Türk kumandanı ve siyaset adamı Dadaylı Hâlid Bey

Kastamonu'nun Daday ilçesine bağlı Kelebek köyünde doğdu. Babası Hüseyin Bey, annesi Müderris Vehbi Efendi'nin kızı Necibe Hanım'dır. İlk tahsilini Daday'da yaptıktan sonra Kastamonu Sultânîsi'ne girdi. 1899 yılında naklen geçtiği Kastamonu Askerî Rüşdiyesi'ni 1900'de, aynı yıl girdiği Bursa Askerî İdâdîsi'ni de (Işıklar) 1903'te bitirdi. 1906'da Harbiye'den ve 1909 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu. Daha sonra kurmaylık stajını yapmak üzere merkezi Şam'da bulunan Beşinci Ordu emrine verilen Hâlid Bey, 1910 yılı ortalarında Havran'da patlak veren Dürzî isyanı ve Kerek sancağında çıkan aşiretlerin ayaklanmasının bastırılmasında görev aldı. Stajdan sonra Halep Redif Fırkası kurmay başkanlığına, 1913'te Bağdat'taki 13. Kolordu kurmaylığına, ardından Ankara Redif Müfettişliği kurmay başkanlığına, daha sonra da Şam'da bulunan 8. Kolordu Erkân-ı Harbiyyesi'ne tayin edildi.

Hâlid Bey, I. Dünya Savaşı'nda kolordusu ile birlikte Kanal Harekâtı'na katıldı. 9 Kasım 1915 Selmânıpâk Meydan Muharebesi'nden sonra çekilen İngilizler'in takibinde ve Kûtül'amâre'de General Townshend'in 13.000 kişilik tümeniyle birlikte esir edilişinde de bulundu. I. Dünya Savaşı devam ederken 1918 Temmuzunda bir heyetin başında Almanya'ya gönderildi, dönüşünde Musul'daki Altıncı Ordu kurmay başkanlığına tayin edildi.

Mondros Mütarekesi'nden (30 Ekim 1918) sonra 13. Kolordu kurmay başkanlığına getirilen Hâlid Bey, mütarekenin 7. maddesine dayanarak bazı yerleri işgal eden İngilizler'in Güneydoğu Anadolu'da bir Kürt devletinin kurulmasını ve bazı vilâyetlerin Ermenistan'a katılmasını sağlamak maksadıyla, Binbaşı Nowil adında bir İngiliz ajanının o bölgeye gönderilerek aşiretleri kışkırtıp isyanlar çıkarma gayretlerine karşı bölgede başarılı çalışmalar yaptı. İstanbul hükümetinin emriyle Sivas Kongresi'nin dağıtılması için çalışan Elazığ Valisi Ali Galib'in hedefine ulaşamamasında ve Binbaşı Nowil'in kışkırtmasıyla hazırlanan Malatya olayının bastırılmasında büyük gayreti görüldü.

Millî Mücadele başladıktan sonra Aralık 1920'de Ankara'ya giderek Millî Müdafaa Vekâleti Sevkiyat ve Nakliyat Dairesi umum müdürlüğüne tayin edildi. Bu görevde bir ay kadar kaldı; ardından Bilecik mıntıka kumandanlığına, kısa bir süre sonra da Demiryolları umum müdürlüğüne getirildi (6 Şubat 1921). Bu görevde iken, II. İnönü Zaferi'nin kazanılmasında büyük rol oynayan ihtiyat kuvvetlerinin İnönü'ye zamanında ve düzenli bir şekilde sevkini sağladı ve takdir gördü. Sakarya savaşlarında 3. Kafkas Tümen kumandanı olarak tekrar cepheye döndü. 9 Ekim 1921'de tayin edildiği Birinci Ordu kurmay başkanlığından, ordu kumandanı Ali İhsan Paşa (Sâbis) ile çıkan bir anlaşmazlık sebebiyle 3 Ocak 1922 günü istifa etti ve 27 Ocak 1922'de 5. Kafkas Tümen kumandanlığına getirildi. 26 Ağustos'ta başlayan ve beş gün süren Büyük Taarruz sırasında üstün gayretleri görüldü. 2 Eylül 1922 günü yanındaki bazı komutanlarla birlikte teslim olan Yunan başkumandanı General Trikopis'i esir aldı ve bu başarısından dolayı Mustafa Kemal Paşa tarafından kutlanarak 31 Ağustos 1922'den geçerli olmak üzere Büyük Millet Meclisi hükümetince miralaylığa terfi ettirildi (3 Eylül 1922).

Nisan 1923'te tümeniyle İnegöl'de bulunduğu sırada Mustafa Kemal Paşa'dan gelen istek üzerine siyasete atılan Hâlid Bey'in seçim bölgesi olan Kastamonu'da tesbit ettiği listedeki adaylar seçildi, kendisi de 19 Temmuz 1923'te mazbatasını alarak mebus oldu. Bu tarihten itibaren fiilî askerlik hayatı sona erdi.

Hâlid Bey, Erzurum ve Sivas kongrelerinde ısrarla korunacağı yolunda kararlar alınmasına rağmen saltanatın ve hilâfetin ilga edilmesine karşı çıktı. Saltanatın kaldırılmasından sonra hilâfetin mutlaka korunması gerektiği görüşünü mecliste şiddetle savundu. Kanunun 3 Mart 1924'te kabul edilmesi üzerine aynı gün Cumhuriyet Halk Fırkası'ndan istifa etti. Halk Fırkası'ndan ayrılan bir grup muhalif mebusla birlikte Kâzım Karabekir Paşa'nın başkanlığında kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'na girdi. Takrîr-i Sükûn Kanunu'na dayanılarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın 3 Haziran 1925 tarihinde kapatılması üzerine bağımsız kalan Hâlid Bey'in mebusluğu 1 Kasım 1927'de sona erdi. On üç buçuk ay açıkta kaldıktan sonra 14 Şubat 1929'da miralaylıktan emekli oldu. 30 Ağustos 1922 zaferine katılan bütün tümen kumandanları mirlivâ oldukları halde Hâlid Bey terfi ettirilmemiştir.

Soyadı kanunundan sonra Akmansü soyadını alan Hâlid Bey'in, Mîsâk-ı Millî sınırları içinde müstakil bir Türkiye'nin kurulmasında önemli hizmetleri geçti. Vatanına hizmet yolunda başarılı bir asker ve samimi bir müslüman olarak yaşadı. 10 Şubat 1953'te ölen ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilen Akmansü, 27 Eylül 1988'de Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na nakledildi.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN