İbnü’l-kās

Taberistanlı olup Zehebî'nin kaydettiği Bağdâdî nisbesinden bir süre Bağdat'ta da kaldığı anlaşılmaktadır. İbnü'l-Kās lakabını, anlattığı kıssalar ve yaptığı vaazlarla insanları cihada teşvik ettiği için "kıssacı" anlamındaki Kās (القاصّ) lakabıyla anılan babasına nisbetle almıştır. Sem'ânî'nin bu işi bizzat onun yaptığını ve Kās lakabıyla anıldığını söylemesi (el-Ensâb, X, 24) diğer kaynaklarda verilen bilgilerle çelişmektedir. Ancak kendisinin de bu hususta babasının yolundan gitmesi muhtemel olup cihad amacıyla sonraları serhad şehri Tarsus'a yerleşmesi de bunu teyit etmektedir. Biyografisi hakkında en geniş mâlûmatı veren İbnü'l-Adîm babasının adını Muhammed, dedesinin adını da Ya'kūb olarak kaydeder (Buġyetü'ṭ-ṭaleb, I, 439; III, 1059). İbnü'l-Kās, Ebü'l-Abbas İbn Süreyc el-Bağdâdî'den fıkıh öğrendi. Ebû Halîfe Fazl b. Hubâb el-Cumahî, Mutayyen el-Hadramî, İbnü'l-Bâgandî, Ebü'l-Kāsım el-Begavî, Ca'fer b. Muhammed el-Firyâbî, Ebû Ca'fer İbn Ebû Şeybe ve Abdullah b. Nâciye'den hadis rivayet etti. Talebeleri arasında, başta Kadı Ebû Ali Hasan b. Muhammed ez-Zücâcî olmak üzere Osman b. Abdullah et-Tarsûsî, Muhammed b. Ahmed el-Atîkī, Mûsâ b. İbrâhim el-Verrâk, Ebû Zer Hıdr b. Ahmed et-Taberî gibi şahsiyetler vardır. Döneminde Şâfiî mezhebinin önde gelen temsilcilerinden biri sayılan İbnü'l-Kās kadılık yaptığı Tarsus'ta 335'te (946) vefat etti; bir rivayete göre ise 336 yılında ölmüştür (İbnü'l-Adîm, III, 1062; İbn Hallikân, I, 68).

Kaynaklarda "büyük imam, asrının imamı" gibi ifadelerle anılan İbnü'l-Kās'ı Nevevî, mezhep imamının usul ve kaidelerine bağlı olarak ictihad yapan "ashâbü'l-vücûh"tan saymıştır (Tehẕîb, I/2, s. 253). Nitekim kendisi de eserlerinde mezhep imamı ve talebelerinden yaptığı nakillerden ayrı olarak ulaştığı birçok fıkhî hükmün ictihada dayandığını belirtmektedir (meselâ bk. Edebü'l-ḳāḍî, I, 83, 105, 131, 180, 184, 189, 190, 201, 243, 246, 251-253, 256, 262, 264, 267, 286, 317, 319; et-Telḫîṣ, s. 88, 91, 97, 106, 111, 112, 123, 158, 169, 186, 206, 244, 245, 252, 276, 293, 311, 341, 373, 598). et-Telḫîṣ adlı eserinin başında taklid, istihsan ve mürsel hadislerin delil olarak kullanılmasıyla ilgili bir bab açarak Şâfiî'nin, Hz. Osman ve Zeyd b. Sâbit'in görüşünü benimsediği iki mesele dışında taklide başvurduğuna dair bilgi bulunmadığını ve taklidin, haberlerin kabulü ile -ki bunlar ancak tasdik ve taklidle alınır- hâkimin kıyâfe* ilmini bilmemesi halinde bu ilmi bilen birine uyması durumu dışında câiz olmadığını belirtmesi de bu tavrını ortaya koymaktadır. İbnü'l-Kās, yalnız kendi mezhebinde değil bazan Ebû Hanîfe'nin usulü çerçevesinde onun mezhebinde yaptığı ictihadları da kaydeder (Edebü'l-ḳāḍî, I, 104, 106, 114-115, 140, 195, 201, 266, 273-274). İbnü'l-Kās'ın rivayet ve görüşleri, kendi eserleri yanında Beyhakī'nin es-Sünenü'l-kübrâ'sı ile İmâmü'l-Haremeyn el-Cüveynî'nin Nihâyetü'l-maṭlab, Ebû İshak eş-Şîrâzî'nin el-Müheẕẕeb, Gazzâlî'nin el-Vasîṭ, Nevevî'nin Ravżatü'ṭ-ṭâlibîn gibi Şâfiî mezhebinin temel metinlerini oluşturan eserlerinde de sıkça geçmektedir.

Eserleri. 1. et-Telḫîṣ. Şâfiî fıkhına dair muhtasar bir eser olup İmam Şâfiî'nin talebeleri Müzenî ve Büveytî'nin el-Muḫtaṣar'larından sonra mezhep fıkhının derlendiği ilk temel metinlerden biri olması bakımından önem taşımaktadır. Delillere yer verilmeyen eserde, Şâfiî'den nakledilen rivayetlerin eski veya yeni (kadîm-cedîd) görüşleri olduğunu da belirterek kaydettikten sonra müellif zaman zaman Müzenî, Büveytî, hocası İbn Süreyc ve diğer bazı âlimlerin görüşleriyle kendi ictihadlarını zikretmekte, her bölümün sonunda Ebû Hanîfe ve talebelerinin görüşlerini de özet olarak vermektedir. Nevevî, et-Telḫîṣ'ten ne önce ne de sonra bu üslûpta bir eserin kaleme alındığını söyler (Tehẕîb, I/2, s. 253). Ebû Bekir Muhammed b. Ali el-Kaffâl eş-Şâşî, Ebû Ali Hüseyin b. Şuayb es-Sincî el-Mervezî ve Ebû Abdullah Muhammed b. Hasan el-Haten tarafından şerhedilen kitabın (Keşfü'ẓ-ẓunûn, I, 479) bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi'nde kayıtlı olup (Ayasofya, nr. 1074) bu nüsha esas alınarak eser Âdil Ahmed Abdülmevcûd ve Ali Muhammed Muavvaz tarafından neşredilmiştir (Mekke-Riyad 1416/1995). 2. Edebü'l-ḳāḍî. Muhakeme hukuku alanında Şâfiî mezhebinde yazılan ilk eserlerden biridir. Şâfiî ve Hanefî mezheplerinin görüşlerini mukayeseli olarak inceleyen müellif, önce iki mezhep imamının ittifak ettiği görüşleri verdikten sonra ihtilâflı meseleleri kaydetmekte ve delillerini tartışmaktadır. İmam Şâfiî ve Ebû Hanîfe yanında bunların talebeleri ile İmam Mâlik, Ahmed b. Hanbel, Süfyân es-Sevrî, Şa'bî, Ebû Sevr, Evzâî, Leys b. Sa'd ve Ebü'l-Abbas İbn Süreyc gibi âlimlerin de görüşlerine yer verilen eserde Hanefî mezhebi konusunda genellikle Hassâf'ın Edebü'l-ḳāḍî adlı eseri kaynak olarak kullanılmıştır. Edebü'l-ḳāḍî'yi Hüseyin Halef el-Cebûrî yayımlamıştır (I-II, Tâif 1409/1989). 3. Cüzʾ fîhi fevâʾidü ḥadîs̱i Ebî ʿUmeyr. Enes b. Mâlik'in üvey kardeşi Ebû Umeyr'e dair bir hadisin (Buhârî, "Edeb", 81; Müslim, "Âdâb", 30) açıklanması ve bundan çıkarılan hükümlerle ilgili küçük bir risâle olup (Abdülhay el-Kettânî, II, 367-368) Sâbir Ahmed el-Betâvî tarafından neşredilmiştir (Kahire 1413/1992). 4. Delâʾilü'l-ḳıble (Maʿrifetü'l-ḳıble, el-Ḳıble). Risâlede, Hz. Peygamber ve ashaptan nakledilen rivayetler yanında o günkü coğrafî mâlûmattan da faydalanılarak kıble yönünün Kâbe'ye çevrilmesi, kutup ve yıldızlar, ülkelerin Kâbe'ye göre yönleri, enlem-boylam, denizler, nehirler, dağlar, yeryüzünün çeşitli bölgelere ayrılması, Mekke, Medine ve Kudüs başta olmak üzere belli başlı şehirler ve kıble istikametleri hakkında bilgi verilmiştir. Fuat Sezgin'in "kıble coğrafyası" denebilecek konusuyla Arapça coğrafya literatürü içinde türünün tek kitabı olduğunu belirttiği eser, Ezrakī'nin Aḫbâru Mekke'sinde Kâbe'nin İslâm öncesi altı sütununun konumunu gösteren basit çizim bir tarafa bırakılırsa, İslâmî dönemde günümüze ulaşan en eski Kâbe ve Mescid-i Harâm krokisiyle (Zeitschrift, s. 40) Roma'ya dair en eski Arap krokisini (a.e., s. 52) ihtiva etmesi bakımından da önem taşır (a.e., s. 7-8). Yâkūt el-Hamevî Muʿcemü'l-büldân'da Kâbe maddesinde, İbnü'l-Adîm Buġyetü'ṭ-ṭaleb'de çeşitli yerlerde (I, 360, 373, 395, 439) bu eserden alıntılar yapmıştır. Delâʾilü'l-ḳıble'nin Beyrut'ta Circîs Efendi'nin özel kütüphanesinde mevcut nüshası kendisi tarafından tanıtılarak bazı parçaları neşredilmiştir (el-Meşriḳ, XVI [1913], s. 439-442). Ayrıca Ignaty Y. Krachkovsky'nin 1914 yılında yazdığı bir makalede incelediği bu nüsha (ayrıca bk. Târîḫu'l-edebi'l-coġrâfiyyi'l-ʿArabî, I, 230-232) daha sonra Kahire'de el-Hizânetü't-Teymûriyye'ye (nr. 103) intikal etmiştir. Fuat Sezgin, Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndeki diğer nüshanın (Veliyyüddin Efendi, nr. 2453, vr. 147a-169a) kısa bir tanıtma ve değerlendirme yazısı ile birlikte tıpkıbasımını yapmıştır (bk. bibl.). Kaynaklarda İbnü'l-Kās'ın ayrıca fıkha dair el-Miftâḥ ve el-Mevâḳīt ile Edebü'l-cedel adlı kitapları olduğu, fıkıh usulü, ferâiz ve kadınların ihram giymesi konusunda da birer eser yazdığı kaydedilir. Bunlardan el-Miftâḥ bazı âlimler tarafından şerhedilmiştir

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN