Ebu Bekre Kimdir?

Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Vâsıt yakınlarındaki Zendeverd şehrinden olan annesi Sümeyye'nin İran kisrâsı tarafından Yemen Meliki Ebü'l-Hayr'a hediye edildiği, melikin de ülkesine dönerken Tâif'te hastalandığı sırada kendisini tedavi eden meşhur Arap tabibi Hâris b. Kelede'ye onu hediye ettiği bilinmektedir. Sümeyye, Hâris b. Kelede'nin kölesi Mesrûh ile evlendirilmiş ve bu evlilikten Nüfey' dünyaya gelmiştir. Kaynakların birçoğunda Hâris b. Kelede'ye nisbet edilmesi onun kölesi olması sebebiyledir. Ebû Bekre'nin müslüman olduktan sonra Hâris b. Kelede'ye nisbet edilmeyi reddetmesi de onun oğlu olmadığını göstermektedir (Zehebî, III, 6). Ziyâd b. Ebîh Nüfey'in anne bir kardeşidir.

Tâif Muhasarası'nda (8/630) müslümanlara katılacak hürlerin serbest, kölelerin hür olacağı ilân edilince Tâif Kalesi'nden kaçıp gelen yirmi üç köleden biri de Nüfey' idi. Kaleden aşağıya bekre (veya bekere) denen bir kuyu çıkrığı ile indiği için Hz. Peygamber kendisine "Ebû Bekre" diye iltifat etti ve o günden sonra hep bu künye ile anıldı. Hz. Peygamber'in emriyle İslâmiyet'i Amr b. Saîd b. Âs'tan öğrendi. Kız kardeşi Ezde'nin kocası olan ashâb-ı Suffe'den Utbe b. Gazvân Hz. Ömer devrinde Basra'ya vali tayin edilince Bahreyn'de bulunan Ebû Bekre'yi yanına aldırdı. Ebû Bekre burada uzun süre kaldığı için Basrî nisbesiyle de anılır.

Ebû Bekre ve kardeşi Ziyâd b. Ebîh, iki kişiyle birlikte Mugīre b. Şu'be'nin zina yaptığını ileri sürdüler. Ancak Ziyâd'ın olayda gördüğü şahsı tam teşhis edemediğini söylemesi üzerine Mugīre b. Şu'be recm cezasından kurtuldu. Ebû Bekre ile diğer iki kişi ise iddialarını ispat edebilmek için yeterli sayıya (en az dört kişi) ulaşamadıklarından had cezasına çarptırıldılar. Bundan böyle şahitliklerinin kabul edilebilmesi için Mugīre hakkındaki bu iddiaları ile ilgili olarak tövbe etmeleri teklif edilince iki arkadaşı bu isteği yerine getirdiği halde Ebû Bekre tövbe teklifini kabul etmedi. Kardeşi Ziyâd'ın gerek bu olaydaki tutumu, gerekse Muâviye'nin hilâfet mücadelesi sırasında Ebû Süfyân'ın oğluymuş gibi ona nisbet edilmeyi uygun görmesi sebebiyle onunla bir daha konuşmadı. Oğullarının kardeşi tarafından himaye edilip önemli mevkilere getirilmelerini de tasvip etmedi. Cemel Vak'ası'nda Hz. Âişe taraftarı iken Hz. Peygamber'den duyduğu bir hadisi hatırlayarak geri çekildi ve tarafsız kalmayı tercih etti. Aynı gerekçe ile Sıffîn Savaşı'na da katılmadı.

Kırk çocuğu olduğu nakledilen Ebû Bekre, Hz. Peygamber'den 132 hadis rivayet etmiştir. Bunlardan sekizi Sahîhayn'da bulunmakta, ayrıca beşi yalnız Buhârî'de, biri Müslim'in eserinde yer almaktadır. Rivayetlerinin tamamı Kütüb-i Sitte'nin diğer eserleriyle öteki hadis kitaplarında yer almış olup Ahmed b. Hanbel'in Müsned'indeki rivayetleriyle ilgili olarak Ebû Bekir b. Ali es-Somâlî Merviyyâtü's-sahâbî Ebî Bekre fî Müsnedi'l-İmâm Ahmed adlı bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır. Ebû Bekre'den oğulları Abdullah, Ubeydullah, Abdurrahman, Abdülazîz, Müslim, Merrâr ve torunu Bahr b. Merrâr ile Ebû Osman en-Nehdî, Hasan-ı Basrî, İbn Sîrîn ve daha başkaları rivayette bulunmuşlardır.

Ebû Bekre, kardeşi Ziyâd b. Ebîh'in valiliği zamanında 51 (671) veya 52 (672) yılında Basra'da vefat etti. Cenaze namazını sahâbî Ebû Berze el-Eslemî kıldırdı.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN