Dhâr nerede yer almaktadır ?

Vindiya dağlarının Narbada vadisine inen dik yamaçlarında kurulmuş eski bir yerleşim merkezidir. Stratejik önemi, Delhi'den Dekken ve Gucerât'a giden ana yolların buradan geçmesi sebebiyle artmıştır. Dhâr, IX. yüzyıldan XIII. yüzyılın sonuna kadar Mâlvâ'da hüküm süren Paramaralar'ın başşehri oldu. Şehre 596'da (1199) Kutbüddin Aybek, 1234'te İltutmış ve 1291'de Celâleddin Halacî saldırılarda bulundularsa da Paramara kuvvetleri tarafından geri püskürtüldüler. Ancak Celâleddin Halacî'nin yerine geçen Alâeddin Halacî'nin kumandanlarından Aynülmülk Mültânî'nin 1305 yılında başarı kazanıp Paramara Racası Mahlakdeva ile veziri Gogadeva'yı idam etmesi üzerine Paramaralar'ın şehirdeki hâkimiyetleri son buldu ve Aynülmülk Mâlvâ valiliğine tayin edilerek buraya yerleşti. Dhâr 1401 yılına kadar Delhi'den gönderilen Mâlvâ valilerinin oturdukları merkez olmaya devam etti. 731'de (1330-31) burada para bastıran Muhammed b. Tuğluk, 736'daki (1335) kıtlık sırasında ülkeyi bu şehirden yönetti. Dekken'in "emîrân-ı sadah" denilen üst düzey memurlarından bazısının Muhammed b. Tuğluk idaresine karşı isyan etmeleri üzerine sultan, Dhâr Valisi (şikdâr) Azîz Hammâr'ı sükûneti sağlamakla görevlendirdi; vali de 1345'te isyanı kanlı bir şekilde bastırdı.

Dhâr'ın son valisi Dilâver Han, Timur'un Delhi'ye saldırması üzerine kaçan Sultan Mahmud Tuğluk'u Dhâr'a davet etti; Tuğluk 1399'dan 1401'e kadar burada kaldı. Delhi sultanının eski başşehrine dönmesinden sonra ise Dilâver Han Dhâr'da bağımsızlığını ilân etti. 1405'te başa geçen oğlu Alp Han, Huşeng Şah unvanını aldı. Bu sırada Gucerât Hükümdarı Muzaffer Şah, babasının katili olduğu gerekçesiyle Huşeng Şah'a hücum etti ve onu esir alarak Gucerât'a götürdü. Gucerât'a bağlı bir şehir haline getirdiği Dhâr'a da kardeşi Nusret Şah'ı vali tayin etti. Ancak Nusret Şah'ın kanunsuz uygulamaları isyana ve kendisinin şehirden sürülmesine sebep oldu; Huşeng Şah da kaybetmiş olduğu iktidarına tekrar kavuştu (1408).

Huşeng Şah, Mâlvâ'nın idare merkezini Dhâr'dan Mândû'ya nakletti ve o tarihten itibaren şehir eski önemini kaybetmeye başladı. Daha sonra hüküm süren sultanlardan Gıyâseddin'in oğulları arasında meydana gelen taht kavgaları sırasında (1499-1500) Nâsırüddin karargâhını burada kurdu; on iki yıl sonra onun oğlu Şehâbeddin de isyan ettiğinde yine burayı üs olarak kullanmıştır. Bâbürlü döneminde önemini tamamen kaybeden Dhâr, sadece Mândû'ya bağlı bir yerleşim merkezi olarak kaldı. Ancak Bâbürlüler'le Maratalar arasında mücadele başladığında Delhi-Dekken yolu üzerindeki müstahkem bir kale niteliğiyle stratejik değeri arttı. Dhâr daha sonra Marata reisi Urdâcî Pavâr'a verildi. Bâbürlü Valisi Girdhâr Bahadır, Urdâcî'nin gittikçe artan isteklerini kabul etmeyerek onun başlattığı saldırıları geri püskürttüyse de Dhâr'ın aşağı bölgesinde kalan Amchera Geçidi'nde öldürüldü (1728) ve Maratalar bölgede vergi toplamaya devam ettiler. Mâlvâ'nın 1738'de Nizâmülmülk tarafından Maratalar'a verilmesi üzerine el değiştiren Dhâr bölgesi 1819'da da İngiliz hâkimiyetine girdi; ancak 28 Mayıs 1948'de Medya Bhârat'la birleşinceye kadar iç yönetim açısından yine Marata pîşvâsına bağlı kaldı. 1956'dan beri aynı adlı idarî birimin merkezi olan Dhâr şehrinin nüfusu 59.089'dur (1991).

Dhâr'daki ilk cami, buraya Çiştî tarikatını yaymak için gelen şeyh Nizâmeddin Evliyâ'nın müridlerinden Şeyh Kemâleddin Mevlâ'nın türbesinin yanında yapılmıştır. Muhammed b. Tuğluk, Dekken'deki değerli eşyalarını bir arada ve kontrol altında tutmak amacıyla burada bir kale, Mâlvâ Halacî Sultanlığı'nın kurucusu Mahmud Şah da (1436-1469) birçok bina inşa ettirmiştir. Lât Mescidi (1405) denilen büyük camide, Bâbürlü Sultanı Ekber'in Dhâr'da kaldığı 1599 tarihini gösteren bir kitâbe bulunmaktadır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN