İbnü’n-nâzım

640 (1242) yılı civarında Dımaşk'ta doğdu. Dil âlimi Cemâleddin İbn Mâlik et-Tâî'nin oğludur. Babasının el-Ḫulâṣa (el-Elfiyye) adıyla tanınan eserini şerhedenler arasında yer aldığından onun bu şerhini diğerlerinden ayırmak için kaynaklarda "Şerḥu'bni'n-nâzım", "Şerḥu'bni'l-muṣannif" ifadeleri kullanılmış, bu sebeple de İbnü'n-Nâzım adıyla şöhret bulmuştur. Aslen Endülüs'ün Ceyyân (Jaén) şehrinden olan babası, Endülüs'te baş gösteren karışıklıklar sırasında Doğu'ya hicret eden diğer bazı âlimler gibi Dımaşk'a gidip yerleşmişti. İbnü'n-Nâzım burada babasından dil, edebiyat ve özellikle nahiv, lugat, mantık dersleri okudu. Fıkıh ve fıkıh usulü ile diğer ilimleri çeşitli hocalardan tahsil etti. Bilhassa nahiv, belâgat ilimleri, aruz ve mantık alanlarında temayüz eden İbnü'n-Nâzım, babasıyla aralarında çıkan bir anlaşmazlık yüzünden Ba'lebek'e giderek bir süre orada ders verdi. Babasının 672'de (1273-74) vefatından sonra Dımaşk'a davet edildi. Hayatının sonuna kadar ders okutup eser yazmakla uğraştı. Başkadı Bedreddin İbn Cemâa ile fakih ve kadı Kemâleddin İbnü'z-Zemlekânî onun burada yetiştirdiği öğrencilerindendir. Dımaşk'ta vefat eden İbnü'n-Nâzım Bâbüssagīr Mezarlığı'na defnedildi. İbnü'n-Nâzım, derin Arapça bilgisini babasının eserlerine şerh yazmaya hasrettiği için eleştirilmiştir. Manzum metinlere şerh yazdığı halde şairlik yönü yoktur.

Eserleri. 1. ed-Dürretü'l-muḍıyye fî şerḥi'l-Elfiyye. Babasının Arap gramerine dair manzum eserinin şerhidir. Daha sonra yazılan şerhlerin vazgeçilmez kaynağı olan eserde şârihin geniş kültürü, ilmî güvenilirliği, alıntılardaki dikkati, keskin zekâsı, cedel yeteneği ve zaman zaman babasına yönelttiği sert eleştirileri dikkat çeker. Muhammed b. Ebû Bekir b. Cemâa, Abdülkādir b. Ebü'l-Kāsım el-Abbâdî el-Mekkî, Zekeriyyâ el-Ensârî (ed-Dürretü's̱-s̱âniye) ve Şehâbeddin Ahmed b. Kāsım el-Abbâdî esere birer hâşiye yazmışlardır. Âgā Seyyid Muhammed b. Ali el-Mûsevî de şerhte geçen örnekleri (şevâhid) açıklayan bir eser kaleme almıştır (eserlerin yazmaları için bk. Brockelmann, GAL, I, 360; Suppl., I, 522). ed-Dürretü'l-muḍıyye'yi Hayret Mehmed Efendi Elfiye Tercümesi adıyla Türkçe'ye çevirmiştir (İÜ Ktp., TY, nr. 6532). İlk defa Bulak'ta basılan (1303) şerhin daha sonra Beyrut (1312/1894) ve Kahire (1342/1924) baskıları yapılmış ve Abdülhamîd es-Seyyid Muhammed Abdülhamîd tarafından ilmî neşri gerçekleştirilmiştir (Beyrut, ts.). 2. el-Miṣbâḥ fi'ḫtiṣâri'l-Miftâḥ. Sekkâkî'nin Miftâḥu'l-ʿulûm'unun belâgata dair olan üçüncü bölümünün ihtisarıdır. Müellif, eseri hazırlarken Sekkâkî'nin dayandığı Abdülkāhir el-Cürcânî ve Zemahşerî gibi eski kaynaklara başvurmamıştır. Bununla birlikte belâgatı Sekkâkî'nin bu ilme soktuğu mantık, felsefe ve kelâma dayalı muğlak taksim ve karışıklıklardan arındırmış, fesahat ve belâgat bölümünü onun aksine başa almıştır. Sekkâkî'ye uyarak bedî' ilmini bir yandan meânî ve beyâna tâbi bir disiplin sayarken ona ilk defa "ilmü'l-bedî'" adını vermek suretiyle belâgat ilimlerinin meânî, beyân ve bedî' olmak üzere üç disiplini kapsadığına dair geleneğin öncüsü olmuştur. Ayrıca meânî ilminde ıtnâba tetmîm ve tezyîl türlerini de ekleyerek kendisinden sonraki belâgat âlimlerine ıtnâbın türlerini çoğaltması yolunda öncülük etmiştir. İhtisarın aslından ayrılan en önemli özelliklerden biri de bedî' türlerini arttırmış olmasıdır. Miftâḥu'l-ʿulûm'daki yirmi altı bedî' çeşidine karşılık el-Miṣbâḥ'ta elli dört tür yer alır. Bunda, Şerefeddin Ahmed et-Tîfâşî ve İbn Ebü'l-İsba' el-Mısrî gibi çağdaşı âlimlerin eserlerinde 100'ü aşan bedî' türünden söz etmelerinin etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu arada İbnü'n-Nâzım'ın zaman zaman Sekkâkî'nin ifadesindeki maksadı tam anlayamayarak yanılgıya düştüğü görülmektedir. Eser Hüsnî Abdülcelîl tarafından el-Miṣbâḥ fi'l-meʿânî ve'l-beyân ve'l-bedîʿ adıyla yayımlanmıştır (Kahire 1988, 1989; ayrıca bk. Şevkī Dayf, s. 315-316; Abdülazîz Atîk, s. 298-299). 3. Şerḥu Lâmiyyeti'l-efʿâl (el-Miftâḥ fî ebniyeti'l-efʿâl). Cemâleddin İbn Mâlik'in manzumesinin şerhi olan eseri Muhammed Hasan Muhammed Yûsuf (Kahire 1983) ve Muhammed Edîb Abdülvâhid neşretmiştir (Beyrut 1991). 4. Şerḥu Mülḥati'l-iʿrâb. Harîrî'nin Arap gramerine dair eserinin şerhi olup Muhammed b. Ahmed b. Saîd el-Hafsî el-Murâdî el-Makdisî ve Celâleddin es-Süyûtî tarafından üzerine hâşiye yazılmıştır (şerh ve hâşiyelerinin yazma nüshaları için bk. Brockelmann, GAL, I, 328; Suppl., I, 488). 5. Tekmiletü Şerḥi Teshîli'l-Fevâʾid ve tekmîli'l-Maḳāṣıd. Müellifin babasının Arap gramerine dair Teshîl adlı eserine bizzat yazdığı şerhin ikmalidir. Eserin 836'da (1232) yazılmış bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Cârullah Efendi, nr. 1889). 6. Şerḥu'l-Kâfiye. İbnü'l-Hâcib'in eserinin şerhidir (yazmaları için bk. Brockelmann, GAL, I, 367; Suppl., I, 532). 7. Ravżü'l-eẕhân fi'l-meʿânî ve'l-beyân (Brockelmann, GAL, I, 363). 8. Ġāyetü'ṭ-ṭullâb fî maʿrifeti'l-iʿrâb (Brockelmann, GAL Suppl., I, 527). Kaynaklarda müellifin ayrıca Muḳaddime fi'l-manṭıḳ, Muḳaddime fi'l-ʿarûż ve Şerḥu ġarîbi Taṣrîfi İbni'l-Ḥâcib adlı eserleri bulunduğu kaydedilmektedir. Muhammed Ali Hamza Saîd, İbnü'n-Nâẓım en-Naḥvî adlı bir eser kaleme almıştır (Bağdad 1977).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN