Hüseyin Tugi kimdir?

Daha ziyade şiirlerinde kullandığı Tûgī mahlasıyla tanınır. Musîbetnâme'nin baş kısmında künyesini Hüseyin b. Sefer b. Abdullah olarak kaydeder. Eserin son kısımlarında yer alan ve "Arz-ı Hâl-i Fakīr Tûgī-i Kesîrü't-taksîr" başlığını taşıyan altmış bir beyitlik şiirde hayat hikâyesini anlatan müellif Belgrad civarında Srem bölgesinde Egrebeli adlı yerde doğduğunu, kul asıllı olduğunu belirtir. Kendisini kul oğlu kul olarak tanıtması, babası Sefer'in muhtemelen bu bölgeden devşirilmiş ve daha sonra buraya yerleşmiş olduğunu gösterir. Küçük yaşlarda İstanbul'a giderek Yeniçeri Ocağı'na giren Hüseyin, yine bu şiirinden anlaşıldığına göre Kuyucu Murad Paşa'nın sadrazamlığı zamanında (1606-1611) Canbolatoğlu Ali Paşa ve Kalenderoğlu Mehmed gibi Celâlîler'e karşı yapılan savaşlara katıldı. Murad Paşa'nın 1610 yılında çıktığı İran seferine de iştirak etti, bu seferden sonra solaklığa yükseltildi. Padişah muhafızı olan solaklar cesur, kuvvetli, boylu poslu, sözü dinlenir ve güvenilir yeniçeriler arasından seçildiğinden Hüseyin Tûgī'nin de bu vasıfları taşıdığı anlaşılmaktadır. Sekiz yıl devam eden solaklık hizmetinden sonra emekliye ayrılan Tûgī Yeniçeri Ocağı çevresiyle yakın münasebetini sürdürmüş ve bazı ileri gelen ocak mensuplarının maddî desteğiyle emeklilik yıllarını geçirmiştir. Bu yıllar zarfında başka bir görev aldığına dair bir bilgi bulunmayan ve hangi tarihte vefat ettiği bilinmeyen müellif muhtemelen IV. Murad'ın hükümdarlık döneminin ilk yıllarını idrak etmiştir.

II. Osman'ın öldürülmesiyle sonuçlanan olayların görgü şahidi olan Hüseyin Tûgī'nin Musîbetnâme'si İbretnümâ (Hüseyin Tûgī, Tûgī Târihi, s. 489; Kütükoğlu, s. 42), Vak'a-i Sultan Osman (Babinger, s. 173), Târîh-i Tûgī (Kâtib Çelebi, Fezleke, II, 9) ve Tûgī Târihi (Naîmâ, II, 209) gibi adlarla da anılır. Babinger'e göre eser IV. Murad'ın cülûsundan bir süre sonra yazılmıştır. Telif tarihi veya bunu ima eden bir kayıt yoksa da bazı ipuçlarından eserin 10 Receb 1031 (21 Mayıs 1622) - 1 Şevval 1031 (9 Ağustos 1622) tarihleri arasında yazıldığı, ancak daha sonra birkaç defa müellifi tarafından ele alındığı ve IV. Murad'ın cülûsunun ardından muhtemelen Zilhicce 1032'ye (Ekim 1623) doğru son şeklinin verildiği anlaşılmaktadır.

Musîbetnâme'de esas olarak II. Osman'ın hal'i ve katliyle ilgili vak'alar anlatılmaktaysa da I. Mustafa'nın birkaç aylık ikinci saltanatı dönemi olayları hakkında da bilgi verilmekte ve eser IV. Murad'ın cülûsunu müteakip sona ermektedir. Eserin birkaç telif merhalesi vardır. İlk yazımında bulunan mukaddime diğer teliflerde mevcut değildir. Muhteva bakımından Musîbetnâme İstanbul'da ve taşrada vuku bulan hadiseler olarak iki bölüme ayrılabilir. İlk bölümde gün gün II. Osman'ın cülûsu ve hal'iyle sonuçlanan olaylar, ikinci bölümde Sultan Osman'ın ülkenin her tarafına gönderdiği gizli emirler üzerine taşradaki yeniçerilere karşı takınılan tavır ele alınmıştır. Eserde ayrıca bazı tayin, azil ve ölümler de yer almaktadır.

Kâtib Çelebi, Solakzâde Mehmed Hemdemî, Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi ve Müneccimbaşı Ahmed Dede gibi XVII. yüzyıl tarihçileri Musîbetnâme'yi kaynak olarak kullanmışlardır. Ancak bunlar eserden alıntılar yaparken bazan tarih kayıtlarını, mansıp, şahıs adı, sıfatı ve lakaplarını belirtmeyip yer yer olaylar arasında takdim-tehirler yaparak bazı tasarruflarda ve hatalı nakillerde bulunmuş, hadiselerin anlaşılmasını güçleştirmişlerdir. Hammer-Purgstall, II. Osman ve I. Mustafa dönemleri için kendi koleksiyonundaki müellif hattı nüshayı kullanmıştır. Hüseyin Tûgī olayları kronolojik sırayla aktarmakta, bazan da olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi kurmaktadır. Musîbetnâme, diğer Osmanlı tarihçilerinin ele almadığı bu olayın yeniçeri muhitindeki görünüş ve yorumunu yansıtması bakımından ayrıca önem kazanmaktadır. Eser sade bir üslûpla yazılmış, yer yer mısra, beyit, kıta, gazel, mersiye, methiye ve müseddes gibi manzum parçalarla süslenmiştir.

Musîbetnâme'nin İstanbul, Konya, Avusturya, Almanya, Fransa ve İngiltere'de dokuz yazma nüshasının varlığı bilinmektedir. İstanbul'dakiler Nuruosmaniye (nr. 3134, vr. 175a-222b) ve Râgıb Paşa (nr. 987, vr. 361a-389a) kütüphanelerinde mevcut Hasanbeyzâde tarihlerinin içinde, Konya'daki İzzet Koyunoğlu Müze ve Kütüphanesi'nde (nr. 13316), Avusturya'dakiler Wien Nationalbibliothek'te (nr. H. O. 74, H. O. 19, vr. 303b-326b, nr. H. O. 65, vr. 144b-185a), Almanya'daki yazma Dresden Landesbibliothek'te (nr. 178, vr. 27a-51b) bulunmaktadır. Bunlardan Wien Nationalbibliothek'te kayıtlı nüsha (nr. H. O. 74) bizzat müellif tarafından yazılmış ve yer yer tashih edilmiştir. Fransa'daki yazma Bibliothèque Nationale'de (Suppl. Turc, nr. 871) kayıtlıdır (Blochet, II, 80). Bu nüsha, İstanbul'daki Fransız elçiliği tercümanlarından Philibert Deval tarafından Nev'î diye birine izâfe edilerek 1733'te istinsah edilmiş ve Fransızca'ya çevrilmiştir (Vak'a-i Sultan Osman Han [nşr. Fahir İz], s. 120). İngiltere'deki nüsha ise Cambridge Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Babinger, s. 173).

Musîbetnâme, ilk olarak Antoine Galland tarafından Relation de la mort du sultan Osman et du couronnement sultan Mustapha adıyla Fransızca'ya çevrilerek neşredilmiştir (Cologne 1678). Nev'î adlı bir kişiye izâfe edilen eser M. A. Danon tarafından da Fransızca'ya çevrilmiş ve "Contributions à l'histoire des Sultans Osman II et Moustafa I" adıyla yayımlanmıştır (JA, XIV [1919], s. 68-139, 244-310). Danon, sadece Tûgī'nin Musîbetnâme'sini değil aynı yerde II. Osman dönemiyle ilgili dört belge de neşretmiştir. Daha sonra İsmail Hami Danişmend tarafından Türkçe'ye çevrilen Danon'un bu makalesi İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi'nin yeni tertip basımının (1971) VI. cildinde yayımlanmıştır (s. 282-321). İbretnümâ adıyla Midhat Sertoğlu tarafından da neşredilen eseri (bk. bibl.) Fahir İz, Dresden ve Danon nüshalarına dayanarak Vak'a-i Sultan Osman Han adıyla yayımlamıştır (bk. bibl.). Son olarak Nezihi Aykut eserin tenkitli metnini yayıma hazırlamıştır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN