Faik Efendi Ömer hayatı...

İstanbul'da Ayasofya Camii civarındaki Yerebatan mahallesinde doğdu. Karadeniz Ereğlisi'nden olan Kürekçi Ali Efendi'nin oğludur. İlk mektebe devam ettiği sırada Topçubaşı Bâlâ Süleyman Ağa Mektebi hocası Şumnulu Ömer Rüşdü Efendi'den sülüs ve nesih yazılarını öğrenmeye başladı, 1871'de Bahri Efendi'den icâzet aldı. Oğlu Muhiddin Hattatoğlu'nun verdiği bilgiye göre Fâik Efendi'nin Bâlâ Camii'nde yapılan icâzet merasiminde Reîsülhattâtîn Kazasker Mustafa İzzet Efendi de hazır bulunmuş ve icâzet kıtasının altına icâze cümlesini bizzat yazmıştır. Fâik Efendi daha sonra talebesi olmak istediği Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin tavsiyesiyle onun öğrencisi Mehmed Şefik Bey'e devam etmiştir. Sekiz yıl Şefik Bey'den yazı meşketmiş, ondan sülüs-nesih ve sülüs celîsinin inceliklerini öğrenerek zamanının önde gelen hattatları arasına girmiştir. Fâik Efendi resmî bir görev kabul etmeyip hayatını Cerrahpaşa'da Davutçeşmesi sokağındaki evinde kitap okuyarak, üstatların yazılarını inceleyerek ve yazı yazarak geçirmiştir. Yalnız hocası Ömer Rüşdü Efendi'nin vefatı üzerine Süleyman Ağa Mektebi ile diğer bazı mekteplerde geçici olarak hüsn-i hat hocalığı yapmıştır. 20 Cemâziyelâhir 1337'de (23 Mart 1919) vefat eden Fâik Efendi'nin kabri Silivrikapı dışında, Seyyidnizam caddesinde Bâlâ Kabristanı'nda set üzerindedir.

Hat sanatı yanında mürekkep yapma, kâğıt âharlama ve murakka' hazırlama işinde de usta olan Fâik Efendi, tezhip sanatını Beyazıt'ta kâğıtçılar ve mücellitler kâhyası Hacı Ahmed Efendi'den öğrenmiştir. Sesi güzel olan Fâik Efendi mûsikiye de âşina bir sanatkârdı. Ancak onun asıl kıymet ve şöhreti hat sanatının sülüs, nesih ve celî sahasındadır. Halen Topçubaşı Bâlâ Süleyman Ağa Külliyesi'ndeki Şefik Efendi yolunda mevcut celî sülüs yazıları, Fâik Efendi'nin yazı sanatındaki seviyesini gösteren ve günümüze ulaşan güzel örneklerdendir.

Bâlâ Külliyesi içinde yer alan türbenin iki cephesini kaplayan ve ahşap saçakla pencere kemerleri arasında bulunan, 16 m. uzunluğunda ve 40 cm. eninde, mermer üzerine hakkedilmiş celî sülüs hatla Âyetü'l-kürsî ile Fecr sûresinin 24-30. âyetleri Fâik Efendi'nin hattıyladır. Türbe cephesine ihtişam veren bu kitâbenin ketebesinde "Fâik min telâmîz-i Mehmed Şefik 1312" ibaresi vardır. Bâlâ Çeşmesi'nin sağında ve solunda celî sülüs ile 35 × 115 cm. ebadında mermere hakkedilmiş, Enbiyâ sûresinin 30. âyetiyle İnsân sûresinin 21. âyetini ihtiva eden 1309 (1892) tarihli hatlar da Fâik Efendi'nindir. Bugün ilkokul olarak kullanılan tekkenin duvarındaki çeşme aynasının 1313 (1895) tarihli beyzî gömme mermer kitâbesiyle tekkenin kapısı üstündeki celî kitâbe de Fâik Efendi'nin hattıyladır. Bu kitâbe, Topkapı Sarayı ikinci avlusunun kubbe altı tarafında teşhir edilmektedir.

Fâik Efendi'nin Bâlâ Külliyesi'ndeki bu eserlerinden başka İbnülemin Mahmud Kemal'in Son Hattatlar adlı kitabında neşrettiği biri 1314 (1896) tarihli celî sülüs müsennâ, diğeri celî sülüs ve nesih iki levhası ile Edirnekapı Atik Ali Paşa Camii'nde "ve yut'ımûne't-taâme alâ hubbihî" (el-İnsân 76/8) levhası da bilinen güzel eserleri arasında zikredilebilir. Ayrıca büyük boy bir Kur'ân-ı Kerîm'i Âl-i İmrân sûresine kadar yazmış, bunun yanında en'âm-ı şerifler, dua mecmuası ve levhalar da hazırlamıştır. Fâik Efendi'nin Mehmed Şefik Bey'den aldığı meşkler ve muhtelif yazılarla, iğnelenmiş pek çok yazı kalıbı ve icâzetnâmesi oğlu Muhiddin Hattatoğlu tarafından Topkapı Sarayı Müzesi'ne hediye edilmiştir.

Fâik Efendi, hocası Mehmed Şefik Bey'in hazırladığı Kudüs'teki Ömer Camii'nin (Kubbetü's-sahre) celî yazılarını Alâeddin Bey'le (ö. 1305/1887) beraber iğneleyerek kalıplarını hazırlamış, bu sebeple de hocasının takdirini kazanmıştır.

Yetiştirdiği hattatlar arasında Hâfız Mahmud Efendi, Emirgân imam ve hatibi Hâfız Sâdık Efendi, Hacı Vâsıf Efendi ve Bâlâ Dergâhı'nın son şeyhi Fahreddin Efendi sayılabilir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN