Ebu Hafs el-Hintati Kimdir?

Aslen Mağrib-i Aksâ'daki (Fas-Moritanya) büyük Berberî kabilelerinden biri olan Masmûde'nin Hintâte (İnt) koluna mensuptur. Muvahhidler'in önderi İbn Tûmert'in davetini kabul ederek bu hareketin "cemaat" ve "muhacirler" adlarıyla anılan ilk on kişisi arasına girdi (514/1120-21). Ebû Hafs'ın güçlü bir kabilenin mensubu olarak Muvahhidler'in başlattığı harekete katılması, daha ilk merhalesinde bu harekete önemli bir askerî destek sağladı.

Ebû Hafs tavizsiz politikasıyla temayüz etti. Bu tavrı kendisini, Muvahhidler'in gerçek kurucusu Abdülmü'min el-Kûmî'nin (1130-1163) sağ kolu ve idarenin ondan sonraki ikinci adamı mevkiine yükseltti. Bu arada şûra heyetinin başkanlığını üstlendi. Hatta Abdülmü'min'den sonra halifeliğe onun getirilmesinin kararlaştırıldığı, ancak bu hakkından Abdülmü'min'in oğlu lehine feragat ettiği rivayet edilmektedir.

Ebû Hafs, Abdülmü'min'in yakını olmasına rağmen İbn Tûmert'in koyduğu ilkelerden sapmalar olduğunu hissettiği zaman onu tenkit etmekten çekinmezdi. Abdülmü'min döneminde Murâbıtlar'a karşı düzenlenen birçok askerî sefere kumandanlık eden ve bu sayede bir kısım Murâbıt topraklarını Muvahhidler Devleti'nin sınırları içine katmış olan Ebû Hafs 526'da (1132) Celâve'yi aldı ve 538'de (1144) Fas'ın zaptıyla görevlendirildi. 539 (1145) yılında Abdülvâdîler'in, Benî Versifîn'in ve diğer bazı Berberî hânedanlarının itaat altına alınmasına katkıda bulundu. Bir yıl sonra da Bergavâta kabilesinin yurdunu ele geçirdi. Bu seferleri sırasında onun Murâbıtlar'a karşı son derece sert davrandığı görülür. Bunda, şeyhi İbn Tûmert'in Murâbıtlar'ı hedef alan, bu arada onları putperestlikle suçlayacak kadar ileri giden tenkitlerinin yanında kabilecilik anlayışının da rolü olmuştur.

Abdülmü'min'in yerine önce oğlu Ebû Abdullah Muhammed'in, daha sonra da diğer oğlu Ebû Ya'kūb Yûsuf'un veliaht tayin edilmesini teklif eden ve böylece Muvahhidler'in hânedanlığa dönüşmesini sağlayan kişi de rivayete göre Ebû Hafs'tır. Böylece Ebû Hafs, o zamana kadar taviz vermeden savunduğu şeyhi İbn Tûmert'in prensiplerinden birine aykırı hareket etmiş oluyordu. Zira şeyhine göre devletin bir aile tarafından değil şûra meclisinin seçeceği ehil kimseler tarafından idare edilmesi esastı.

Ebû Hafs'ın devlet adamı ve kumandan olarak Abdülmü'min dönemindeki nüfuzu Ebû Ya'kūb Yûsuf devrinde de devam etti. 564'te (1169) bir ordunun başında cihad için Endülüs'e geçti. Batalyevs'i (Badajoz) istilâ eden Portekizliler'i buradan kovdu. Onun bu başarısı gerek Endülüs gerekse Kuzey Afrika'da büyük sevinç uyandırdı. Ardından Muvahhid idaresine girmemekte direnen ve Doğu Endülüs'ün tamamını kontrolünde tutan İbn Merdenîş'in itaat altına alınması için yapılan seferlere katıldı. Daha sonra da Kastilyalılar'a karşı yürütülen cihad faaliyetlerine iştirak etti.

Ebû Hafs, Muvahhidler'in yıkılışından sonra kurulan Hafsîler hânedanının da atasıdır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN