Kemali Ziyaeddin kimdir?

9 Aralık 1873'te Ufa'ya (Başkırdistan) bağlı Telaş (Kileş) köyünde doğdu. Asıl adı Pervâzeddin, künyesi Cemâleddin b. Kemâleddin b. Abdüsselâm b. Mustafa'dır. İlk eğitimini köyünde aldıktan sonra Ahund Hayrullah Osmânî'nin Ufa'da açtığı Osmâniye Medresesi'ne devam etti. Buradan mezun olunca aynı medresede ders okutan Ziyâeddin Kemâlî, Ufa Cem'iyyet-i Hayriyyesi tarafından Mısır'a Ezher Üniversitesi'ne gönderildi. İstanbul, Kahire ve Medine gibi ilim merkezlerinde çeşitli âlimlerin ders meclislerinde bulundu, bilhassa Muhammed Abduh'un etkisinde kaldı. 1904'te memleketine dönüp yine Osmâniye Medresesi'nde ders vermeye başladı. Muhammed Sâbir el-Hasenî ve Şeyhuattar Abızgildin ile birlikte çıkardığı el-Âlemü'l-İslâmî gazetesi kısa ömürlü oldu (Mayıs 1906 - Ocak 1907). Yüksek bir medrese kurma arzusunu, büyük çabalar sonucunda Ufa'da 10 Ekim 1906'da Medrese-i Âliye-i Dîniyye'yi açarak gerçekleştirdi. Buranın müdürlüğünü yürüttüğü gibi tefsir, hadis, siyer ve psikoloji dersleri de verdi. 1909'da Ufa'da ikinci mescidde imam ve müderris oldu. 1914'te yine Ufa'da kızlar için bir okul açtı. İdil-Ural bölgesi müslümanlarının 1917 yılında telif etmeye çalıştıkları Mecelle-i Ahkâm-ı Şer'iyye mecmuasının telif heyetinde Âlimcan Barudî, Rızâeddin b. Fahreddin, Mûsâ Cârullah, Hasan Ata Abeşî, Necib Tünterî gibi âlimlerle beraber yer aldı. 1923'te Orenburg Müftülüğü'ne kadı, bir yıl sonra üçüncü mahallede imam oldu. 1905'ten itibaren İdil-Ural bölgesinde yayımlanan gazete ve dergilerde, 1924-1927 yılları arasında Ufa'da çıkan İslâm Mecellesi'nde çeşitli yazılar yazan Kemâlî 1930'da Bolşevikler'in yaptığı kıyımda mahkûm edildi ve 1942'de Samara'da öldürüldü. Kemâlî'nin şarkiyatçı Hermann Arminius Vámbéry ile özel bir dostluğu bulunduğu, onun Asya seyahatinde Ufa'ya uğradığı sırada kendisiyle görüştüğü, yazdığı eserleri Vámbéry'ye göndererek okuttuğu ve onunla mektuplaştığı bilinmektedir.

Şehâbeddin Mercânî'nin fikirlerini takip eden Ziyâeddin Kemâlî, İdil-Ural bölgesi dinî yenileşme (Cedîdcilik) hareketinin önemli isimlerinden biridir. Kurduğu Cedîdci medrese yanında İdil-Ural bölgesindeki medreselerin programlarının yenileştirilmesiyle de uğraşmıştır. Tasavvufu Kur'an ve Sünnet kaynaklı görmediği gibi sûfîlerin kullandıkları ıstılahları, yaptıkları uygulamaları da (istimdad, istiâne vb.) İslâm'a aykırı bulmakta ve bunların İslâmiyet'e Hint, Fars, Yunan kültüründen girdiğini kabul etmekteydi. Kemâlî'nin bu fikirleri Mûsâ Cârullah ve Abdülhamîd Müslimî gibi âlimlerce eleştirilmiştir.

Ziyâeddin Kemâlî'nin devri için dikkate değer bir görüşü de İslâmiyet'i selef asrındaki sadeliğine döndürebilmek için İslâm ülkelerinin Kur'an'ın mânasını kendi ana dilleriyle anlayabilmelerinin şart olduğunu belirterek Kur'ân-ı Kerîm'i tercümeye girişmesidir. 1913'te Ufa'da çıkan Dînî Tedbirler adlı risâlesinin sonundaki ilânda tercümenin bir tarafında Arapça'sı, bir tarafında Türkçe'si olmak üzere iki cüz halinde 1914'ün yaz aylarında basılacağı bildirilmişse de bu teşebbüs gerçekleşmemiştir.

"Felsefe-i İslâmiyye" başlığıyla çeşitli kitaplar yayımlayan Kemâlî'nin bu dizideki eserleri sırasıyla şunlardır: Felsefe-i İ'tikādiyye (Ufa 1910), Felsefe-i İ'tikādiyye (Ufa 1911), Felsefe-i İbâdât (Ufa 1909), Felsefe-i İbâdât (Ufa 1911), Felsefe-i İslâmiyye'den Allah Adaleti (Ufa 1911), Dînî Tedbirler (Ufa 1913). Kemâlî'nin Kur'an tercümesi dışında Kur'an Hidayetleri ve Dînî Mektep ve Medreselerimiz gibi basılmamış eserleri olduğu da belirtilmektedir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN