Muhammed el-muzaffer

Kurtuba'ya (Cordoba) bağlı Fahsülbellût'ta oturan Miknâse Berberîleri'ne mensuptur. Ancak şöhret kazandıktan sonra babası Abdullah b. Eftas gibi o da kökenlerinin Arap kabilelerinden Benî Tücîb'e dayandığını iddia etmiştir. İbnü'l-Eftas ve Muzaffer b. Eftas olarak da bilinir. Hayatının ilk dönemleri hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. Buna göre tahta çıkmadan önce Abbâdîler'le yaptığı bir savaşta esir düştü ve bir süre onların müttefiki olan Berberî kökenli Birzâlîler'in merkezi Karmûne'de (Carmona) kaldı. 421 (1030) yılında geri dönüşünün ardından, Batalyevs (Badajoz) Emirliği'nin kurucusu Sâbûr es-Saklebî'nin iki oğlu Abdülmelik ve Abdülazîz'in Üşbûne'de (Lizbon) başlattıkları isyanı bastırmak ve Eftasîler'in otoritesini tekrar tesis etmek üzere bu şehre vali tayin edildi; halkın verdiği destekle de kısa zamanda asayişi sağladı. 437'de (1045) babası ölünce Muzaffer unvanıyla Eftasîler'in başına geçti. Kendisini bekleyen en ciddi mesele babasını da çok uğraştırmış olan Abbâdîler'in yayılma arzusu idi. Abbâdîler bu maksatla batıdaki küçük emirliklerden Leble'yi (Niebla) kuşatınca sıranın daha sonra kendi topraklarına da geleceğini anlayan Muhammed el-Muzaffer, Leble Emîri İbn Yahyâ'ya yardım etmek için İşbîliye'ye (Sevilla) saldırdı ve Abbâdîler'i ağır bir yenilgiye uğrattı (439/1047). Ancak bu onlara karşı kazandığı ilk ve son zafer oldu. Muhammed'in, savaş sırasında ele geçirdiği Leble emîrine ait değerli eşyayı kendisine vermemesi sebebiyle emîrin Abbâdîler'den yardım istemesi üzerine iki taraf arasında yeniden savaş başladı ve Muhammed el-Muzaffer, Birzâlîler'in desteğini almasına rağmen bu savaşlarda fazla bir varlık gösteremedi; kalelerinin birçoğunu kaybetti. En son 442 (1050) yılında meydana gelen şiddetli çarpışmalarda 3000'den fazla askeri ölünce Batalyevs'e çekilmek zorunda kaldı. Bu arada Abbâdîler'in üst üste yaptıkları akınlarla tarım alanlarının tamamen tahrip edilmesinden dolayı Batalyevs halkı ciddi bir kıtlık tehlikesiyle karşılaştı. Muhammed el-Muzaffer içine düştüğü bu zor durumdan, öteden beri iki taraf arasındaki savaşları doğru bulmayan ve bunu engellemek için çaba harcayan Kurtuba Emîri Ebü'l-Velîd el-Bâcî'nin araya girmesi sonucu imzalanan barış antlaşması sayesinde kurtulabildi (443/1051).

Abbâdîler'le yapılan savaşların Muhammed'in gücünü zayıflatması bir taraftan Tuleytula (Toledo) ve civarına hükmeden Zünnûnîler'i, diğer taraftan Kastilya Krallığı'nı harekete geçirdi. Zünnûnîler, Eftasî topraklarına birçok akın düzenlediler. Kastilya Krallığı'nın saldırıları ise neticeleri itibariyle daha tahrip edici oldu. Ferdinand, Leon'u kendi topraklarına kattıktan sonra Eftasîler'in Bâzû (Viseu) ve Lamiko (Lamego) şehirlerine girdi (449/1057); buralardaki müslümanları göçe zorlayarak yerlerine hıristiyanları yerleştirdi. Ardından 10.000 kişilik bir süvari birliğinin başında Eftasîler'in batıdaki en önemli şehirlerinden olan Şenterîn'e (Santarem) yürüyüp orada bulunan Muhammed el-Muzaffer'i 5000 dinar yıllık haraca bağladı. Ayrıca Zünnûnîler'i, Hûdîler'i ve Gırnata'ya hükmeden Zîrîler'i de haraca bağlayan Ferdinand, 456 (1064) yılında Eftasîler'in önemli merkezlerinden Kulumriye'yi (Coimbra) altı aylık bir kuşatmadan sonra ele geçirdi. Onun ölümünün (1065) ardından oğulları arasında baş gösteren taht kavgası süresince Muhammed kaybettiği toprakları geri alamadıysa da nisbeten istikrarlı bir dönem yaşadı ve Kastilya Krallığı'nın Endülüs topraklarını istilâ için yeniden harekete geçtiği 460 (1068) yılında vefat etti.

Muhammed el-Muzaffer, kumandanlığı ve idareciliğinden çok kültürel alandaki çalışmalarıyla tanınmıştır. Kaynaklarda belirtildiğine göre tarihe, dil ve edebiyata çok meraklıydı; ayrıca, "Şiiri Mütenebbî veya Maarrî'ninkine denk olmayanlar şiir söylemeyi bırakmalıdır" diyecek kadar iddialı bir şairdi. Çok zengin bir kütüphaneye sahipti. Kültür tarihiyle ilgili el-Muẓafferî denilen ve on, elli, hatta 100 cilt olduğu rivayet edilen bir de kitap kaleme almıştır. Endülüs'ün üstünlüklerine dair risâlelerde onun günümüze ulaşmayan bu eserine özellikle dikkat çekilmiştir. Ancak birçok önemli şahsın hal tercümesine, seçme edebî metinlere, nüktelere ve ilginç haberlere yer verdiği bilinen eserden muahhar kaynaklarda pek fazla iktibas yapılmamıştır. İbn Abdülber en-Nemerî Behcetü'l-mecâlis adlı eserini Muhammed el-Muzaffer'e ithaf etmiştir.

Kaynak: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

BİZE ULAŞIN
BİZE ULAŞIN