İbn Azzûz, Muhammed Mekkî kimdir ?

Tunus'un Cezayir'e yakın güneybatı bölgesinde eski küçük bir şehir olan Nefta'da doğdu. Hasenî nisbesiyle anılmış olmasından şerîf sülâlesine mensup olduğu anlaşılmaktadır. Cezayir şehrinin güney doğusundaki Zâb bölgesinde Biskre'ye bağlı küçük yerleşim birimlerinden olan Burc'dan göç etmiş, Halvetiyye-Hifniyye tarikatının kollarından Rahmâniyye tarikatına bağlı bir aileden gelen İbn Azzûz'a, amcası Muhammed el-Medenî tarafından Ebû Tâlib el-Mekkî'den mânen feyiz alması temennisiyle Mekkî nisbesi verilmiş, büyük dedesi dolayısıyla da İbn Azzûz lakabıyla şöhret bulmuştur. İlk öğrenimini ailesinin mensup olduğu tarikat çevresinde tamamladı ve babasının ölümü üzerine (1282/1866) genç yaşta Azzûziyye tarikatının şeyhi oldu. Vezir Hayreddin Paşa tarafından Nefta'ya önce müftü (1880), daha sonra kadı olarak tayin edildi. 1891 yılında Tunus şehrine geçerek yörenin önemli bir eğitim kurumu olan Câmiu'z-Zeytûne'de ders vermeye başladı. İbn Azzûz ilmî seyahat amacıyla Mısır, Hicaz ve Şam'a gitti. Seyahat ettiği yerlerde ilim ve tasavvuf çevrelerinin yanı sıra siyasî ve idarî çevrelerce de büyük ilgi gördü. Cezayir'e yaptığı çeşitli ziyaretler sırasında halkı işgalcilere karşı ekonomik boykota teşvik etmesi üzerine Fransızlar tarafından takibata uğradı. Bu baskılardan dolayı çok zengin kütüphanesiyle birlikte İstanbul'a göç etmek zorunda kaldı (1895). İstanbul'a gelişinden kısa bir süre sonra II. Abdülhamid tarafından Dârülfünun ve Medresetü'l-vâizîn'e müderris olarak tayin edildi. İstanbul'da vefat eden İbn Azzûz Beşiktaş'taki Yahyâ Efendi Dergâhı hazîresine defnedildi.

İbn Azzûz'un eserlerinin incelenmesinden onun Mâlikî mezhebine ve tasavvuf ilkelerine sıkı sıkıya bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Haberî sıfatların te'vil edilmesine karşı çıkarak bu konuda Selefî bir yöntem takip eden müellif, evrenin yaratılışıyla ilgili olarak Kur'an'da geçen "gün" kavramından bilinen günün kastedildiğini söylemektedir. Ona göre evliya olarak nitelenen kişilere melekler ilhamda bulunur ve bu yolla zayıf kabul edilen bazı hadislerin aslında sahih olduğu kendilerine bildirilebilir. Ayrıca şeytan, velî mertebesine ulaşmış bir kulu doğru yoldan çıkarma konusunda başarısız kalacak ve eninde sonunda ona teslim olacaktır. Memleketin ıslahı, devlet ve millet işlerinin düzgün gitmesi için örgün eğitimin önemini vurgulayan İbn Azzûz eğitimde en büyük payın fen bilimlerine ayrılmasını istemekte, ilimle din arasında gerçekte bir çatışma olmadığını ifade etmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN