Bustani Süleyman b. Hattar kimdir?

Beyrut'un Dabbiye kasabası yakınlarındaki İbkiştîn'de (Bikiştin) doğdu. İlk öğrenimini burada, orta ve yüksek öğrenimini Butrus el-Bustânî'nin Beyrut'ta kurduğu el-Medresetü'l-vataniyye'de tamamladı. Okul çağında Arapça ve Süryânîce'yi, özel gayretiyle de Türkçe, İngilizce, Fransızca, Yunanca, Almanca, İtalyanca, Farsça, Rusça, Latince, İbrânîce ve Sanskritçe'yi öğrendi. Ayrıca matematik, kimya, hukuk, ziraat, ticaret ve sosyoloji ile de ilgilendi. Bir yandan öğretmenlik yaptı, diğer yandan da el-Cinân dergisinde ve haftalık el-Cenne gazetesinde çalıştı. Bir süre de el-Cüneyne gazetesini yönetti. Aynı zamanda Butrus el-Bustânî'nin Dâʾiretü'l-maʿârif'ine maddeler yazdı. 1876'da Basra'ya gitti. Oradan Bağdat'a geçti; burada ticaret mahkemesi üyesi oldu. Basra ve Bağdat'ta bulunduğu sırada Arabistan'a uzun seyahatler yaptı. Bu seyahatlerinde bedevîlerin örf ve âdetlerini yakından tanıma fırsatı buldu. 1885'te Beyrut'a dönerek Dâʾiretü'l-maʿârif'i yönetmeye başladı ve 1887'de IX. cildini yayımladı. Bu arada Dâʾiretü'l-maʿârif'in Türkçe'ye yapılacak tercümelerinin basım iznini almak için gittiği İstanbul'da üç ay kaldı. İzni alıp eseri basmaya başladığı zaman Beyrut sansürünün çıkardığı güçlükler karşısında Mısır'a gitti. 1888'de yeniden seyahate çıkarak Hindistan yoluyla gittiği İran'da, daha sonra da Bağdat'ta ikişer yıl kaldı. Bu vesile ile İran edebiyatını yakından inceleyip öğrenme fırsatı buldu. Bağdat'tan İstanbul'a geçti. Chicago'da açılan bir serginin Türk şubesinin hükümet komiseri yanında görevli olarak Chicago'ya gönderildi (1893). Orada Şikago Sergisi adlı Türkçe bir gazete çıkararak yönetimini Ubeydullah Efendi'ye bıraktı ve İstanbul'a döndü. Dönüşünde Irak'ta sulama işlerine dair bir proje hazırlayıp Nâfia Nezâreti'ne sundu. Buradan Mısır'a geçti. Orada bir taraftan ticaretle meşgul olurken diğer taraftan edebî, fikrî ve ilmî faaliyetlerini sürdürdü. Dâʾiretü'l-maʿârif'in X ve XI. ciltlerini yeğenleri Necîb ve Nesîb'le birlikte hazırlayıp yayımladığı gibi İlyâzetü Hûmîrûs (1904) ile ʿİbre ve zikrâ (1908) adlı eserlerini de yine Mısır'da iken neşretti. II. Meşrutiyet ilân edilince (1908) hemşehrileri tarafından Beyrut'a davet edilip İttihat ve Terakkî Partisi adayı olarak Meclis-i Meb'ûsan'a Beyrut'tan milletvekili seçildi ve meclisin ikinci başkanı oldu. 1910'da Âyan Meclisi'ne de üye seçilen Süleyman el-Bustânî bu sırada resmî görevlerle Avrupa devletleri nezdinde temaslarda bulundu, görüşmeler yaptı. 1913'te kurulan Said Halim Paşa kabinesinde Tarım, Ticaret, Ziraat, Orman ve Maden nezâretlerine getirildi. Ancak dış politika konularında ve özellikle Osmanlı Devleti'nin o sırada başlamış bulunan I. Dünya Savaşı'na girmesi hususunda İttihatçılar'la anlaşmazlığa düştü. 1914'te istifa ederek siyasî hayattan çekildi; gözlerinden tedavi olmak için İsviçre'ye gitti ve orada beş yıl kaldı (1914-1919). Ancak tedavi olamadan Mısır'a döndü; 1924'e kadar Mısır'da kaldı. Lübnanlı hemşehrilerinin daveti üzerine tedavi için New York'a gitti; ancak burada iki gözünü de kaybedip münzevi bir hayat yaşadı ve 1925 Haziranı başlarında öldü. Cenazesi Lübnan'a nakledilip doğduğu köyde defnedildi. Hemşehrileri Beyrut'ta Süleyman el-Bustânî için bir anıt yaptırmışlardır.

Eserleri. Süleyman el-Bustânî'nin gazete ve dergilerde çıkan makaleleriyle Dâʾiretü'l-maʿârif'teki maddelerinden başka basılmış başlıca eserleri şunlardır: 1. İlyâzetü Hûmîrûs. Yunan şairi Homeros'un ünlü İlyada'sının manzum tercümesi olan bu eserin geniş bir araştırma mahsulü olan 200 sayfalık mukaddimesinde Homeros'un mitolojik bir şahsiyet değil tarihî bir şahsiyet olduğunu ispata çalışır. Arap edebiyatı ile Yunan edebiyatını tarihî tekâmülleri itibariyle mukayese eder. Değişik lehçelerinin bulunmasına rağmen yaşayan en uzun ömürlü dillerden biri olan Arapça'nın bunu Kur'an'a borçlu olduğunu belirtir. Eser 11.000 beyti aşkın manzum tercümesi, zengin dipnotlar ve indekslerle birlikte yayımlanmıştır (Kahire 1904). İlyada tercümesi o günkü Arap basınında büyük yankılar uyandırmış, Necîb Mitrî eserle ilgili olarak basında çıkan yazıları Hediyyetü'l-İlyâze adıyla bir kitapta toplayıp yayımlamıştır (Kahire 1905). Atina İlimler Akademisi bu tercümeyi Yunanca'ya çevirip İlyada'nın aslı ile beraber neşretmiştir. 2. ʿİbre ve zikrâ (ed-Devletü'l-ʿOsmâniyye kable'd-düstûr ve baʿdehû). Osmanlı bürokrasisini iyi bilen Süleyman el-Bustânî mebus seçilmeden önce yazıp yayımladığı (Kahire 1908) bu kitapta II. Meşrutiyet öncesi ve sonrasında devletin medenî, siyasî, sosyal ve ekonomik durumunu anlatır. Özellikle din hürriyeti konusu üzerinde duran müellif hükümetin ihmali yüzünden kaybolan memleket servetinden her vesile ile bahseder ve bu servetin işletilmesi için tekliflerde bulunur. Arap milliyetçisi olmadığı için devletin selâmetini hıristiyanlarla müslümanlara eşit haklar verilmesinde ve devlet dili olarak Türkçe'nin bütün Osmanlı ülkesinde mecburi dil olmasında görür. Süleyman el-Bustânî bu düşüncelerini daha sonraki siyasî hayatında da değiştirmemiş, nâzırlığı sırasında imparatorluğun I. Dünya Savaşı'na girmesine karşı çıkmış, savaşa girildiği takdirde imparatorluğun dağılacağını, bunun da bölge halkları için felâket olacağını ısrarla belirtmiştir; sonra da böyle bir vebali yüklenemeyeceğini ifade ederek nâzırlıktan istifa etmiştir. 3. el-İhtizâlü'l-ʿArabî ve'l-istinografya. Dâʾiretü'l-maʿârif'in IX. cildinde yayımlanan (s. 497-501) "Stenografya" maddesini beğenen Hidiv Tevfik Paşa stenonun Mısır okullarında Arapça'ya uygulanmasını istemiş, Bustânî de konuyu daha ayrıntılı şekilde ele alarak bir risâle halinde yayımlamıştır (1920).

Arapça manzum İlyada tercümesiyle tedavi için gittiği İsviçre'de yazdığı "ed-Dâʾ" ve "eş-Şifâ" adlı iki kasidesi Bustânî'nin iyi bir şair olduğunu göstermektedir. Ancak başka şiiri bulunduğu bilinmemektedir. Dört cilt kadar olan Arap tarihine dair eseriyle hâtıraları ve seyahat notları ise henüz basılmamıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN