İbn Ammâr, Fahrülmülk kimdir ?

Muhtemelen Mağrib'den Mısır'a göç etmiş Berberî asıllı bir kadı ailesine mensuptur. Kardeşi Celâlülmülk'ün ölümü üzerine Şâban 492'de (Haziran-Temmuz 1099) Ammâroğulları Emirliği'nin başına geçti. Küçük bir orduya sahip olduğu halde komşularına karşı takip ettiği politika sayesinde bağımsızlığını devam ettirdi ve Cebele'den Fâtımîler'in denetimi altında bulunan Beyrut'a kadar bütün sahil yolunu kontrol altına aldı.

Trabluşsam ve Ammâroğulları'nın hâkimiyetindeki diğer yerler İbn Ammâr devrinde devamlı olarak Haçlı saldırılarına mâruz kaldı. Fakat İbn Ammâr Haçlılar'a karşı başarılı bir mücadele verdi. Haçlılar 1104'ten itibaren Trablusşam'ı sürekli biçimde kuşatmalarına rağmen bir sonuç alamıyorlardı. İbn Ammâr ise sahip olduğu büyük servet sayesinde muhteşem bir ticaret filosunu elinde bulunduruyor ve o sırada Mısır limanlarından her türlü ihtiyacını temin ediyordu. Daha sonra deniz yoluyla gelen erzakın yeterli olmaması ve kara yoluyla ikmal yapılamaması üzerine 500 (1106-1107) yılında Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar'a üst üste mektup göndererek âcil yardım istedi. Ancak Selçuklu emîrleri arasındaki çekişmeler yüzünden bu yardım gerçekleşmedi. İbn Ammâr, bu olumsuz gelişmelere rağmen 1106-1107 yıllarında Trablusşam'ı müdafaaya devam etti. 500 yılının Şâban ayında (Nisan 1107) muhasaranın şiddetlenmesi üzerine Abbâsî Halifesi Müstazhir-Billâh ve Sultan Muhammed Tapar'dan yardım istemek için Bağdat'a gitti. Fakat yine emîrler arasındaki rekabet ve mücadele yüzünden Selçuklular'dan beklediği yardımı alamadı. Bunun üzerine Bağdat'tan ayrılan İbn Ammâr 15 Muharrem 502'de (25 Ağustos 1108) Dımaşk'a döndü. Dımaşk'ta iken Trablusşam'ın Fâtımîler'in eline geçtiğini öğrendi ve Dımaşk askerleriyle beraber Cebele'ye gitti.

6 Mart 1109'da bütün Haçlı liderleri Trablusşam önünde toplanıp şehri karadan ve denizden kuşattılar. Şehir 12 Temmuz 1109 tarihinde işgal edildi. Antakya hâkimi Tancred daha sonra Cebele'yi kuşattı. 23 Temmuz 1109'da Cebele'yi de ele geçiren Haçlılar Ammâroğulları hânedanına son verdiler. Haçlılar şehri teslim almadan oradan kaçmayı başaran İbn Ammâr önce Şeyzer hâkimi Emîr Sultan b. Ali el-Kinânî'nin, ardından Atabeg Tuğtegin'in yanına Dımaşk'a gitti (Muharrem 503 / Ağustos 1109). Haçlılar'a karşı başlatılmak istenen cihad harekâtı gerçekleştirilemeyince bir defa daha o sırada Bağdat'ta bulunan Sultan Muhammed Tapar'ı ve Halife Müstazhir-Billâh'ı ziyaret ederek Haçlı tehlikesinin ciddiyetini anlatmaya karar verdi ve Bağdat'a hareket etti. Ancak bu girişiminden bir sonuç elde edemedi.

İbn Ammâr 512'de (1118) Irak Selçukluları'ndan Melik Mes'ûd b. Muhammed Tapar'a vezir oldu. Melik Mes'ûd aynı yıl bazı emîrlerin tahrikiyle Irâk-ı Arab'ı ele geçirmek üzere Musul'dan Bağdat'a doğru yola çıkınca yanında İbn Ammâr da bulunuyordu. 513 (1119) yılında vezirlikten azledilen İbn Ammâr daha sonra Abbâsî Halifesi Müsterşid-Billâh'ın hizmetine girdi. Halife, Haçlılar'a karşı verdiği başarılı mücadelelerden dolayı teşekkürlerini bildirmek üzere Sedîdüddevle Muhammed b. Abdülkerîm el-Enbârî'yi Artuklular'dan Necmeddin İlgazi'ye elçi olarak gönderince İbn Ammâr da onunla beraber İlgazi'nin yanına gitti ve kısa bir süre sonra da vefat etti. Kaynaklar Fahrülmülk İbn Ammâr'dan ileri görüşlü, zeki, cesur ve atılgan bir emîr olarak söz ederler (ayrıca bk. AMMÂROĞULLARI).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN