İbrâhimî, muhammed beşîr

12 Haziran 1889'da Cezayir'in Kostantîne idarî bölgesine bağlı Setîf şehrinde doğdu. Soyu Fas İdrîsî şeriflerinin kurucusu İdrîs b. Abdullah'a ulaşır. Öğrenimine, bölgenin tanınmış âlimlerinden amcası Muhammed el-Mekkî el-İbrâhimî'nin yanında başladı. 1912'de Fransız sömürgecilerin baskılarından kurtulmak için gizlice Cezayir'den ayrıldı. Babası da dört yıl önce aynı sebeple Medine'ye gitmişti İbrâhimî Kahire'de üç ay kalarak Câmiatü'l-Ezher'de bazı hocaların derslerine katıldı. Reşîd Rızâ'nın kurmuş olduğu Dârü'd-da've ve'l-irşâd'da verilen dersleri takip etti. Daha sonra Medine'ye giderek babasıyla buluştu. Bu arada Muhammed el-Vezîr et-Tûnisî, Hüseyin Ahmed el-Feyzâbâdî, Ahmed el-Berzencî, İbrâhim el-Üskübî gibi âlimlerin derslerine devam etti. Abdülhamîd İbn Bâdîs ile 1913 yılında Medine'de tanıştı. İbn Bâdîs'in Medine'de kaldığı üç ay boyunca iki arkadaş, Cezayir'i Fransız işgalinden kurtarmak için yürütecekleri çalışmanın programını yaptı.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı hükümetinin emriyle Medine'den ayrılarak Dımaşk'a giden İbrâhimî, bir müddet sonra Emeviyye Camii'nde vaaz ve ders vermeye başladı (1917). Ardından yeni kurulan Suriye hükümetinin isteği üzerine Sultâniye Medresesi'nde Arap edebiyatı okuttu. I. Dünya Savaşı biter bitmez Cezayir'e döndü. Setîf şehrinde verdiği dersler ve düzenlediği ilmî konferansların yanında belde belde dolaşarak halkı Fransız sömürgeciliğine karşı uyarmaya çalıştı. Ayrıca küçük bir medrese inşa ettirdi. Bir yandan da İbn Bâdîs'in 1925'ten beri çıkarmakta olduğu eş-Şihâb dergisine makaleler yazdı. İbn Bâdîs ve İbrâhimî, bu yıllarda sık sık buluşarak yürütülen çalışmaları ve ülkedeki gelişmeleri müzakere ettiler. Görüşmelerin yapıldığı 1920-1930 yılları arası, Cezayir'in bağımsızlık mücadelesini destekleyerek millî harekete önemli katkılarda bulunacak olan Cem'iyyetü'l-ulemâi'l-müslimîn'in kuruluşu için bir hazırlık dönemi oldu. Fransızlar'ın Cezayir'i işgal etmelerinin 100. yılını kutlamalarından kısa bir müddet sonra 5 Mayıs 1931 tarihinde kurulan bu cemiyetin başkanlığına İbn Bâdîs, yardımcılığına da İbrâhimî getirildi. Cemiyetin kuruluşunun birinci yıl dönümünde yapılan toplantıda Cezayir üç bölgeye ayrıldı. İbn Bâdîs Kostantîne bölgesinin, Tayyib el-Ukbî Cezayir şehri ve civarının, İbrâhimî de Vehrân bölgesinin sorumluluğunu üstlendi. İbrâhimî, bölgenin en önemli şehri olan Tilimsân'a gelince eğitim ve öğretim faaliyetine ağırlık verdi. Kısa sürede bir dârülhadis medresesi inşa ettirdi ve bu medresede ders okutmaya başladı. Yaz tatillerinde halkı irşad etmeye çalıştı, gittiği her yerde halktan büyük ilgi gördü. İbrâhimî, 1936 yılında toplanan Cezayir İslâm Kongresi'nde alınan kararları Fransız yetkililere bildiren heyette yer aldı.

II. Dünya Savaşı sırasında cemiyetin bazı üyeleri Fransızlar tarafından tutuklandı. İbrâhimî de Güney Cezayir'deki Âflû şehrine sürgüne gönderildi (Nisan 1940). Âflû'ya vardıktan bir hafta sonra İbn Bâdîs'in vefat ettiğini, cemiyet üyelerinin kendisini başkan seçtiklerini haber aldı. Sürgünde kaldığı üç yıl boyunca cemiyet çalışmalarını gönderdiği tâlimatla yürüten İbrâhimî, 1943 yılı başlarında Vehrân'a dönünce daha aktif olarak çalışmaya katıldı. Bölgede halktan topladığı paralarla bir yılda yetmiş üç okul yaptırdı, ayrıca üç yıl içinde 400'e yakın okul açıldı. Fransızlar, Cezayir halkının 5 Ağustos 1945'te düzenlediği bir törende Cezayir bayrağı taşımasını bahane ederek binlerce kişiyi öldürdüler. Bu olayın ardından tutuklanan İbrâhimî, bir yıl hapiste kaldıktan sonra isyana teşebbüs suçundan yargılanmak üzere iken çıkarılan umumi af gereği serbest bırakıldı.

Hapisten çıkınca II. Dünya Savaşı sırasında hükümet tarafından kapatılan okullardaki eğitim faaliyetlerini tekrar başlattı. Yayımı durdurulan el-Beṣâʾir dergisini yeniden çıkardı. Medrese mezunlarına yüksek öğrenim verecek enstitüler açmaya karar verdi. Bu amaçla ilk olarak Kostantîne'de İmam Abdülhamîd İbn Bâdîs Enstitüsü'nü kurdu.

İbrâhimî, 1952'de bazı İslâm ülkelerinin yöneticileriyle Cezayir müslümanlarının meselelerini görüşmek ve Cezayirli öğrencilerin bu ülkelerdeki üniversitelere kabul edilmesini sağlamak amacıyla memleketinden ayrıldı. Onun çalışmaları sonucunda cemiyet, 1953 yılından itibaren başta Tunus Zeytûne Üniversitesi olmak üzere ülke dışına öğrenci gönderdi. 1954'te Fransızlar'a karşı başlatılan bağımsızlık hareketine karşı bir süre çekimser kalmayı tercih eden İbrâhimî daha sonra bu hareketi desteklemeye karar verdi. Ardından başkanı olduğu cemiyet, bütün imkânlarıyla bağımsızlık mücadelesini desteklemeye başladı. İbrâhimî ülke dışında kaldığı ilk yıllarda Mısır, Pakistan, Irak, Suriye ve Suudi Arabistan'ı dolaştı; kurtuluş savaşının devam ettiği ülkesine giremediği için Kahire'ye yerleşti. 1961'de Mısır cumhurbaşkanı tarafından Mecmau'l-lugati'l-Arabiyye üyeliğine tayin edildi. 1962 yılında Cezayir'in bağımsızlığına kavuşmasından hemen sonra ülkesine döndü. Ancak ülkesinde bağımsızlık hareketinin ardından kurulan sosyalist sistemi eleştirdi. 20 Mayıs 1965'te Cezayir şehrinde vefat etti ve Sîdî Muhammed Mezarlığı'na defnedildi.

Eserleri. İbrâhimî, Mecmau'l-lugati'l-Arabiyye'de yaptığı konuşmada ekserisi Arap dili sahasında olmak üzere on beş kitap kaleme aldığını belirtmişse de bu eserlerin çoğu kaybolmuştur (Muhammed Mehdâvî, s. 66). Çeşitli gazetelerde yazmış olduğu makaleler Âs̱ârü'ş-Şeyḫ Muḥammed el-Beşîr el-İbrâhîmî adlı dört ciltlik külliyatta toplanmıştır. Medine'den dönüşünden sonra kaleme aldığı dinî ve içtimaî konulardaki makaleleriyle Risâletü'ḍ-ḍab ve Rivâyetü's̱-s̱elâs̱e adlı eserleri külliyatın I. cildini (Cezayir 1978), el-Beṣâʾir gazetesinde çıkan makalelerden derlenen ʿUyûnü'l-beṣâʾir'i (Kahire 1956) II. cildi, aynı yıllarda yazdığı diğer makaleler III. cildi (Cezayir 1981), 1952-1954 yılları arasında başta el-Beṣâʾir olmak üzere bazı gazete ve dergilerde yazdığı makaleler de IV. cildi (Cezayir 1985) oluşturur. Muhammed el-Îd Tâverta, onun 1929-1939 yıllarında kaleme aldığı eserlerini yüksek lisans tezi çalışması olarak bir araya getirmiştir (bk. bibl.)

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN