Gerdîzî kimdir ?

Bugün Afganistan sınırları içinde bulunan Gerdîz'de (Cerdîz) doğdu. Hayatını nerede ve nasıl geçirdiği, ne zaman öldüğü kesin olarak bilinmemektedir. Gazneli Sultanı Zeynülmille Ebû Mansûr Abdürreşîd döneminde (1049-1052) yazdığı ve ona takdim ettiği Zeynü'l-aḫbâr'dan, Gazneli Devleti'nde resmî bir görev aldığı ve sultanın sarayına girdiği anlaşılmaktadır. Yine eserinde Sultan Mahmûd döneminin (998-1030) fetih ve olaylarını bizzat kendisinin görerek nakledişinden, onun zamanında bunları anlayıp belleyecek bir yaşta bulunduğu tahmin edilmektedir. Hintliler'in dinî tören ve âyinlerini anlatırken bu bilgileri Bîrûnî'den (ö. 453/1061 [?]) duyduğunu söylemesi Bîrûnî ile tanıştığını gösterir. Öyle anlaşılıyor ki Gerdîzî Gazne'de ikamet etmiş ve eserini orada yazmıştır.

Gerdîzî, yaklaşık 442 (1050) yılında Farsça olarak kaleme aldığı ve Sultan Abdürreşîd'in Zeynülmille lakabına izâfeten Zeynü'l-aḫbâr (Târîḫ-i Gerdîzî) adını verdiği eserinde İslâm öncesi İran tarihiyle Hz. Peygamber devrini ve 423 (1032) yılına kadar hüküm süren halifelerin dönemini özetler; 432 (1041) yılına kadar olan Horasan tarihini ise ayrıntılı bir şekilde anlatır. Bizzat şahit olduğunu belirttiği Gazneliler'in ilk devrine ait olaylar hakkında verdiği bilgiler önemlidir. Zeynü'l-aḫbâr'a daha sonraki tarihçiler nâdiren atıfta bulunurlarsa da eser Sâmânîler devri de dahil Horasan'ın siyasî ve içtimaî tarihi için başvurulması gereken ilk kaynaktır. Nitekim 344-365 (955-975) yılları arasında Horasan'da meydana gelen olaylar hakkında sadece Gerdîzî'nin tarihinde yeterli bilgi vardır. Eser ayrıca çeşitli toplulukların dinî törenlerine, milletlerin geleneklerine, eski âlim ve filozoflara, muhtelif ilim dallarına, Türk, Yunan ve Hint inançlarına dair son derece önemli bilgiler ihtiva etmektedir (geniş bilgi için bk. Merçil, I [1970], s. 273-275). Gerdîzî'nin, başta Bîrûnî'nin Taḥḳīḳu mâ li'l-Hind ve el-Âs̱ârü'l-bâḳıye'si olmak üzere Ebû Ali Hüseyin b. Ahmed es-Sellâmî'nin bugün sadece adı bilinen Târîḫ-i Vülât-ı Ḫorâsân, Ceyhânî'nin Kitâbü'l-Mesâlik ve'l-memâlik ve Kitâb-ı Tevârîḫ, İbn Hurdâzbih'in Kitâbü'l-Mesâlik ve'l-memâlik ve İbnü'l-Mukaffa'ın Rubʿu'd-dünyâ (Tevzîʿu'd-dünyâ) adlı eserlerinden büyük ölçüde faydalandığı anlaşılmaktadır. Biri Cambridge King's College (nr. 213), diğeri Bodleian (nr. 240) kütüphanelerinde olmak üzere iki nüshası bilinen eserin Türkler'le ilgili on yedinci bölümü V. V. Barthold tarafından Rusça tercümesiyle birlikte neşredilmiştir (Otčet o poiezdke v Srednyuyu Aziyu, St. Petersburg 1897, s. 78-128). Bu bölümle birlikte Tibet ve Çinliler'e ait kısmı Géza Kuun Macarca'ya çevirmiştir (Keleti Kútfök, Budapeşte 1898, s. 5 vd.; Keleti Szemle, Budapeşte 1903, s. 17 vd.). Daha sonra eserin Tâhirîler, Saffârîler, Sâmânîler ve Gazneliler'le ilgili bölümleri Muhammed Nâzım (Berlin-London 1928; Tahran 1315, 1327 hş.), Sâsânîler'le ilgili dördüncü bölümden Horasan emîrlerini anlatan yedinci bölüme kadar olan kısmı Saîd-i Nefîsî (Tahran 1333 hş.) tarafından yayımlanmıştır. Tam neşrini Abdülhay Habîbî'nin yaptığı eser (Tahran 1347, 1363 hş.) Muhammed b. Tâvît tarafından Arapça'ya (Fas 1392/1972), Hindistan'daki mezhepler ve Hint gelenekleriyle ilgili kısmı V. Minorsky (BSOAS, XII/3-4 [1948], s. 625-640; Iranica, s. 200-215), Türkler'le ilgili bölümü de A. P. Martinez (Archivum Eurasiae Medii Aevi, II [1982], s. 109-217) tarafından İngilizce'ye tercüme edilip Farsça metinle birlikte yayımlanmıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN