Hizanetü'l-Edeb kim tarafından yazılmıştır?

Tam adı Ḫizânetü'l-edeb ve lübbü lübâbi lisâni'l-ʿArab'dır. el-Ḫizâne diye de bilinen eser, Radî el-Esterâbâdî tarafından İbnü'l-Hâcib'in el-Kâfiye'sine yazılan şerhte örnek (şâhid) olarak kullanılan şiirleri şerhetmek amacıyla kaleme alınmıştır. Osmanlı sultanlarından IV. Mehmed'e ithaf edilen kitabın sonunda belirtildiğine göre Bağdâdî eserini 1073 yılı Şâban ayının başında (Mart 1663 ortaları) Mısır'da yazmaya başlamış ve 22 Cemâziyelâhir 1079'da (27 Kasım 1668) bitirmiştir. Ancak müellifin kitabı yazmadan önce ihtiyaç duyduğu kaynakları belirlemesi, ayrıca el-Kâfiye şerhindeki beyitlerle hadislerin kaynaklarını tesbit eden ve şairlerin isimlerini içeren müstakil çalışmalar yapması (ŞM, IV, 139-141) onun uzun bir hazırlık dönemi geçirdiğini göstermektedir.

Bağdâdî eserin mukaddimesinde lugat, nahiv ve sarf ilimlerinde şiir veya sözleri şâhid olarak kullanılabilecek kişiler, kitabını yazarken faydalandığı kaynaklar ve Radî el-Esterâbâdî'nin biyografisi hakkında bilgi verdikten sonra onun şâhid olarak kullandığı 957 beyti şerhetmektedir. Ḫizânetü'l-edeb her ne kadar bu şiirlerdeki gramerle ilgili meselelerin izahı maksadıyla yazılmışsa da müellif konuyla ilgili diğer beyitlerle sadece bir mısraı kaydedilmiş örneklerin ait olduğu beyitleri bulup göstermiş, bu arada örnek beytin daha iyi anlaşılması için içinde yer aldığı manzumenin tamamını veya birkaç beytini de zikretmiştir. Ayrıca örnek beyitlerle ilgili lugat, sarf, nahiv, i'rab ve mâna açıklamaları yanında örnek gösterilen kısım (mahall-i şâhid) hakkında daha önce ileri sürülen farklı görüşlerin değerlendirmesini yapmıştır. Söz konusu şiirin nazmediliş sebebi ve şairiyle ilgili bilgi de veren Bağdâdî tefsir, hadis, kıraat, edebiyat ve dil hakkındaki çeşitli konuları ele almıştır. Zaman zaman ahbâr, ensâb ve eyyâmü'l-Arab'a da yer vermiş, şiirlerde geçen yer ve kişi adlarının doğru okunuşunu tesbit etmiştir. Müellif, el-Ḫizâne'den sonra yazdığı Ḥâşiye ʿalâ Şerḥi Bânet Suʿâd li'bni Hişâm adlı eserinde Ḫizânetü'l-edeb'e atıfta bulunduğundan onun bu iki eseri birbirini tamamlayıcı mahiyettedir.

Abdülkādir el-Bağdâdî'nin Ḫizânetü'l-edeb'de kullandığı malzemeyi tenkit süzgecinden geçirdikten sonra alması ve nâdir bulunan metinlere yer vermesi eserin ilmî değerini arttırmıştır. Faydalandığı kaynaklara örnek olarak girişte zikrettiği 308 eserle birlikte sayısı 692'ye ulaşan (XIII, 5-119) kaynakları arasında halen nüshası mevcut olmayanlar da bulunmakta olup Bağdâdî yaptığı nakillerle okuyucuyu bu eserler ve muhtevaları hakkında bilgilendirmiştir. Bu özellikleriyle Bağdâdî'nin ismini ebedîleştiren Ḫizânetü'l-edeb Arap dili, edebiyatı ve tarihi alanında çalışanlar için her zaman başvurulan güvenilir bir ansiklopedik kaynak olmuştur.

Ḫizânetü'l-edeb ilk defa 1299'da (1882) Bulak'ta, kenarında Bedreddin el-Aynî'nin el-Maḳāṣıdü'n-naḥviyye fî şerḥi şevâhidi şurûḥi'l-Elfiyye (eş-Şevâhidü'l-kübrâ) adlı eseriyle birlikte dört cilt halinde yayımlanmıştır. Daha sonra Muhammed Muhyiddin Abdülhamîd tarafından yalnız iki cildi yayımlanan (Kahire 1347/1928) kitabın ilmî neşrini, son iki cildi fihrist olmak üzere on üç cilt halinde Abdüsselâm Muhammed Hârûn gerçekleştirmiştir (Kahire 1387-1406/1967-1986). J. Guidi'nin el-Ḫizâne'deki şiirler üzerine yaptığı bir çalışma yanında ("Su poeti citati nell' opera H.", Atti Acad. Lincei, III, Roma 1887, s. 273-292) Abdülazîz el-Meymenî'nin de eserde zikredilen ve iktibasta bulunulan kitapların fihristiyle ilgili İḳlîdü'l-Ḫizâne adlı bir çalışması yayımlanmıştır (Lahor 1927).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
SON DAKİKA