Târîh-i Cihângüşâ Hakkında Bilgiler!

650-658 (1252-1260) yıllarında üç cilt halinde kaleme alınan eserin birinci cildinde Cengiz Han’ın ortaya çıkışından önce Moğollar ve Cengiz yasası hakkında bilgi verildikten sonra Cengiz Han’ın ortaya çıkışı ve Uygur ülkesini ele geçirmesi anlatılmaktadır

Bu kısımda Uygurlar'ın din ve efsaneleri üzerinde durulmakta, Cengiz Han'ın Orta Asya ve Mâverâünnehir'i istilâsından, Ögedey Kağan ve Güyük (Göyük) Han devrinde cereyan eden olaylardan bahsedilmektedir. İkinci cilt Hârizmşahlar Devleti tarihiyle Hülâgû'nun İran'a gelişinden önceki Moğol valilerine ayrılmıştır. Yer yer Karahıtaylar'la ilgili önemli bilgilerin verildiği bu ciltte özellikle Hârizmşah Alâeddin Muhammed b. Tekiş ve Celâleddin Hârizmşah dönemlerindeki hadiselerin ayrıntılı biçimde kaydedildiği görülmektedir. Müellif eserinin bu kısmını yazarken Ali b. Zeyd el-Beyhakī'nin günümüze ulaşmayan Meşâribü't-tecârib, Fahreddin er-Râzî'nin Câmiʿu'l-ʿulûm ve Sadreddin Ali b. Nâsır el-Hüseynî'nin Aḫbârü'd-devleti's-Selcûḳıyye (Zübdetü't-tevârîḫ) adlı eserlerinden faydalanmıştır (Târîḫ-i Cihângüşâ, II, 1, 44). Eserin üçüncü cildinde Mengü Kağan'dan, Hülâgû'nun İran'a gelişinden sonraki faaliyetleri ve İsmâilîler'den bahsedilmektedir. Alamut Kalesi'nin ele geçirilmesinin ardından Alamut'un son hâkimi Rükneddin Hûrşah'ın ve İsmâilîler'in âkıbetinin anlatıldığı eser 655 (1257) yılı olaylarıyla sona ermektedir. Cüveynî eserinin bu cildinde kaydettiği hadiselerin pek çoğuna bizzat şahit olmuştur. Üçüncü cilt ayrıca, Hasan Sabbâh'ın otobiyografisini ve İsmâilî itikadını içeren Sergüzeşt-i Seyyidinâ başta olmak üzere müellifi meçhul Târîḫ-i Cîl ü Deylem, İbnü'l-Esîr'in el-Kâmil'i ile günümüze ulaşmayan bazı eserlerden ve Alamut'taki İsmâilî belgelerinden faydalanılarak hazırlanmış olması bakımından dikkate değer bir teliftir (a.g.e., III, 187, 214). 656'da (1258) Bağdat'ın Moğollar tarafından işgaliyle ilgili, Nasîrüddîn-i Tûsî'nin kaleme aldığı küçük bir zeyil Târîḫ-i Cihângüşâ'ya ilâve edilmiştir.

İran tarih yazıcılığında seçkin bir yere sahip olan Târîḫ-i Cihângüşâ birkaç yönden son derece önemlidir. Cüveynî, İranlı tarihçiler arasında Orta Asya'ya yolculuk yapan yegâne tarihçidir. Müellif Emîr Argun'un hizmetinde iken birkaç defa Moğolistan'a seyahat etmiş, bu vesile ile Mâverâünnehir, Türkistan ve Uygur şehirlerini görme imkânı bulmuştur. Yine müellifin Moğol hanlarının hizmetinde bulunması ona herkesin ulaşamayacağı bilgilere ulaşma fırsatı vermiştir. Bunun yanı sıra eser ihtiva ettiği malzemenin zenginliği açısından da önemli olup siyasî hadiselerin yanında sosyal, ekonomik, dinî ve kültürel tarih araştırmaları için bir kaynak niteliğindedir. W. Barthold, kitabın Moğol tarihiyle ilgili birinci cildinin elde bulunan en zengin malzeme olduğunu söyler (Moğol İstilâsına Kadar Türkistan, s. 54). Bunun dışında eski Türk kitâbelerinden ve Uygurlar'ın destanlarından bahsetmesi dolayısıyla eski Türk tarihi için değerli bir eserdir (Târîḫ-i Cihângüşâ, I, 40-45). Müellif, Moğollar'ın hizmetinde bulunmasına rağmen Moğol istilâsıyla ilgili bilgileri tarafsız bir şekilde nakletmeye çalışmıştır. Bu arada kendisinin yer yer abartıya başvurduğu görülmektedir. Meselâ Buhara iç kalesini savunanların sayısını 30.000 kişi diye kaydetmiştir. Oysa hadiseye şahit olan birinden naklen İbnü'l-Esîr şehri müdafaa edenlerin yalnızca 400 kişi olduğunu söyler (el-Kâmil, XII, 324).

Târîḫ-i Cihângüşâ nisbeten ağır bir dille ve secili nesirle kaleme alınmıştır. Eserde âyet ve hadislerin yanı sıra Câhiliye ve Abbâsî devri Arap şairlerine ait şiirlerle Firdevsî, Mes'ûd-i Sa'd-i Selmân ve Zahîr-i Fâryâbî gibi İranlı şairlerin şiirlerine yer verilmiştir. Eser bu özellikleriyle ve kendine has üslûbuyla edebî bir şaheser sayılmaktadır. Müellif ayrıca Türkçe-Moğolca terimlerden yaygın biçimde faydalandığı için Târîḫ-i Cihângüşâ İran tarih yazıcılığında Türkçe ve Moğolca terimlerin kullanıldığı ilk eser niteliğindedir. Eser özellikle İran dünyasındaki tarihçiler üzerinde etkili olmuştur. Bunların arasında Târîḫ-i Cihângüşâ'ya 656-728 (1258-1328) yıllarını kapsayan Tecziyetü'l-emṣâr ve tezciyetü'l-aʿṣâr (Târîḫ-i Vaṣṣâf) adıyla bir zeyil yazan Vassâf, Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Hamdullah el-Müstevfî, Hâfız-ı Ebrû, Mîrhând ve Hândmîr gibi tarihçileri saymak mümkündür. Ayrıca Ebû Şâme el-Makdisî, İbnü'l-İbrî, İbnü't-Tıktakā, İbn Fazlullah el-Ömerî, Ebü'l-Fidâ İbn Kesîr, İbn Tağrîberdî ve Kalkaşendî de Târîḫ-i Cihângüşâ'yı kaynak olarak kullanmıştır.

Daha XIX. yüzyılın ilk yarısında E.-M. Quatremère, J. von Hammer-Purgstall ve Baron C. d'Ohsson gibi şarkiyatçıların dikkatini çeken Târîḫ-i Cihângüşâ'dan seçilen bazı metinler aynı yüzyılın ikinci yarısında C. F. Defrémery, Charles Schefer, M. Theodorus Houtsma ve V. V. Barthold gibi araştırmacılar tarafından yayımlanmıştır (Storey, I/1, s. 263-264). Kitabı Mirza Muhammed Kazvînî neşretmiştir (bk. bibl.). Kazvînî bu neşir sırasında eserin National Bibliothèque'te bulunan yedi nüshasından istifade etmiştir. Târîḫ-i Cihângüşâ'nın günümüze ulaşan ve Kazvînî neşrinde kullanılmayan en eski ikinci nüshası 698 (1299) tarihli olup Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunmaktadır (Amcazâde Hüseyin Paşa, nr. 359) ve neşirde anlaşılamayan bazı ibarelerin açıklığa kavuşturulması bakımından önemlidir (Rızâ İnzâbî Nejâd, s. 8-37). Eserin İsmâilîler'le ilgili üçüncü cildi, Kazvînî neşrinin gecikmesi üzerine Sir Edward Denison Ross tarafından 690 (1291) tarihli bir nüshadan tıpkıbasım halinde yayımlanmıştır (London 1931). Târîḫ-i Cihângüşâ'yı Seyyid Celâleddîn-i Tihrânî (Tahran 1312 hş./1933), Muhammed-i Ramazânî (Tahran 1337 hş./1958), Mansûr Servet (sadeleştirilmiş, Tahran 1362 hş./1983), bazı açıklamalar ve sözlük ilâvesiyle Seyyid Şâhruh Mûseviyân (Tahran 1385/2006) yeniden neşretmiştir. Ca'fer Şuâr eserin bir bölümünü Güzîde-i Târîḫ-i Cihângüşâ-yı Cüveynî adıyla yayımlamıştır (Tahran 1370).

İlhanlı tarihi uzmanı John Andrew Boyle, Târîḫ-i Cihângüşâ'yı Kazvînî neşrini esas alarak bazı açıklama ve notlarla birlikte The History of the World Conqueror adıyla İngilizce'ye tercüme etmiştir (I-II, Manchester-Cambridge-Harvard 1958; Manchester-Paris 1997). Eser S. M. Tevfik Okbatan tarafından Türk Tarih Kurumu için Türkçe'ye çevrilmiş ve ilk cildi yayımlanmış (Ankara 1938), ancak çeviri hatalı bulunduğundan diğer ciltler neşredilmemiştir. Daha sonra Mürsel Öztürk eserin tamamını Türkçe'ye tercüme etmiştir (I-III, Ankara 1988; tek cilt olarak Ankara 1999). Muhammed et-Tenûhî Târîḫ-i Cihângüşâ'yı Arapça'ya çevirmiş (1985), eserin Moğolca tercümesi de yapılmıştır; ayrıca kısmî tercümeleri de vardır (Storey, I/1, s. 264). Ahmed Hâtemî, Kazvînî neşrini esas alarak eserde geçen bir kısım terim ve kelimelerin anlamlarını, bazı kişiler hakkındaki açıklamaları, metinde geçen âyet ve hadislerle Arapça şiir ve darbımesellerin tercümelerini içeren bir çalışma yapmıştır (Şerḥ-i Müşkilât-ı Târîḫ-i Cihângüşâ, Tahran 1373 hş.)

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA