Fetava-yı Ali Efendi nedir?

XI. (XVII.) yüzyıl Osmanlı Devleti'nde günlük hayatta karşılaşılan veya tartışılan konularla ilgili 4412 fetvayı ihtiva eden eser devrin din anlayışını, toplum yapısı ve sosyokültürel değerlerini yansıtması bakımından önemlidir. Bu eser, Osmanlı Fetvahânesi'nin en muteber kabul ettiği dört fetva kitabından biridir (Diğerleri Behcetü'l-fetâvâ, Netîcetü'l-fetâvâ, Fetâvâ-yı Feyziyye).

1100 (1689) ve 1102 (1691) tarihli yazma nüshalarının mevcudiyetinden (Süleymaniye Ktp., İzmir, nr. 251; Serez, nr. 1113) eserin Çatalcalı Ali Efendi henüz hayatta iken derlendiği anlaşılmaktadır. Soru-cevap şeklinde düzenlenmiş olan fetvalar çoğunlukla "olur" ya da "olmaz" biçiminde kısa cevaplardan meydana gelmekte, bunların delillerine ve kaynaklarına yer verilmemektedir. Daha sonra Ahıskalı Ahmed Efendi ile Gedizli Mehmed Efendi fetvaların orijinallerini kaydetmeden klasik fıkıh kitaplarında bu fetvalara mesnet teşkil eden hükümleri, kaynağın adını ve bölümünü de belirterek Arapça metinleriyle birlikte naklettikleri Nukūlü Fetâvâ-yı Ali Efendi adıyla birer eser kaleme almışlardır. Sâlih b. Ahmed el-Kefevî de her nakli ilgili fetvanın altına kaydedip daha sonraki neşirlere esas teşkil eden metni oluşturmuştur.

Klasik fıkıh kitaplarındaki gibi "kitab" ve "bab"lara göre düzenlenmiş olan ve elli üç bölümden meydana gelen eser "Kitâbü't-Tahâre" ile başlayıp "Kitâbü'l-Ferâiz"de son bulmaktadır. Kitapta bölüm başlıkları Arapça'dır.

Tahâret, namaz, zekât, oruç ve hac gibi ibadetlerle ilgili toplam 124 fetvanın bulunduğu eserde esas ağırlık muâmelât konularına verilmiştir. En çok fetva ihtiva eden bölüm ise 378 fetva ile "Kitâbü'l-Vakf"tır. Bunu sırasıyla talâk, da'vâ, büyû', şehâdet, icâre gibi bölümler takip etmektedir.

Muâmele-i şer'iyye ve para vakıflarıyla ilgili fetvalar incelendiğinde Ali Efendi'nin o devirlerde çokça tartışılan bu muâmeleleri câiz gördüğü anlaşılır. "Kitâbü's-Siyer"de "Fî mâ yekûnu küfren mine'l-müslim" başlıklı babda geçen şu fetva, o dönemde halkın ve ulemânın şeriat-kanun ilişkisine yaklaşımını yansıtması bakımından oldukça ilginçtir: "Zeyd'in Amr ile bir hususa müteallik davası olmağla Amr'ı şer'a davet ettikte Amr, 'Benim şer' ile işim yoktur, ben işimi kanun ile görürüm' dese Amr'a ne lâzım olur? el-Cevâb: Tecdîd-i îmân ve nikâh" (I, 179). Ali Efendi'nin bazı fetvalarında devrin şartlarını da göz önünde bulundurduğu görülmektedir. "Vişnâb" adı verilen içkiyle ilgili şu fetvası buna bir örnek teşkil eder: "Vişnâb demekle mâruf olup müskir olan şerbetin sekir vermeyecek miktarını telehhî kasdınsız (eğlence niyeti taşımadan) içmek helâl midir? el-Cevâb: İmâm-ı Âzam ve İmam Ebû Yûsuf katlarında helâldir, İmam Muhammed katında haramdır. Fî zamâninâ (günümüzde) İmam Muhammed kavliyle iftâ ihtiyar olunmuştur" (II, 246-247). Bununla birlikte A. Vehbi Ecer'in, İslâm dinindeki içki yasağına rağmen muhtelif çağlarda işret meclisleri kurulduğu, resmî şarabdârlar tayin edildiği ve bu konu üzerinde bir edebiyat teşekkül ettiği şeklindeki tesbitinin ardından Ali Efendi'nin bu fetvasını naklederek onun vişne likörü içimini "bir bakıma tecviz ettiğini" söylemesi (TK, sy. 90, s. 402-403) şaşırtıcıdır.

Fetâvâ-yı Ali Efendi'nin ondan fazla baskısı yapılmıştır (I, İstanbul 1245; I-II, İstanbul 1258, 1266, 1272, 1278, 1283, 1286, 1289, 1311, 1322, 1324-1325 [Fetâvâ-yı Feyziyye ile birlikte]).

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN