Âdil Han Ziyadhan kimdir? Âdil Han Ziyadhan biyografisi

Gence’de doğdu

Babasının teşvikiyle Tiflis (veya Gence) Klasik Gimnazyumu'nu bitirdi. Burada ve özellikle Moskova Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde Avrupa kaynaklı fikrî cereyanlarla ve İslâm dünyasında ortaya çıkan yenilikçi düşüncelerle tanıştı. 1902'de mezun olduğunda Rusça, Farsça ve Fransızca bilgisinin yanı sıra orta düzeyde Arapça, İngilizce ve Latince'ye de vâkıftı. Önce Bakü'de avukatlık yaptı; ardından Gence'ye taşındı ve 1904'ten itibaren buradan gönderdiği yazıları Kaspi gazetesinde yayımlandı. 1905-1920 yılları arasında İrşâd ve Azerbaycan gibi gazetelerde yazıları çıktı.

1905 Rus İhtilâli'nin ardından sosyal-siyasal olaylara aktif şekilde katıldı. Azerbaycan Türkleri'nin taleplerini çarlık rejimine bildirmek ve Gence Belediyesi'nde yapılan yerel seçimlerin resmî makamlar tarafından onaylanmasını sağlamak için oluşturulan heyette yer aldı. 20 Şubat-6 Mart 1906 tarihlerinde Tiflis'te Kafkasya Valisi Vorontsof-Daşkof'un başkanlığında yürütülen Türk/müslüman-Ermeni sorununa ilişkin barış görüşmelerine Azerbaycan temsilcisi sıfatıyla katıldı. 1905 sonrasında Gence'de kurulan ve Azerbaycan'daki sosyal-kültürel hayatın gelişmesinde önemli etkileri bulunan Cem'iyyet-i Hayriyye, Maarif Cemiyeti ve Dram Cemiyeti gibi derneklerin faaliyetlerine iştirak etti. Yine Azerbaycan Türkleri'ni Rus-Ermeni zulmünden korumak amacıyla Ağaoğlu Ahmed'in başkanlığında kurulup gizlice faaliyet gösteren ve çarlık yöneticilerine karşı düzenlenen suikastlarda da adı anılan Difâî fırkasına dahil oldu. 24 Haziran 1907 tarihinde çıktığı Avrupa seyahatinde Batum ve Trabzon üzerinden İstanbul'a gitti. Burada bazı ilim ve edebiyat erbabıyla görüştü. Ardından Bulgaristan ve Sırbistan'dan geçerek sırasıyla Budapeşte, Viyana, Münih, Zürih, Cenevre, Paris, Londra, Ostand, Brüksel ve Berlin şehirlerini dolaştı. Gence'ye dönünce gezi notlarını yayımladı.

1910'da Gence şehri belediye reisliğine seçildi. 1917 Bolşevik İhtilâli'nin ardından oluşturulan Gence Müslüman Millî Komitesi'nin ve Azerbaycan Millî Şûrası'nın faaliyetlerine katıldı. Cumhuriyetin ilânından sonra 30 Ekim 1918'de Dışişleri bakan yardımcılığına tayin edildi. 10 Kasım'da Amerika Birleşik Devletleri Başkanı W. Wilson'a gönderilen ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını dünya devletlerinin tanıması için kendisinden yardım istendiğini bildiren telgrafı o da imzaladı. Kasım 1918 ve Ocak 1919'da Bakü'ye gelen müttefik birlikleri başkumandanı W. Thompson'u ve İngiltere'nin Balkanlar ve Kafkasya başkumandanı G. Miln'i karşılayan heyette yer aldı, Azerbaycan'ın bağımsızlığını ve Ermeni mezalimi konusunu müzakereye açtı. Görevi süresince Ermenistan'a verdiği notalarla sık sık gündeme geldi; bu arada yazı yazmayı sürdürdü. Azerbaycan'ın tarihi, edebiyatı ve mevcut siyasî durumuyla ilgili yazılar kaleme aldı.

Ziyadhan, Kaçar hânedanıyla akrabalığı dikkate alınarak İran büyükelçiliğine tayin edildi (4 Ekim 1919). Avrupa yolculuğuna çıkan Kaçar hânedanının son temsilcisi Ahmed Şah'a Azerbaycan hükümeti adına Batum'a kadar refakat etti. Ardından İngilizler'in de isteğiyle İran hükümeti Seyyid Ziyâeddin Tabâtabâî'nin başkanlığında Kafkasya'ya diplomatik bir heyet gönderdi. Ziyadhan'ın bulunduğu heyetin katılımıyla Bakü'de gerçekleştirilen konferansta Azerbaycan'ın istiklâlini hukuken tanıyan İran hükümetiyle siyasal ve ekonomik anlaşmalar imzalandı. Bunun üzerine büyükelçi sıfatıyla Tahran'a gitti (Ocak 1920). Azerbaycan'da Bolşevikler'in idareyi ele geçirmesinin (27 Nisan 1920) ardından bir süre daha bu görevde kaldı. 22 Haziran 1921'de İran'daki diplomatik statüsünü tamamen kaybetti. Kendisi siyasî faaliyetleri sebebiyle Azerbaycan'a dönemediği gibi bu konuda eşinin ve kızlarının Sovyetler'in Tahran Büyükelçiliği'ne verdikleri dilekçeden de olumlu bir sonuç alınamadı. 1926'da gönderilen cevabî mektupta Sovyet yurttaşlık yasası gereği vatandaşlık haklarını kaybettikleri ve vatandaşlığa kabul edilmelerinin mümkün olmadığı bildirildi.

İran'daki akrabalarının yardımıyla Tahran Belediyesi'nde görev alan (1923-1924) Ziyadhan, Hüseyinkulu Ağa Hoyski'nin daveti üzerine Necef'te ve Şam'daki kutsal yerleri ziyaret ettikten sonra ikinci defa İstanbul'a gitti (1927). İran'a döndüğünde bir süre Tahran'da Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda (1928-1929) ve Tebriz'de Azerbaycan Demiryolları ve Gemicilik İdaresi'nde (1929-1930) çalıştı. Sovyetler'in İran'da da nüfuz kazanması üzerine ailesiyle birlikte Türkiye'ye göç etti (1933) ve İstanbul'a yerleşti. Başta Mehmed Emin Resulzâde ve Naki Keykurun olmak üzere Azerbaycan göçmenleriyle ilişkilerini sürdürdü. Ancak siyasî faaliyetten uzak durdu. Azerbaycan Ulusal Birliği'nin Berlin'de gerçekleştirilen birinci kurultayında (1943) o da Mehmed Emin Resulzâde, Halil Bey Hasmehmedov, Mustafa Vekilov, Mir Yakub Mehdizade, Şefi Bey Rüstembeyov ve Abdülali Emircanov gibi birliğin onursal üyeliğine seçildi. İstanbul Üniversitesi'nde on iki yıl kadar hocalık yaptıktan sonra 14 Aralık 1957'de İstanbul'da vefat etti.

Eserleri. 1. Avrupa'da Üç Aylık Bir Seyahatim (Gence 1908, 1909). Azerbaycan Kiril alfabesine uyarlanan eser ("Seyahetnâme", Azerbaycan içinde [ed. Vasif Guliyev], Bakü 1993, s. 107-147), uyarlamadaki eksiklikler yüzünden Elmin Aliyev ve Taleh Hasanov tarafından tıpkıbasımı ile birlikte Latin harfleriyle yeniden yayımlanmıştır (Avropa'da Üç Aylık Bir Seyahetim, Bakü 2012). Eser Avrupa medeniyetinin olumlu ve olumsuz yönleri, İslâm dünyasının içinde bulunduğu durum ve din, millet, medeniyet ilişkisi gibi konuları içine alır. Kafkasya'daki müslüman aydınların Batı algısını pek çok açıdan yansıtan bu eserinde müellif, askerî ve teknolojik gelişmeler bakımından övdüğü Avrupa'yı başta ahlâkî zaaflar olmak üzere faydacı bakış açısı, sömürge siyaseti, çifte standartlı din ve özgürlük anlayışı gibi konularda eleştirir. Türklüğün medeniyet için kesinlikle bir engel teşkil etmeyeceğini, millî özelliklerin ve İslâmiyet'in kazandırdığı insanî nitelikler bakımından Avrupalılar'a nazaran -en azından potansiyel olarak- daha üstün bir ahlâka sahip bulunduğunu ileri sürer. Farklı millî ve dinî geleneklere sahip milletlerin bir arada yaşayabilmesi için vatan kavramının en önemli ilke kabul edilmesi gerektiğine dikkat çeker. Millî menfaatten daha genel bir anlam yüklediği umumi vatan menfaatinin millet sevgisi için aslî bir unsur olduğunu belirtir. Çoğu zaman liberal bir görüş ortaya koyan yazarın, eleştirmesine rağmen belli ölçüde etkisinde kaldığı faydacılık ve yine gelişmenin gereği saydığı eğitim görüşüyle paralel şekilde işlediği ödev ahlâkı düşüncesi eserde en fazla vurgulanan hususlardandır.

2. Azerbaycan Hakkında Tarihî Edebî ve Siyasî Ma'lûmât (Bakü 1919). Müellifin Aperçu sur l'histoire, la littérature et la politique de l'Azerbeidjan adıyla Fransızca da neşredilen bu eseri (Bakü 1919) Asif Rüstemli'nin uyarlamasıyla Azerbaycan Kiril alfabesiyle yayımlanmış (Azerbaycan içinde [ed. Vasif Guliyev], Bakü 1993, s. 51-104) ve Seccâd Hüseynî tarafından Farsça'ya tercüme edilmiştir (Cumhûrî-yi Azerbaycân, Tebriz 1389 hş.). Eserde Kafkasya'daki Rus istibdadı ve Ermeni mezalimi konusu ele alınır. Türklük (millet) ve vatandaşlık kavramları Müslümanlık ve ümmet kavramlarının önüne geçirilir. Eserin Fransızca tercümesi, Paris Barış Konferansı'na katılan Azerbaycan delegasyonu tarafından propaganda aracı olarak da kullanılmıştır.

3. Ṭayerân-ı Ḳalem (Tahran 1310 hş.). Ekrem Bağırov tarafından Azerbaycan Türkçesi'ne tercüme edilen eser ("Gelemin Uçuşu", Azerbaycan içinde [ed. Vasif Guliyev], Bakü 1993, s. 13-47) Farsça olarak 2002 yılında da yayımlanmıştır (Ṭayerân-ı Ḳalem: Risâleʾi ez noḫostîn nümâyende-i cumhûri-yi Azerbaycan-i Gafgaz der Îrân, Tahran 1381 hş.). Kerec'deki Ziraat Yüksek Okulu talebeleri için yazılan ziraatla ilgili bölümden ve müellifin kısa otobiyografisinden meydana gelen eser Ziyadhan'ın bilinen tek Farsça kitabıdır.

Seyahatnâmesinde Osmanlı şairi Nigâr Hanım'a ithaf ettiği Rusça manzumesi dikkate alınarak şiir yazdığı da söylenen Ziyadhan, arkadaşı Naki Keykurun'un ifadesine göre 1943'te Cevad Han isimli Türkçe bir eser daha kaleme almıştır.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA