İbn Hübeyre, Ebü’l-Muzaffer kimdir ?

Rebîülâhir 499'da (Aralık 1105) Bağdat'ın kuzeyinde Düceyl bölgesindeki Dûrü Benî Evkar adlı köyde doğdu. Bu köy daha sonra onun adına izâfetle Dûrülvezîr Avniddin diye meşhur olmuştur (Yâkūt, II, 481). İbn Hübeyre'nin ailesi oldukça fakirdi. Babası sıkıntılara göğüs gererek onu tahsil için Bağdat'a gönderdi. Burada et-Taḥḳīḳ fî mesâʾili't-taʿlîḳ adlı eserin müellifi Ebû Bekir ed-Dîneverî ve Kadı İbn Ebû Ya'lâ'dan fıkıh dersleri aldı. Uzun süre derslerini takip ettiği nahiv âlimi Ebû Abdullah Muhammed b. Yahyâ ez-Zebîdî'den çok etkilendi. Mevhûb b. Ahmed el-Cevâlîkī'den dil ve edebiyat, Ebü'l-Hasan İbnü'z-Zâgūnî, Ali b. Ubeydullah b. Nasr, Ebü'l-Berekât Abdülvehhâb el-Enmâtî, Müsnidü'l-Irâk lakabıyla tanınan Ebû Gālib İbnü'l-Bennâ ve yine aynı lakapla bilinen Ebü'l-Kāsım b. Husayn gibi hocalardan hadis tahsil etti.

İbn Hübeyre, Abbâsî Halifesi Muktefî-Liemrillâh döneminde beytülmâl ve hazineyle ilgili çeşitli görevlerde bulunduktan sonra 542'de (1147) Dîvânü'z-zimâm reisi oldu. 544 (1149) yılında vezirliğe getirildi. İbn Hallikân'ın anlattığına göre Halife Muktefî-Liemrillâh, idarî kabiliyetini takdir ettiği İbn Hübeyre'den Selçuklu Sultanı I. Mesud'a, Bağdat şahnesinin kendisine itaat etmediğini ve şikâyetçi olduğunu bildiren bir mektup yazmasını istemişti. İbn Hübeyre'nin kaleme aldığı mektuptan çok etkilenen Sultan Mesud halifeye cevap yazarak özür dilemiş ve şikâyet edilen kişiyi cezalandırmıştır. Bu başarısından dolayı halife ona Avnüddin lakabını vererek vezir tayin etmiştir (İbn Hallikân, VI, 231-232). Bağdat'ı kuşatmaktan vazgeçmesi karşılığında para isteyen Irak Selçuklu Sultanı Muhammed b. Mahmûd'un bu talebinin reddedilmesini tavsiye etmesinin de bu tayinde etkili olduğu belirtilmektedir.

Irak Selçuklu Sultanı Mes'ûd b. Muhammed'in 547'de (1152) ölümünden sonra Hille şehrini ele geçiren Bağdat şahnesi Mes'ûd Bilâl üzerine gönderilen İbn Hübeyre, Hille'yi zaptederek onu Tikrît'e kaçmaya mecbur bıraktı. Mes'ûd Bilâl'in iki yıl sonra Vâsıt'a girip şehri yağma ve tahrip etmesi üzerine ona karşı yeni bir sefere çıktı. Şâban 549'da (Ekim 1154) Mes'ûd Bilâl'i mağlûp edince bu başarısı sebebiyle kendisine "sultânü'l-Irâk ve melikü'l-cüyûş" lakabı verildi. Halife Müstencid-Billâh döneminde de vezirlik görevini sürdüren İbn Hübeyre 13 Cemâziyelevvel 560'ta (28 Mart 1165) Bağdat'ta vefat etti ve Bâbü Basra'da kendi yaptırdığı medreseye defnedildi. Kaynakların büyük bir kısmında onun doktoru İbn Reşâde tarafından zehirlendiği kaydedilmektedir (Fuâd Abdülmün'im Ahmed, sy. 9 [1981], s. 1690 vd.).

İbn Hübeyre dirayeti ve siyasî görüşlerinin isabetliliğiyle tanınır. Vezirliği sırasında Abbâsî hilâfetini Selçuklu nüfuzundan kurtarmaya çalışan İbn Hübeyre hak ve adaletten ayrılmamaya özen göstermiş, edip, şair ve âlimleri himaye etmiş, kendisine "seyyidü'l-vüzerâ" denilmesine karşı çıkmıştır. Öte yandan İbn Hübeyre, kıraat vecihlerini bilen bir hâfız, yazı sanatının inceliklerine vâkıf bir sanatkâr ve Arap tarihini iyi bilen bir âlimdir. Mutedil bir Hanbelî olduğu, çeşitli mezheplere mensup âlimlerin kendisini sevip ilmî konularda istişare ettikleri ve meclisinde bulundukları kaydedilmektedir. Zamanında ilmî ve kültürel faaliyetler artmış, âlimler, şairler ve dönemlerinde vezirlik yaptığı iki halife ondan övgüyle söz etmişlerdir. İbn Hübeyre'nin Şiîler'le arası iyi olmadığından Şiî şairler tarafından hicvedilmiştir.

Birçok âlim İbn Hübeyre'den fıkıh, hadis ve edebiyat dersleri almıştır. Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzî bunların başında gelir. İbnü'l-Cevzî, aynı zamanda İbn Hübeyre'nin hayatı hakkında bilgi veren ilk müelliflerdendir. İbnü'l-Mâristâniyye onun hakkında Sîretü'l-vezîr İbn Hübeyre'yi telif etmiştir. İbnü'l-Cevzî, hocasının el-İfṣâḥ'ından seçmeleri Maḥżü'l-maḥż adlı kitabında nakletmiş, ondan dinlediği bazı âyetlerin tefsirlerini de el-Muḳtebes mine'l-fevâʾidi'l-ʿavniyye adıyla kitap haline getirmiştir (İbn Receb, I, 253, 264).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN