiyetindeki Buhara'da XI-XIII. yüzyıllarda hüküm süren ve birçok âlim yetiştiren Türkistanlı Burhan ailesine (Âl-i Burhân) mensuptur. Babası Sadrüşşehîd Tâceddin Ahmed, dedesi Burhâneddin el-Kebîr Abdülazîz b. Ömer, amcası Sadrüşşehîd Hüsâmeddin Ömer b. Abdülazîz ve oğlu Sadrülislâm Tâhir b. Mahmûd da devirlerinin önde gelen âlimlerindendir. Ailenin üyeleri "sadr" unvanıyla anılırlar. Dedesi Abdülazîz b. Ömer'i 495'te (1101-1102) Buhara başkadılığına tayin eden Selçuklu Sultanı Sencer'in ilk defa ona sadr unvanını da verdiği kaynaklarda belirtilmektedir.

Burhâneddin el-Buhârî Mergīnân'da doğdu. Hayatı ile ilgili kaynaklarda birbirinden farklı bilgiler verilmektedir. Bağdatlı İsmâil Paşa (Hediyyetü'l-ʿârifîn, II, 404) ile onu Sadrüşşehîd Ömer b. Abdülazîz'in torunu gibi gösteren Brockelmann (GAL, I, 464) 551'de (1156) doğduğunu ve 616'da (1219) vefat ettiğini kaydederler. Kâtib Çelebi de (Keşfü'ẓ-ẓunûn, I, 344, 823; II, 1619) 616'da öldüğünü söylerken Ömer Nasuhi Bilmen (Kamus, I, 341) onun 544'ten (1149) sonra vefat ettiğini ileri sürer. Burhâneddin'in ismi bazı kaynaklarda Muhammed olarak da geçmektedir (Kureşî, III, 42; Leknevî, s. 206). İbnü'l-Esîr'in 603 (1206) yılında hacca gittiğini kaydettiği (el-Kâmil, XII, 257) Burhâneddin Muhammed b. Ahmed b. Abdülazîz'in bu zat olması ihtimali, Burhâneddin'in 1219 olarak verilen vefat tarihini desteklemektedir. Fakat Barthold Mahmûd ve Muhammed'i iki ayrı şahıs gibi zikretmektedir (İA, II, 840). Burhâneddin'in oğlu Tâhir b. Mahmûd'un ölümü ile ilgili olarak bazı kaynaklarda verilen (Îżâḥu'l-meknûn, II, 155; Hediyyetü'l-ʿârifîn, I, 430; Kehhâle, V, 39; Kavakcı, s. 68) 504 (1110) tarihi de izahı güç bir durum arzetmektedir. Bu husustaki karışıklık, aynı dönemde yaşamış Burhâneddin lakabıyla tanınan birçok âlimin varlığı ve başkalarının da el-Muhît adıyla kitap telif etmelerinden kaynaklanmış olmalıdır.

Burhâneddin el-Buhârî babasından ve dedesi tarafından kurulan çok sayıda ilim adamının yetiştiği medresenin meşhur hocalarından ders okudu. Bazı kaynaklarda amcası Ömer b. Abdülazîz'den de (ö. 536/1141) ders aldığı kaydedilmekteyse de (Leknevî, s. 205) 1156 yılında doğduğu kabul edilirse bunun mümkün olmadığı anlaşılır. Ayrıca Buhara ve Semerkant başta olmak üzere çeşitli şehirlere gidip devrin ileri gelen âlimleriyle görüştü, onlardan ders aldı. Özellikle fıkıh sahasında devrinde otorite idi. İbn Kemal onu "mesâilde müctehid" kabul eder. Başta oğlu Sadrülislâm Tâhir b. Mahmûd olmak üzere birçok ilim adamı yetiştirdi, müftülük ve kadılık yaptı. Talebeleri arasında, dedesi Burhâneddin el-Kebîr'in talebesi olan Kādîhan Hasan b. Mansûr'un da (ö. 592/1196) sayılması (Hasan Masumi, V/4, s. 67) doğru değildir.

Eserleri. 1. el-Muhît. el-Muhîtü'l-kebîr, el-Muhîtü'l-Burhânî ve el-Muhîtü'l-Burhânî fi'l-fıkhi'n-Nuʿmânî olarak da bilinir. İmam Muhammed'in Hanefî mezhebinde zâhirü'r-rivâye* diye bilinen altı kitabındaki meseleleri bir araya toplamış, bunlara nâdirü'r-rivâye* ve vâkıât* kitaplarında geçen meselelerle babasından öğrendiği tamamlayıcı bilgileri de eklemiştir. Eserin müellifinin Burhâneddin el-Kebîr olduğunu zannedenler ve bu eseri Burhânülislâm Radıyyüddin es-Serahsî'nin el-Muhîṭ'i ile karıştıranlar da olmuştur. Tarih araştırmaları açısından da değerli bilgiler ihtiva eden eserde bulunan ve Karahanlı Hükümdarı İbrâhim Tamgaç Han'a ait olan vakfiye Z. V. Togan tarafından neşre hazırlanmıştır (Kavakcı, s. 109, 110). Eserin Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok yazma nüshası bulunmaktadır (meselâ bk. Cârullah Efendi, nr. 852-854, 856-858, 860-862; Damad İbrâhim Paşa, nr. 656; Fâtih, nr. 2110-2118; Yozgat, nr. 215-221). 2. Zahîretü'l-fetâvâ. ez-Zahîre ve ez-Zahîretü'l-Burhâniyye diye de bilinen eser el-Muhîṭ'in özeti mahiyetinde olup Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok yazma nüshası vardır (meselâ bk. Cârullah Efendi, nr. 649, 650, 651; Damad İbrâhim Paşa, nr. 692; Fâtih, nr. 2308-2310, 2311-2317; Süleymaniye, nr. 648; Yenicami, nr. 613-618). 3. Tetimmetü'l-fetâvâ. Amcası Ömer b. Abdülazîz muhtelif konulardaki çeşitli görüşleri ve fetvaları bir araya toplamış, fakat bunları bir düzene koyamadan şehid edilmişti. Bunlar daha sonra Burhâneddin el-Buhârî tarafından düzenlenerek kitap haline getirilmiş ve esere her konuyla ilgili yeni meseleler de ilâve edilmiştir (Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 2278, 2279; Cârullah Efendi, nr. 915; Mihrişah Sultan, nr. 103; Yenicami, nr. 597; Turhan H. Sultan, nr. 165). 4. el-Vecîz fi'l-fetâvâ (Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 961; Hamidiye, nr. 615; Hekimoğlu, nr. 432, Fâtih, nr. 2209). 5. Nisâbü'l-fukahâʾ (Süleymaniye Ktp., Damad İbrâhim Paşa, nr. 733; Yenicami, nr. 674).

Kaynaklarda adları geçen diğer başlıca eserleri de şunlardır: Şerḥu'l-Câmiʿi'ṣ-ṣaġīr, Şerḥu'l-Câmiʿi'l-kebîr, Şerḥu'z-Ziyâdât, el-Fetâvâ, el-Vâḳıʿât, et-Tecrîdü'l-Burhânî, eṭ-Ṭarîkaṭü'l-Burhâniyye.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA