Anadoluhisarı'nın tarihçesi

Eski Osmanlı kaynaklarından Âşıkpaşazâde ile Neşrî'de adı Güzelcehisar olarak geçer. Neşrî'nin Taeschner tarafından yayımlanan nüshasında ise Gözlücehisar olarak kayıtlıdır. Boğaz geçişini kontrol etmek gayesiyle yapılan bir hisara Güzel veya Güzelcehisar denilmesinden çok, gözleme işi gören bu kalenin Gözlücehisar adıyla anılması daha inandırıcıdır. Fâtih devri kaynaklarından Tursun Bey burayı Yeni veya Yenicehisar adıyla anmaktadır. Hoca Sâdeddin ise XVI. yüzyılda bu hisarı Akçehisar olarak adlandırmıştır. Batılılar'ın, XVI. yüzyılda İstanbul'a gelen Albili Pierre Gylles'den (Gyllius) beri Anadoluhisarı'na verdikleri Neo-Castrum adı ise Yenihisar'ın tercümesidir.

İstanbul'u fethetme azminde olan Yıldırım Bayezid (1389-1402), bu hisarı İstanbul Boğazı'nın en dar yerinde ve artık Osmanlı Beyliği'nin kontrolü altında olan Anadolu tarafında bir "köprübaşı" olarak yaptırtmıştır. Bu kalenin yapımı için bir taraftan Göksu deresi ağzı, bir taraftan ise Boğaz ile sınırlanan kayalık bir topuk seçilmişti. Burada önceleri bir Bizans hisarı olduğu yolundaki iddianın bir temeli olmadığı anlaşılmıştır. Anadoluhisarı Karadeniz boğazından geçişi kontrol altına alabildiği gibi, karşıya Rumeli yakasına yapılması tasarlanan çıkarmanın da destekleneceği bir yerdi. Fakat aynı zamanda Boğaz'ın Anadolu kıyılarına kadar inmiş olan Türkler'e karşı Bizanslılar'ın Göksu deresi vadisinden yapacakları bir akını da engelleyecekti.

Yıldırım Bayezid'in inşa ettirdiği hisarın ortadaki yüksek kitleden ibaret olduğu bilinmektedir. Âşıkpaşazâde'ye göre bu ilk kısmın inşa tarihi 793'tür (1390-91). Nişancı Mehmed Paşa'ya göre ise burası 797'de (1394-95) yapılmıştır. E. H. Ayverdi, hisarın 797'de (1394-95) Şile'nin fethinden sonra inşa edildiğini ileri sürmektedir. Âşıkpaşazâde hisarın yapılışı hakkında bilgi de verir: İstanbul önlerine tekrar gelen Yıldırım Bayezid, Koca-eli'nden Yoros'a giderken Şile fethine Yahşi Bey'i yollamış, kendisi de Yoros'tan geçerken Güzelcehisar denilen kaleyi yaptırmıştır.

Âşıkpaşazâde'nin ifadesine göre, hisarın inşası bittiğinde Yıldırım Bayezid Bizans imparatoruna bir elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istemiş, fakat Bizans hükümdarı Türkler'e yıllık vergi vermek, Türkler'in bir mahalle tesis ederek burada mescid yapmaları ve bir de kadı bulundurma haklarını tanımak suretiyle durumunu kurtarmıştır. Bayezid Anadoluhisarı'nda bir garnizon bulunduruyordu. Bu sebeple Timur istilâsı ve Ankara Savaşı'nı (1402) takip eden dağılma döneminde de kalenin Bizans'ın eline geçmeyip Türkler'de kaldığı tahmin edilmektedir. Bayezid'in büyük şehzadesi Süleyman Çelebi'nin bir süre burada konakladığı ve İstanbul'a yakın Kartal, Pendik gibi yerleri dostluğunu elde tutmak için Bizans imparatoruna terkettiği kaynaklarda belirtilmekle beraber bu sırada Anadoluhisarı'nın durumunun ne olduğu bilinmemektedir.

Sultan II. Mehmed 1452'de Avrupa yakasında Rumelihisarı'nı yaptırırken Anadoluhisarı'nın da kıyı tarafında etrafını çeviren bir hisarpeçe inşa ettirerek bu kaleyi daha da güçlendirmiştir. Evliya Çelebi'ye göre XVII. yüzyılda hisarın bir dizdarı ve Koca-eli sancağından gelme 200 timar neferi vardı. Topları, karşıya Rumelihisarı'na ve Akıntıburnu istikametine atış yapacak surette yerleştirilmişti. Hisarın, muhafızları için kale dışında bir mescidden başka güneydeki düzlük tanzim edilerek Fâtih Sultan Mehmed vakfından burada bir de namazgâh yapılmıştır. Gabriel'e göre namazgâh XVII. yüzyıldan daha eskiye gitmez.

Anadoluhisarı, Osmanlı devri Türk askerî mimarisinin önemli eserlerinden biri olması yanında, İstanbul'un fethinden önce Karadeniz boğazında Türklüğün ilk ve en eski izi olarak da özel bir değere sahiptir. Bunların dışında bu muhteşem görünüşlü kale, karşısındaki Rumelihisarı ile Boğaziçi'nin güzellik ve tarihî karakterinin başlıca unsurlarıdır.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN