İdvî

1221'de (1806) Yukarı Mısır'ın Minye vilâyetine bağlı Megāga kazasının İdve köyünde doğdu. Kur'ân-ı Kerîm'i ezberledikten sonra Şeyh İbrâhim eş-Şulkâmî vasıtasıyla Halvetiyye tarikatına intisap etti. Şeyhin tavsiyesiyle eğitimini 1236 (1821) yılından itibaren Câmiatü'l-Ezher'de sürdürdü. Burada Ahmed Minnetullah, Muhammed el-Emîrü's-sagīr, Burhan el-Kuveysinî ve Mustafa el-Bûlâkī gibi hocalardan fıkıh, tefsir, hadis, edebiyat ve mantık okudu. Bu arada Halvetî şeyhi Muhammed es-Sibâî ve Muhammed Fethullah'tan el alan İdvî daha sonra Şâzeliyye tarikatına da girdi.

Hasan el-İdvî, Ezher'deki tahsilini tamamlayınca (1241/1826) burada hoca olarak ders vermeye başladı. 1256'da (1841) Mehmed Ali Paşa'nın Ezherliler'den oluşan bir şeref kıtası oluşturma projesine karşı çıkarak kendisine önemli gelir getiren büyük arazisinin bulunduğu köyüne gitti. Mehmed Ali Paşa birkaç ay sonra bu projeden vazgeçtiyse de İdvî geri dönmedi. Köyünde bir cami yaptırdı, eğitim faaliyetini sürdürdü. Bu arada dostluk kurduğu Orta Mısır valisini, bölgesindeki âlim ve öğrencilerin askerlik vazifesinden muaf tutulması konusunda ikna etti. 1260'ta (1844) Ezher'e geri döndü.

Bağımsız bir karaktere sahip olan ve döneminde Mısır'ın önde gelen Mâlikî âlimleri arasında sayılan İdvî, bu mezhebin Mısır'daki imamı Şeyh Muhammed İlîş'in kendisinden verdiği bir fetvayı geri çekmesini istemesi üzerine onunla anlaşmazlığa düştü. Bunun üzerine Şeyh İlîş, İdvî'nin ders vermesini engellemeye çalıştı. Sultan Abdülaziz'in 1280 (1863) yılında Mısır'ı ziyareti sırasında, Hidiv İsmâil tarafından Ezher şeyhi Seyyid el-Arûsî, Şeyh es-Sekkā ve Şeyh İlîş ile birlikte Hasan el-İdvî de Kahire ulemâsı adına sultanı selâmlamakla görevlendirildi. Ancak İdvî, Abdülaziz'in huzuruna çıktığında kendilerine öğretilen protokol kurallarına uymayıp sultana "emîrü'l-mü'minîn" diye hitap etti; ayrıca yöneticilerin Peygamber'in halifeleri olarak emirleri altındaki insanlara nasıl davranmaları gerektiğine dair bazı sözler söyledi. Zor durumda kalan hidiv İdvî'yi engellemeye çalıştıysa da onun bu tavrını beğenen sultan kendisine bir hil'at ile 1000 altın cüneyh vererek mükâfatlandırdı.

Daha sonra Hidiv İsmâil ile iyi münasebetler kuran İdvî, İngilizler'e yakın olduğu için halk tarafından sevilmeyen Nubar Paşa hükümeti zamanında paşaya karşı camilerde vaaz verdi. 1281'de (1865) hacca gitti. Nisan 1297'de (1879) Hidiv İsmâil'in, Sir Rivers Wilson'un ekonomik planına karşı hazırlattığı Lâihatü'l-vataniyye'nin kabul edilişinde hazır bulundu. İlerlemiş yaşına rağmen Ahmed Urâbî Paşa ile birlikte İngilizler'le mücadele eden âlimlerin başında yer aldı ve 1300'de (1882) mecliste bütün âlimlerin temsilcisi olarak Hidiv Tevfik'in görevden alınması çağrısında bulundu. Hidiv Tevfik'in İngilizler tarafında yer almasından sonra bazı ulemâ ile birlikte ona güvenilmemesi gerektiğine dair bir fetva hazırladı. Urâbî isyanının başarısızlıkla sonuçlanması üzerine ayaklanmaya katılan diğer âlimler gibi İdvî de yakalanarak hapsedildi ve bütün imtiyazları elinden alındı. Sorgusu yapıldıktan sonra hapisten çıkarılarak köyünde oturmaya mecbur tutuldu. 1303 yılı Ramazanının 27. gecesi (28-29 Haziran 1886) Kahire'de vefat etti ve Hz. Hüseyin Meşhedi yakınında yaptırdığı caminin hazîresine defnedildi.

Eserleri. 1. İrşâdü'l-mürîd fî ḫulâṣati ʿilmi't-tevḥîd (Bulak 1272, 1273, 1282; Kahire 1272, 1273, 1283, 1297). Anonim bir eser olan ʿAḳīdetü Ehli's-sünne'ye yazdığı bir şerh olup kendisinden başka Abdülhâdî Necâ el-Ebyârî, Ahmed Şerefeddin el-Mersafî ve Zeyn el-Mersafî de kitap için birer hâşiye kaleme almışlardır. 2. el-Cevherü'l-ferîd ʿalâ İrşâdi'l-mürîd (Bulak 1277, 1282, 1297; Kahire 1297). 3. Tebṣıratü'l-ḳuḍât ve'l-iḫvân fî vaḍʿi'l-yed ve mâ yeşhedü lehû mine'l-burhân (Bulak 1276; Kahire 1281). 4. Kenzü'l-meṭâlib fî fażli'l-Beyti'l-ḥarâm ve'l-ḥicr ve'ş-şâzervân ve mâ fî ziyâreti'l-ḳabri'ş-şerîf mine'l-meʾârib (Kahire 1279, 1282). Emîr Abdülkādir el-Cezâirî'nin hacca dair sorduğu sorulara verdiği cevaplardan oluşmaktadır. 5. el-Feyżü'r-Raḥmânî bi-şerḥi'l-İmâm ʿAbdilbâḳī ez-Zürḳānî (Kahire 1281, 1288, 1299). Zürkānî'nin, Mâlikî fıkhının önemli eserlerinden olan Halîl b. İshak el-Cündî'ye ait el-Muḫtaṣar'a yaptığı şerh üzerine yazılmış bir hâşiyedir. 6. en-Nûrü's-sârî min feyżi Ṣaḥîḥi'l-Buḫârî (I-X, Kahire 1279; I-IV, 1299). 7. el-Mededü'l-feyyâż bi-nûri'ş-Şifâʾ li'l-Ḳāḍî ʿİyâż (I-II, Kahire 1276, 1286). 8. en-Nefeḥâtü'n-nebeviyye fi'l-feżâʾili'l-ʿâşûriyye (Bulak 1272, 1276, 1282; Kahire 1276, 1277, 1278, 1297). Hocası Mustafa el-Bûlâkī'nin âşûrâ zamanında yapılacak ibadetler hakkındaki eserinin şerhidir. 9. en-Nefeḥâtü'ş-Şâẕiliyye fî şerḥi'l-Bürdeti'l-Bûṣîriyye (Kahire 1297). 10. Meşâriḳu'l-envâr fî fevzi ehli'l-iʿtibâr (Bulak 1273, 1275, 1276, 1283; Kahire 1275, 1277, 1280, 1285, 1297, 1300, 1303, 1307, 1317, 1318, 1350). Tasavvufa dairdir. 11. Bülûġu'l-meserrât ʿalâ Delâʾili'l-ḫayrât (Kahire 1287, 1289). Cezûlî'nin eserine yazılan bir şerhtir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA