Varlık nedir, kimler tarafından kuruldu, yazarları kimler?

15 Temmuz 1933 tarihinde Ankara’da on beş günde bir büyük boy olarak yayım hayatına başladı, yayımlanan sayıları 1300’e yaklaştı

Derginin ilk sermayesi Nahit Sırrı (Örik) tarafından temin edildi, Yaşar Nabi o sırada memur olduğundan sahibi ve yayımcısı Sabri Esat (Siyavuşgil) olarak gösterildi. Çıkış hazırlıklarından haberdar olan Abdülhak Şinasi de (Hisar) onları teşvik edip destekledi. Sabri Esat 1941, Nahit Sırrı da 1943 yılında dergiyle ilişkilerini kesti. Cumhuriyet'in onuncu yılında başlayan yayımının ilk sayısında Varlık'ın çıkış sebebi ülkede bir tek hakiki sanat mecmuasının bulunmamasıyla açıklandı. Bu boşluğu doldurarak her alanda "yokluktan varlıklar yaratma" işine girişen inkılâbın bu alandaki ihtiyacına cevap verilmesi ve yaratıcı bir inkılâp neslinin var olduğunun gösterilmesinin amaçlandığı belirtildi. Resmî ideolojiye tam desteğini böylece ortaya koyan derginin ilk yıllarında devletten aldığı yardımla ayakta kalabildiği yayımcısı tarafından ifade edildi ("Otuz Yıl", nr. 602, 15 Temmuz 1963, s. 2).

Dokuz yıl süren birinci döneminde eski Yedi Meş'aleciler'i de bünyesinde toplayan dergide şiir, hikâye, eleştiri, deneme gibi edebî verimler yanında ekonomi, felsefe, psikoloji içerikli yazılarla folklorik konulara, piyes tefrikalarına da yer verildi. Okuyuculara Bulgar, Rus, Yunan, Portekiz, Alman, Rumen, İngiliz, İtalyan edebiyatlarından çeviri örnekler sunuldu. Dergide Yaşar Nabi'nin "Konuşmalar" başlığı altında yazdığı başyazıların yanında Ahmet Muhip Dıranas, Ahmet Kutsi Tecer, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Behçet Necati (Necatigil), Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat da şiirleriyle yer aldı. Sait Faik Abasıyanık, Sabahattin Ali, Fahri Celâleddin (Fahri Celâl Göktulga), Umran Nazif Yiğiter, Bekir Sıtkı Kunt, Kenan Hulûsi Koray'ın hikâyeleri yayımlandı. Nahit Sırrı Örik ve Abdülhak Şinasi Hisar eski İstanbul yaşayışını anlatan yazılarıyla göründü. Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Samet Ağaoğlu, Sabri Esat Siyavuşgil, Suut Kemal Yetkin, Mehmed Halid Bayrı, Hamit Zübeyr Koşay, Nurullah Berk farklı konularda yazılar kaleme aldı. Ahmet Muhip'in "Fahriye Abla" şiiri, Necip Fazıl'ın Bir Adam Yaratmak oyunundan yansımalar ve ölümünün 100. yılı dolayısıyla Rus şairi Puşkin'le ilgili yazılar yanında Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın, İlhan Berk'in başlangıç dönemi şiirleri dikkati çeken diğer verimleri oluşturdu. Derginin yazar ve şairleri arasında Vasfi Mahir Kocatürk, Kemal Tahir, Behçet Kemal Çağlar, Baki Süha Ediboğlu, Mahmut Ragıp Gazimihal, Şükûfe Nihal Başar, Füruzan Hüsrev Tökin, Rıfat Ilgaz, Rüştü Şardağ, Feridun Fazıl Tülbentçi de sayılabilir.

Gittikçe ilk çıkışındaki kapsamını kaybetmeye başlayan Varlık 15 Ocak 1939 tarihli sayısıyla (nr. 133) yeni bir döneme girdi, edebiyatı bırakmadan kültür ve bilimin geniş alanına giren dalları da içeren bir organ haline geldi. Savaş yıllarının sıkıntıları içinde küçük boy olarak yayımını sürdürdü, "sanat ve fikir mecmuası" şeklindeki ilk logosunu "milliyetçi ve memleketçi fikir mecmuası" şeklinde değiştirdi. Önce daha ağır ilmî yazılara yer verildiyse de gittikçe şiir, hikâye gibi edebiyat verimlerinin yer aldığı yazılarda geniş okuyucu kitlesinin anlayacağı bir dil ve akış çizgisi izlendi. Ekonomi, turizm, Türk inkılâbı, Türk tiyatrosu yanında dil ve çeviri ağırlık verilen konular arasında yer aldı. Yaşar Nabi dışında Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı Tarancı, Kâzım Nami Duru, Cemil Sena Ongun, Türker Acaroğlu, Ahmet Cevat Emre, Cevdet Kudret Solok, Samet Ağaoğlu, Mehmet Süleyman Paşiç, Şükrü Enis Regü, Nüzhet Erman, Sadi Yaver Ataman dergide en çok görünen imzalar arasına girdi. Abdülhak Şinasi'nin "Boğaziçi Mehtapları" tefrika edildi, Orhan Veli "Şiire Dair" başlığıyla Garip akımının manifestosunu önce Varlık sayfalarında yayımladı. Nihal Yalaza Taluy, Behçet Necatigil, İhsan Akay çevirileriyle dikkat çekti, Cemal Sezgin divan edebiyatı çevresinde yazılar yazdı, bir ara Ali Nihat Tarlan'la kısa bir tartışmaları oldu. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Ne İçindeyim Zamanın" şiiri, Mehmet Kaplan'ın "Üslûba Dair", Ziya Osman Saba'nın "Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi", Şükrü Kurgan'ın "Gılgamış Destanı Dolayısıyla", "Türkler'de Kurt" ve "Profesör Ferid Kam", Şerif Hulûsi'nin "Ezop Masallarının Uygurca Bir Tercümesi", Cevdet Kudret'in "Fahim Bey ve Biz", Ömer Asım Aksoy'un "Gaziantep Ağzında Ata Sözleri" diğer önemli yazılar arasında sayılabilir. Ayrıca Şinasi Özden'in düzenlediği edebî anket birçok yazar ve şairin katılımıyla uzun süre dergi sayfalarında yer buldu.

Yayımına Ankara'da başlanan, bir ara Ankara ile İstanbul arasında gidip gelen dergide 1946'da önemli bir atılım daha gerçekleştirildi. Yaşar Nabi memuriyetten ayrıldı ve dergiyi temmuz ayından itibaren İstanbul'a, Cağaloğlu'ndaki yerine taşıdı. Varlık Yayınları'nı kurarak ucuz cep kitaplarıyla yayımcılıkta yeni bir çığır açtı. Dergi tekrar büyük boya döndü, "aylık fikir ve edebiyat" dergisi oldu. Görsel malzemeye daha fazla yer verildi. "Ayın Olayları", "Köyden Sesler", "Kitaplar Arasında", "Okuyucularımızla Başbaşa" adlı yazıları, ayrıca tiyatro, resim, sinema ve müzik sayfalarıyla içeriği bir hayli çeşitlendi. Bu yeniliklerin yanında temel fikrî istikameti, Kemalist çizgisi korundu, irtica ile mücadeleye vurgu yapıldı. Nazım Hikmet'e kapıları kapalı tutuldu, komünistliğini açıkladıktan sonra Sabahattin Ali dışlandı, "İkinci Yeni" şiirine teğet geçen dergi buna karşılık Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Mahmut Makal gibi Köy Enstitüsü çıkışlı yazarlara sayfalarını sonuna kadar açık tuttu. Roman ve şiir armağanları düzenlendi, romanda Yaşar Kemal'e (İnce Memed), şiirde Gülten Akın'a ödül verildi. Sait Faik hikâye armağanı ihdas edildi, ancak ilk ödülü derginin ortaya çıkardığı bir isim olan Tahsin Yücel'in kazanması dedikodulara sebep olunca ödüller sürdürülmedi. 1950'den sonra siyasî iktidara karşı muhalif bir çizgi izlendi. 27 Mayıs darbesi olumlu karşılandı, darbeyi konu alan çok sayıda şiire dergi sayfalarında yer verildi. Derginin bu yıllardaki yazarları arasında önceki isimler dışında Mahmut Cahit Külebi, Tahsin Yücel, Attila İlhan, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Metin Eloğlu, Sabahattin Kudret Aksal, Turgut Uyar, İlhan Tarus, Orhan Kemal, Cengiz Dağcı, Haldun Taner, Tarık Dursun K., Nazlı Eray, Ayşe Kilimci sayılabilir.

1960'tan sonra değişen edebiyat anlayışlarına yeterince ayak uyduramayan derginin etki alanı gittikçe daraldı. Yaşar Nabi'nin ölümünden sonra Konur Ertop ve Kemal Özer'in çabalarıyla tekrar kendini yenileme gayreti içine girdi. Bu yıllarda dergi kapağında kurucu sıfatıyla Yaşar Nabi adına yer verildi. Kurucusunun yayımdaki titizlik ve prensiplerine büyük oranda bağlı kalınsa da içerikte bazı değişiklikler oldu. Daha önce dergi sayfalarında yer almayan toplumcu gerçekçi bazı şairlere ve yazarlara kapıları açıldı. Köy odaklı bakış yerine kent insanına seslenen bir yayın politikası belirginlik kazandı. Kadın, müstehcenlik, savaş, din, estetik, Filistin gibi konular etrafında yayımlar yapıldı. Edebiyata yeni isimler kazandırma politikası sürdürüldü. Akgün Akova, Sunay Akın gibi isimler ortaya çıktı. Dergiye gönderilen şiirleri Cemal Süreya, öyküleri Muzaffer Buyrukçu, denemeleri Vedat Günyol, eleştiri metinlerini Asım Bezirci değerlendirdi.

Enver Ercan, Yaşar Nabi'den sonra derginin en uzun süreli genel yayın yönetmeni oldu. Ercan'ın ifadesiyle dergi çağdaş ve yüzü Batı'ya dönük bir Türkiye'nin edebiyat verimlerine sayfalarını açtı. Bununla beraber değişimin farkında olan, "aydınlanmacılık"ı sorgulayan bir tutum izleyerek, "Akla vedanın zamanı geldi mi?" diye bir dosya bile hazırlandı. Varlık'ın 1000. sayısında bir özel ek verildi. Bazı siyasal olaylar yanında feminizm, tüketim kültürü, ütopya, depresyon, kimlik kavramı, annelik, hapishane, faşizm, sürgün, devlet sanatçılığı, 100 temel eser gibi çok farklı konular dergide tartışıldı. Bu dönem yazarları ve şairleri arasında Mustafa Şerif Onaran, Gültekin Emre, Özdemir İnce, Müslim Çelik, Enis Batur, Tuğrul Tanyol, Can Yücel, Arif Damar, Ahmet Telli, Hilmi Yavuz, Nihat Behram, Can Bahadır Yüce, Veysel Çolak, Orhan Duru, Tomris Uyar, Erhan Bener, Cemil Kavukçu, Ünsal Oskay ve Hasan Bülent Kahraman sayılabilir.

Kaynak: TÜRKİYE DİYANET VAKFI İSLAM ANSİKLOPEDİSİ