Öğüt, Cemal Kimdir, Tarihte Önemi Nedir? Öğüt, Cemal Hayatı!

Mora Yenişehir’e bağlı Alasonya’da doğdu

Rumeli'nin fethinden sonra Konya'dan getirilip buraya yerleştirilen bir aileye mensuptur. Babası Muallim Ahmed Lutfi Efendi'dir. Mehmet Cemal, Müderris Ömer Hulûsi Efendi'den Arap dili ve edebiyatı okudu, hıfzını tamamladı. Orta ve lise tahsilini memleketinde yaptıktan sonra gittiği İstanbul'da (1903) Dârülfünun Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Bu arada ders vekili Hacı Ali Zeynelâbidin Efendi, Müftü Ömer Hulûsi, Abdülfettah Efendi ve Abdurrahman Efendi'den faydalandı. Fâtih dersiâmlarından İzmirli Hâfız Halil Efendi ve Düzceli Zâhid Kevserî'den icâzet aldı; ayrıca Medresetü'l-mütehassısîn'den mezun oldu.

Müezzin olarak başladığı görevini İstanbul merkez vâizliğiyle sürdürdü; vâiz olarak ilk resmî görevi 1915'te tayin edildiği Aksaray Pertevniyal Vâlide Sultan Camii kürsü şeyhliğidir. Toplumun her kesimiyle iyi ilişkiler kurdu ve halkın dinini öğrenmesinde önemli hizmetler yaptı. Gençliğinde ney üfledi ve hat sanatıyla meşgul oldu. İşgal yıllarında tulumbacıların reisliğini yaptı. İşgalin ilk günlerinde İstanbul'da kurulan Müdâfaa-yi Milliye teşkilâtında görev aldı. Daha sonra Millî Müdâfaa Grubu'nun çalışmalarına katılarak Beşiktaş'taki evini bu teşkilâtın merkezi haline getirdi. Teşkilâtın nizamnâmesini hazırladı ve bu semtteki faaliyetini genişletti. Anadolu'daki Kuvâ-yi Milliye'ye silâh temini konusunda önemli hizmetleri oldu; işgal kuvvetlerinin elinde bulunan Maçka silâhhânesinden düzmece bir cenaze töreniyle kaçırdığı silâhları Anadolu'ya gönderdi.

İstiklâl Savaşı'nın kazanılmasından sonra teşkilâttaki arkadaşları çeşitli görevlere getirilirken kendisine yapılan İstanbul milletvekilliği teklifini geri çevirdi. Ardından Türkiye'deki inkılâpların İslâm âleminde nasıl karşılandığını öğrenmesi için hükümet tarafından görevlendirilerek çeşitli ülkeleri gezdi; dönüşte izlenimlerini bir rapor halinde bildirdi. Bu münasebetle hac ibadetini de ifa etti. Birçok meslektaşı gibi dönemin dinî faaliyetleri yasaklayan baskıcı uygulamalarına mâruz kaldı. Çeşitli bahanelerle evi üç defa basılıp arandı, kütüphanesi mühürlendi ve hilâfetçilik ithamıyla sorgulandı, fakat delil bulunamadığı için ceza verilmedi. Cemal Öğüt İslâmî ilimlere hizmetten, halkı aydınlatmaktan ve talebe yetiştirmekten geri durmadı; dinî eğitim ve öğretim kurumlarının kapalı olduğu devirlerde evini mektep haline getirdi. Mareşal Fevzi Çakmak'ın cenazesinde meydana gelen olaylarda teskin edici bir rol oynadı. Kore şehidleri için Süleymaniye Camii'nde okutulan ve radyodan yayımlanan ilk mevlid programında konuşma yaptı (10 Aralık 1950). 27 Mayıs İhtilâli'nden sonra Diyanet İşleri başkanı olması yolundaki ısrarlı talepleri reddetti. Kendisini tamamen irşad hizmetine ve eserlerine verdi. 29 Mart 1966'da İstanbul'da vefat etti. 6000 ciltlik kütüphanesi vasiyeti üzerine kızı Hikmet Öğüt tarafından Yüksek İslâm Enstitüsü'ne (Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi) bağışlandı.

Eserleri. Oğullara Armağan: Ahlâkî Ana ve Baba Hakları (İstanbul 1928, 1965, 1977); İçtimai ve Ahlâkî Temizlik (İstanbul 1936; I-II, Ankara 1962; İstanbul 1996); Fâtımatüzzehra (İstanbul 1940, 1970, 1974); İslâm Tarihinin Maruf Simalarından Hz. Muhammed'in Dadısı Ümmü Eymen (İstanbul 1941); Tekbir: Tekbir-i Teşrîk (İstanbul 1947); Kadın İlmihali: Müslüman Kadınların Hususi Hallerine Dair Dini Bilgiler (İstanbul 1947, 1968); Çocuklarda Ana ve Baba Saygısı (İstanbul 1948, 1955); Ümmü Hâni (İstanbul 1950); Bereket ve Rahmeti İlahiyye Bürhanlarına Dair Kırk Hadisi Şerif (İstanbul 1951); Meşhur Eyüb Sultan (İstanbul 1955, 1957, 1998); Cedvel (Peygamberimizin Kısaca Hayatı ve Fevkalade Haller) (İstanbul 1960); Kur'ân-ı Azîmüşşan'a Göre Maddî ve Mânevî Fezâ Âlemleri (bu eserin aslı kaybolmuş, bir özeti 1964 yılında İstanbul'da basılmıştır: Kılavuz: İslâm ve Tevhid Dininin En Büyük Kitabı Olan Kur'an-ı Azimüşşan'a Göre Maddi ve Manevi Feza Alemleri); Kurra-i Muhammedi (İstanbul 1965). Cemal Öğüt ayrıca Mısır Şeyhülkurrâsı Ali Muhammed Dabbâ'ın Fetḥu'l-kerîmi'l-mennân fî âdâbi ḥameleti'l-Ḳurʾân adlı eserini Nur ve Edeb adıyla Türkçe'ye tercüme etmiştir (İstanbul 1941). "Defter-i Mev'ıza" adlı bir çalışması da yazma halde mevcuttur (MÜİF Ktp., Cemal Öğüt, nr. 516).

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA