pastırma yazı yaşıyor

’ın son dönemdeki çıkışı ve haftaya damga vuran olaylar Serbest Kürsü’de mercek altında

Giriş Tarihi: 4.12.2019
Beşiktaş pastırma yazı yaşıyor

MURAT ÖZBOSTAN: Beşiktaş, büyük bir çıkışla Galatasaray, Trabzonspor ve F.Bahçe'yi geçerek 3.'lüğe yerleşti. Abdullah Avcı'nın istifası isteniyordu. Maçtan sonra ise tribünlere çağırılan bir hoca oldu. Gelinen süreci değerlendirir misiniz? Bu tabloda 4 büyüklerin şampiyonluk şansları ne?
FATİH DOĞAN: Beşiktaş'a ve Avcı'ya yargısız infaz yapıldı. Kendi değerlerini ortaya koymadan, futbol kariyeri 5 maç sonunda çöpe atıldı. Avcı, 5 maçta çöpe atılacak isim değildi ve öyle olmadığını gösterdi. Bu süreç sürpriz değil. Büyük takımların büyük refleksleri olur. Beşiktaş halen istenen seviyede oynamıyor. Avcı da şu anda şapkadan tavşan çıkarmıyor. Ama büyük transferler yapan, milyon Euro'lar harcayan rakiplerine göre başarılı. Avcı, değişime açık biri. Takıma göre, malzemeye göre, sisteme, oyun felsefesine yeni yorumlamalar getirdi. Bu yükseliş yönetim desteğiyle devam ederse daha da iyi noktalara çıkacaktır.
GÜRCAN BİLGİÇ: En büyük hatayı sıralamadaki yerleri işaret alırsak yaparız. Çünkü puanlar o kadar birbirine yakın ki iki hafta puan kaybeden onunculuğa yaklaşıyor. Avcı'yı tribünlere alkışlatan neden, ne yazık ki oynattığı oyun olmadı. Tabela ile yürüdü alkışların önüne. Halbuki takıma yeniden yapılanma için gelmişti. Bunu doğru anlatamadıkları için dün 'istifa' diye bağıranlar, bugün 'helal olsun' moduna geçiyorlar. Beşiktaş'ın sahadaki oyunu şampiyon olmasına yetmez. Ya kaliteyi biraz daha yükseltecekler ya da doğru oyuna geçecekler. Kayseri galibiyeti ile gelen bu durum 'pastırma yazı'dır. G.Saray'ın yenik duruma düştükten sonra gösterdiği reaksiyon önemliydi. Bu sezon ilk defa oldu. Fenerbahçe kendi kendini baskılıyor. VAR'dan şikâyet ediyorlar ama en önemli oyuncu da penaltıyı kötü atıyor.
LEVENT TÜZEMEN: İlk 6 hafta bittiğinde Beşiktaş tek galibiyetle 16. sıradaydı. Bu başarısızlığın nedeni, Avcı'nın Beşiktaş'a Başakşehir'in oynadığı oyunu kabul ettirmeye çalışmasıydı. Daha önce Avcı'yı uyarmış ve Şenol Güneş'in oyun modelini bu kadar kolay terk etmemesini söylemiştim. Avcı da son 7 haftada eğer 6 galibiyet, 1 beraberlik almış ise bu savunduğu sistemden geri adım atmasının belgesidir. Güneş döneminde görev yapan oyuncuların oyun hafızasına Beşiktaş geri dönünce galibiyet serisi geldi. Ayrıca Avcı, birçok kulübün yaratamadığı omurgayı Beşiktaş'ta buldu. Ljajic'e olan tepkisini geri çekti, Karuis ile başlayıp Vida ile devam eden, Elneny-Atiba ikilisiyle kelepçeye dönüşen, Ljajic'in aklını kullanan ve Burak'ın golcülüğüyle skoru bulan Beşiktaş, ligin en uyumlu omurgasına sahip. G.Saray, ezber bir kadroya ulaşamadığı için oyun istikrarını yakalayamadı. Ocak'ta Onyekuru transferini gerçekleştirir, golcüsü Falcao da dönerse yarışın favorilerinden biri olur. F.Bahçe'de oynayan oyuncu mutlu, oynamayanlar ise mutsuz. Yanal, yerli-yabancı arasında rekabeti yakalamalı.
BÜLENT TİMURLENK: Galatasaray derbisi keskin virajdı, ben Beşiktaş o maçı kazanırsa sonraki fikstürde seri galibiyetlerini bekliyordum. Seçim krizi, Burak'ın sakatlığı, Elneny'nin cezası, N'Koudou ve Diaby'nin uyum süreci Beşiktaş'ı fazlasıyla tökezletmişti. Son 4 haftadaki rakiplere bakarsanız hepsi sorunlu takımlar ama Avcı'nın takımı kazanma alışkanlığı edindi. Orhan Ak krizini aştılar, sakatlar geri döndü, Avcı'nın pas oyunuyla Beşiktaş takımının tutmayan kimyası için orta yolu buldular. Ligin ilk yarısının kalan haftalarında F.Bahçe, Trabzon ve G.Saray, Beşiktaş ve Sivas gibi en az 3 maçlık galibiyet serisi yakalayamazsa 2020'ye Beşiktaş avantajlı girer.



MİZAH BAZEN EN ETKİLİ ELEŞTİRİDİR
ÖZBOSTAN: Yine VAR ve hakem kararları çok tartışılıyor. F.Bahçe 'Çifte standartlar var' diyerek penaltı atışları için isyan etti. Trabzonspor ve G.Saray da memnun değil. Ayrıca birçok kulüp hesaplarından çizim ve çeşitli görüntüler yayınlayarak yayıncı kuruluşa ve TFF'ye gönderme yaptı. Ne diyorsunuz?
TÜZEMEN: Yayıncı kuruluş geçmişte kulüplere maç görüntülerinin özetlerini veriyordu. Birden bire bu izni iptal edip parasal bir mevzuat ortaya koymanın temeli, eleştirileri engellemektir. Çünkü yayıncı kuruluş bu kararı bence tek başına vermiyor, TFF kurullarını ve hakemlerini koruma adına görüntülerin verilmemesi konusuna destek çıkıyor. VAR'ın kararları eleştirilirse TFF, dolayısıyla MHK de ağır yıpranır. Yayıncı kuruluşun maç görüntülerini fahiş fiyatlarla satmasının altında da bu eleştirileri önlemek var. EURO 2020'ye gidiyoruz, çağ dışı bu tutum hiç yakışmıyor.
DOĞAN: F.Bahçe son eleştirilerinden dolayı haklı. Hakemler arasında farklı uygulamalar can yakıyor. MHK bir standart getirmeli. Ama şu ana kadar bu süreci iyi yönetmediler. Eğer düzelmezse MHK çok uzun ömürlü olmaz. Kulüplerin espri kabiliyetleri gelişiyor. Eskiden bu tür eleştirileri ağır sözlerle ve kamuoyu önünde yaparlardı. Şimdi ince göndermeler yapılıyor. Mizahı severim. İçinde bir hoşluk barındırır ve bazen en sert tepkiden bile daha etkili olur.
TİMURLENK: F.Bahçe'nin Malatya maçındaki tekrarlanmayan penaltıdan sonra, Göztepe'nin penaltısının tekrarlanmasına verdiği tepki doğal. Hakemlerin standardı yok. Trabzon'da Ömer Bayram'a kırmızı kart çıkabilir, Emre Mor'un pozisyonuna penaltı çalınabilirdi. VAR odasında kameraların görüntüleri anında teknik personelin önüne geliyor. Bu insanların teknik bilgisi ve maharetleri ana kumandadaki hakemin önüne pozisyonları saniyeler içinde getirmelerini gerektiriyor. Bizim ekranlarda gördüğümüzden daha fazla çekimleri o odanın içindekiler görüyorlar. Sorun, o kameraları izleyen teknik ekiple hakemler arasındaki koordinasyonsuzluk. MHK'nin VAR performansını artırabilmesi için emekli hakemlerden bir kadro kurması gerektiğine inanıyorum. Bu isimler sadece VAR odasında görev yaparak bir hafta sahada, bir hafta VAR odasında görev yapan aktif hakemlerin yüklerini sırtlarından alabilirler.
BİLGİÇ: Tek kelime ile rezalet. Pozisyonun grisi olur ama kuralın olmaz. Yayıncı kuruluş 47 penaltı atışının 31'inin tekrarlanması gerektiğini tespit etti. Bu kadar cesaretsiz ve basiretsiz hakemler ile doğru kararları bile tartışır hale geldik. Kulüplerin görselli veya krokili paylaşımı, aslında yayıncı kuruluşa yapılan atıf. Kimse görüntüleri kullanamıyor, pozisyonlar detaylandırılamıyor. Süper Lig resmen halktan saklanır hale getirildi. Şirket olarak bakıldığında haklı tarafları vardır, bilemem.



'NE VEREYİM ABİME' TUTUMU KULÜPLERİ YAKTI...
ÖZBOSTAN: Kulüplerin ekonomik yapılarının düzelmesi bir yana, git gide bataklığa sürükleniyor. Kayserispor'da Adebayor parasını alamadığı gerekçesiyle ayrıldı. Beşiktaş'ın divan kurulunda borçlar açık açık ortaya döküldü. Fenerbahçe'ye transfer yasağı gelebilir. Kulüpler iflas mı etti?
TİMURLENK: Yıllar önce bu sayfalarda 'Deniz bitti, bundan sonrası taşlı yol' dedikten sonra hâlâ yıllık 3-4 milyon Euro'dan kontratlar dağıtılıyordu. Gelir-gider dengesi hayatın her yerinde var. Ben cebimdeki kredi kartlarıyla bir yıllık dünya turuna çıkabilirim ama çıkmıyorum. Menajerler bazı kulüplerin sportif direktörü gibi. 'Ne vereyim abime' diye listeleri yönetimlerin önüne koyduklarında o yönetimler kadrolarını o menajerlere kurdurtmuş oluyorlar. Şampiyonlar Ligi geliri olmayan bir takımın Türkiye'de 30 milyonun üzerinde maaş bütçesiyle bir takım kurması iflas nedenidir. İtalya'da, İspanya'da orta sıra kulüplerin futbolcularına yıllık 300-400 bin Euro ödediğini elbette bu yönetimler de biliyorlar. Bizde bu rakamların iki katını bir sezonda bir maça çıkmayan üçüncü kaleciler bile alıyor.
DOĞAN: Sistem değişmediği müddetçe düzelme olmaz. Kulüplerimiz iflas etmiş durumda, bunu kabullendiler ama itiraf etmekten korkuyorlar. Battı balık yan gider, kulüplerin durumu bu.
BİLGİÇ: Gider çok ama gelir yok. Yöneticiler işi-gücü bıraktı, para bulmak için uğraşıyor. Bu arada bankalar ile anlaşırken alınan ön ödemeden kendi alacaklarını tahsil eden yönetici ve başkanlar olduğunu da öğrendik. Yani transferi yapıp havalarını atıyor, sonra da paralar ceplerine geri dönüyor. Yine samimiyeti savunacağım. Büyük takım taraftarları artık "istemekten" vazgeçip, yapılanma süreci için "vermeye" başlamalılar. Eğer bunu yapmazlarsa iki-üç sene sonra tutacakları bir takımları olmayabilir.
TÜZEMEN: Kulüpler ciddi krizdeler. Bankalar Birliği ile yapılan anlaşmalar inşallah kulüpleri hizaya sokar. Ama öncelikli görev TFF'ye düşüyor. Kulüplerin harcamalarını TFF yakından takip etmeli, gerekirse yetkileri içindeki cezaları vermelidir. Aksi halde batış engellenemez. Yani TFF gerekirse acı reçeteyi kulüplere uygulamalı.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Beşiktaş pastırma yazı yaşıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN