Sûdî Bosnevî kimdir?

Bosna-Hersek’te Karadağ sınırına yakın Čajniče kasabasına bağlı Sudići köyünde doğdu

Daha sonra İstanbul'a geçerek yüksek öğrenimini tamamladı. Öğreniminin ardından kısa bir süre Erzurum'a ve oradan Diyarbekir'e gitti. Bu sırada yirmi beş yaşlarında olduğu tahmin edilen Sûdî, Diyarbekir'de Molla Muslihuddîn-i Lârî'nin derslerine katıldı. Ardından Dımaşk'a geçerek Halîm-i Şirvânî'den Gülistân'ı okudu, Sabûhî-i Bedahşî ve Hüseyn-i Hârizmî'nin derslerine devam etti. Bağdat, Kûfe ve Necef'te birkaç yıl kalıp tahsilini sürdürdü. Bu dönemde hac farîzasını da ifa edip İstanbul'a döndü.

İstanbul'da Atmeydanı'ndaki İbrâhim Paşa Sarayı'nda bulunan Gılmân-ı Hâssa'ya hoca tayin edildi. Ancak kısa bir süre sonra büyük ihtimalle Sokullu Mehmed Paşa'nın vefatının ardından emekli edilerek görevinden uzaklaştırıldı. Ardından inzivaya çekilip eserlerini yazmakla meşgul oldu. "Hazret-i Îsâ ömrü boyunca duacı Sûdî gibi hiç evlenmemiştir" şeklindeki sözüne göre kendisi de hiç evlenmemiştir (Şerh-i Dîvân-ı Hâfız, III, 171). Kâtib Çelebî, Nev'îzâde Atâî ve Safvetbeg Bašagić'e göre 1000 (1591-92) yılında, Bursalı Mehmed Tâhir ve Šaćir Sikirić'e göre 1005'te (1596-97) vefat etti ve İstanbul Aksaray'da Yûsuf Paşa Camii hazîresinde defnedildi. Aynı tarih Şerh-i Gülistân'ın başındaki mukaddimede de bulunmaktadır. Ancak Sa'dî-i Şîrâzî'nin Bostân'ına yazdığı şerhi 2 Şevval 1006 (8 Mayıs 1598) tarihinde tamamladığına göre Sûdî'nin en erken 1007 (1599) yılında vefat ettiği tahmin edilmektedir (Hoca, s. 16). Sûdî özellikle Fars dili ve edebiyatı konusunda dönemin başarılı âlimlerinden biriydi. Bazı Arapça eserlerin tercüme ve şerhiyle meşgul olması Arapça'ya da vâkıf olduğunu, Türkçe şerh ve tercümeleri yanında Gılmân-ı Hâssa'ya hoca tayin edilmesi de iyi Türkçe bildiğini göstermektedir.

Eserleri. 1. Şerh-i Dîvân-ı Hâfız. Müellif, daha önce Muslihuddin Mustafa Sürûrî ve Şem'î tarafından yapılan şerhlerin yeterli olmadığına kanaat getirerek bu eserini kaleme almış ve anılan şerhlerin hatalarına işaret etmiştir. Eser ilk defa üç cilt (Bulak 1250), daha sonra Mehmed Vehbî Konevî (ö. 1244/1828) şerhinin kenarında iki cilt (İstanbul 1288-1289) halinde neşredilmiştir. Ancak her iki neşir de ilmî bakımdan yeterli seviyede değildir. 2. Şerh-i Gülistân. Sa'dî-i Şîrâzî'nin eserine yaptığı şerhtir. Çağdaş araştırmacılardan Šaćir Sikirić bu şerhi diğer Gülistân şerhleriyle karşılaştırmış ve bazı hataları olmakla birlikte Sûdî'nin diğerlerine üstünlüğünü ortaya koymuştur. İstanbul'da beş defa neşredilen eser (1249, 1276, 1286, 1291; Şem'î'nin şerhiyle birlikte, İstanbul 1293) H. Hoştinat, Z. Çâvûşî ve A. A. Kâzımî tarafından Şerḥ-i Sûdî ber Gülistân adıyla Farsça'ya tercüme edilmiştir (Tahran 1349 hş.). 3. Şerh-i Bostân. Yine Sûdî Sa'dî-i Şîrâzî'nin eserine, Mustafa Sürûrî, Şem'î ve Bursalı Havâyî tarafından yapılan şerhleri beğenmemiş ve onların hatalarına da işaret ettiği bu şerhi kaleme almıştır (I-II, İstanbul 1288). Eser, Ekber Behrûz tarafından Şerḥ-i Sûdî ber Bostân-ı Saʿdî adıyla Farsça'ya çevrilmiştir (I-II, Tebriz 1352 hş.). 4. Şerh-i Lugat-ı Şâhidî. İbrâhim Şâhidî'nin manzum Farsça lugatçesinin şerhi olan ve kaynaklarda zikredilmeyen eserin bir nüshasını Nazif M. Hoca tesbit etmiştir (Süleymaniye Ktp., nr. 688). 5. Risâle-i Sûdî Efendi. Hâfız-ı Şîrâzî'nin ilk gazelinin ikinci beytiyle Sa'dî-i Şîrâzî'nin Gülistân'ındaki bir beyte yazdığı şerhi ihtiva eden iki ayrı risâlesi Nazif M. Hoca tarafından neşredilmiştir (bk. bibl.). 6. Şerh-i Kâfiye. İbnü'l-Hâcib'in nahve dair eserinin Türkçe tercüme ve şerhidir (yazma nüshaları için bk. Hoca, s. 32-33; Muʿcemü'l-maḫṭûṭât, I, 585). Eser el-Kâfiye'nin Arapça metni ve şerhi, Seyyid Şerîf el-Cürcânî'nin Farsça tercümesi ve şerhiyle birlikte Şurûhu'l-Kâfiye se Zebân Arabî, Fârisî, Türkî adıyla Osman Hilmi Karahisarlı tarafından neşredilmiştir (İstanbul 1312). 7. Şerh-i Şâfiye. Yine İbnü'l-Hâcib'in sarf ilmine dair eserinin Türkçe tercüme ve şerhidir (yazma nüshaları için bk. a.g.e., a.y.).

Sûdî'nin kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: Tercüme-i Takrîrât alâ Hutbeti Ferîdü'd-dîn (İbnü'l-Hâcib'e ait eserin Türkçe tercümesidir); Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi Hidâyeti'l-ḥikme (Kādî Mîr Meybüdî tarafından Esîrüddin el-Ebherî'nin Hidâyetü'l-ḥikme adlı eserine yazılan şerhin hâşiyesidir); ed-Dav' Tercümesi (Tâceddin el-İsferâyînî'nin Arap nahvine dair eserinin Türkçe tercümesidir); Şerh-i Mesnevî; Risâle-i Müşkilât-ı ve Istılâhât-ı Mesnevî. Sûdî'nin ayrıca Fettâhî'ye ait Ḥüsn ü Dil'i Türkçe'ye çevirdiği kaydedilmektedir (Šabanović, s. 94).

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA