Bu kalp çarpıntısı başka yerde yok

, ve Tokyo maratonlarını koştum ama bunların hiçbirisinde ’nden geçerkenki kadar kalbim pırpır etmedi. Bir kıtadan bir kıtaya geçmek ayrı bir heyecan. Biz yaptığımız işi uzun vadeli ve kendi kendini büyüterek yapmayı seven bir şirketiz. Bağdaştırıcı gücü ve ortak payda potansiyeli yüksek olan başka bir spor alanı olursa ona da gireriz

Bu kalp çarpıntısı başka yerde yok
2012 yılından bu yana İstanbul Maratonu'na isim sponsorluğu yapan ve bu dev organizasyonun gelişmesinde ve dünyada duyulmasında büyük katkı sağlayan Vodafone, çok önemli bir sosyal sorumluluk projesine de imza atıyor. Her yıl ilginin katlanarak arttığı bir yarışın yanı sıra Türkiye'nin reklamında da önemli bir yer edinen Vodafone 40. İstanbul Maratonu öncesi Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel, SABAH'a konuştu. İstanbul'u diğer rakiplerinden ayıran özellikleri anlatan Süel, sorularımıza şu yanıtları verdi:

Vodafone, Türk sporunun birçok alanında yer alıyor, destek sağlıyor. Futbol, maraton ve Espor alanındaki yatırımlarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ticari ve teknolojik yatırım ve ürünlerimizin dışında ülkemizin insanlarının sosyal ihtiyaçlarına da cevap vermeye çalışıyoruz. Tüm dünyada olduğu gibi spor, insanları en kolay bir araya getiren, birleştiren, ortak kesişim noktası sağlayan bir alan. Spor branşlarından özellikle koşuya baktığınız zaman, aslında nüfusun çok büyük bir yüzdesinin katılabileceği, 7'den 70'e yapılabilecek bir spor. Geçenlerde Zeytinburnu'nda 10 km. yarışına katıldım, yanımda 84 yaşında bir amca koşuyordu. Dolayısıyla her yaştan insanın her zaman yapabileceği bir spor. Sporun ve koşunun bu bağdaştırıcı gücünü görünce, bizim de ülkedeki bu spor yatırımlarına bir katkımız olsun istedik. Özellikle İstanbul gibi bir şehrin markalaşmasında ve dünya tarafından tanınması açısından bizim de çorbada bir tuzumuz olmasını istedik.

2012 yılında İstanbul Maratonu'na isim sponsoru oldunuz. O günden bu yana İstanbul Maratonu'na olan ilgi ne şekilde değişti? Nasıl geri dönüşler aldınız?
Ben de bir koşucuyum. Uzun yıllardan beri sabah erken saatlerde koşan biriyim. Benim gözlemim, ülkede koşuya dair ilgi ve farkındalık arttı. Giderek artan koşucu sayısı var. Doğal olarak Vodafone İstanbul Maratonu'nun katılımcı sayısına yansıyor. Bu yıl 150 bin kişiyi maratona bekliyoruz. Yerli ve yabancı turist açısından hem İstanbul'a olan ilgi hem de koşuya dair bilinç ve farkındalığın artması otomatik olarak Vodafone 40. İstanbul Maratonu'na olan ilgiyi de artırdı. Bununla beraber halkın da desteği artıyor. Ben iyi bir maratonun olmazsa olmaz parçalarından birinin de halkın desteği olduğunu düşünüyorum.

Vodafone İstanbul Maratonu'nu dünyanın önde gelen maratonlarından ayıran özelliği, iki kıtada koşulan tek maraton olması. Yabancı ülkelerden gelen maraton sporcuları ve aynı zamanda katılımcılar için sizce İstanbul'u rakiplerinden ayıran özellikler nelerdir?
Özellikle yurt dışı yarışmalarına katılan sporcular yarış seçerken birkaç faktörü göz önünde bulundururlar. Bunlar hava koşulları, organizasyon kalitesi ve en önemlilerinden biri de koşu parkurunda karşı karşıya kalacağınız manzara. Ben New York, Londra ve Tokyo maratonlarını koştum ama bunların hiçbirisinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden geçerkenki kadar kalbim pırpır etmedi. Bir kıtadan bir kıtaya geçiyorsunuz binlerce kişiyle. Bunlar ayrı heyecan, çok büyük coşku. Sadece köprüde değil, köprüyü indikten sonra boğaz boyunca uzanan parkur, o da ayrı heyecan veriyor. Amcalar, teyzeler, bebek arabasıyla gelenler… Aslında insanların ne kadar şehri sahiplendiğini, koşu ve sporuna ilgi olduğunu da gösteriyor. O yüzden çok önemli bu organizasyonun ülkemize ve İstanbul'a katkısının artarak büyüyeceğine eminim. İnsanlar tuttukları takımların formalarını giyerek bir araya geliyor, birliktelik gösteriyor. Ne hikâyeler duyuyorsunuz ne insanlar tanıyorsunuz, güzel şeyler bunlar.

Geçen yıl 125 bin kişinin katılım gerçekleştirdiği bir maraton oldu. İnsanlar spor yaparken aynı zamanda güzel bir deneyim de yaşıyor ve birçok farklı kesim bir araya geliyor. Siz neler düşünüyorsunuz? Aynı zamanda gelecek yıllar adına katılımcı sayısında bir hedef var mı? Dünyada artan bir trend var. Bir amaç için koşmak. İlla bunu para toplayıp, bağış yapmak diye düşünmemek lazım. Ülkede bir sosyal ihtiyaca dikkat çekmek için de koşu sporunu yapmak güzel bir şey. Mesela ben Londra maratonunda bir çocuk derneği için koştum. Vodafone İstanbul Maratonu'nda çok sayıda Sivil Toplum Kuruluşu var, belirli sebepler için koşuyor. Hem toplumun bir konuda farkındalığını artırıyorsunuz hem de spor yapıyor, güzel vakit geçiriyorsunuz. Bunun artarak birleşmesi de koşuya olan ilgiyi yukarılara taşıyacak. Geleceğe dair hedeflerimiz her zaman var. Teknik hedefler arasında parkurun koşu kalitesini artırmak, parkurda verilen gıda, su, sağlık hizmetlerini artırarak organizasyon kalitesini üst plana çekmek, tanıtımı çok iyi yapmak var. İyi bir şey yapıyorsanız, tanıtımını da çok iyi yapmanız gerekiyor, hem yurt içinde hem yurt dışında. Orada Vodafone'un çok büyük katkısı oldu. İkincisi de yabancı turistlerin ülkeye cazibesi… Bu değişik faktörler için bazı seneler çok yüksek oluyor, bazı seneler de düşük oluyor. İstanbul'un maratondan bağımsız turizm cazibe potansiyeli arttığı zaman o otomatikman maratona da yansır.

Vodafone olarak İstanbul Maratonu'na aylar öncesinden hazırlıklar yapmaya başladınız. Bunlardan bahsedebilir misiniz?
Aylar öncesinden bir plan yapıp karar vermek gerekiyor. Beslenme ve sağlık açısından hazırlık yapmak gerek. Maratona hazırlık için iki tane kamp yaptık. Biri Büyükada'daydı. Uzmanlar tarafından beslenme, antrenman, sakatlık riski ve bilinç konusunda yapılması gerekenlere ilişkin tam günlük bir seminer yaptık. Bir de Vodafone Park'ta 1560 metrelik sembolik bir koşu yaptık. Orada da maraton hazırlıklarımız oldu.

Çeşitli alanlarda spora yatırımlarınız var. Gelecek yıllarda farklı spor alanlarında da yer almayı planlıyor musunuz?
Biz yaptığımız işi uzun vadeli ve kendi kendini büyüterek yapmayı seven bir şirketiz. Bağdaştırıcı gücü ve ortak payda potansiyeli yüksek olan alanlara devam etmek istiyoruz. Eğer bu değerleri yakalayacağımız başka spor alanı olursa ona da gireriz.

Beşiktaş ile Vodafone Park'ın temeli atılmadan önce başlayan bir sponsorluk ilişkiniz var. Siz bu anlaşmanızdan ne gibi deneyimler elde ettiniz?
Beşiktaş ile olan yatırımlarımız, örnek ve kendi alanında ilk. Beşiktaş Kulübü ile daha İnönü Stadı yıkılmadan önce oturduk. Çok önemli bir iş birliği oldu. Hem onların stadı hayata geçirmesi için büyük destek olduk hem de uzun vadeli bir anlaşma oldu. Biz olaya sadece formaya ya da stadyumun ismine sponsor olmak diye bakmıyoruz. Beraber yapıp, beraber büyüme olanağı olarak görüyoruz. Biz Beşiktaş ile olan sponsorluğumuz için çok olumlu şeyler düşünüyoruz. Başka kulübün taraftarları gelip, spor için çok iyi bir şey yaptınız diyor. Bunu eğer başka kulübün taraftarları diyorsa demek ki doğru bir iş yaptık, dolayısıyla bizim yaptığımız işin böyle bir tat bırakması lazım. Yoksa bir isimle bir kulübü yan yana getirmek değil olay. Bu ikisinin toplamından daha büyük bir şey çıkarmak. Beşiktaş'ta onu yaşadık. Beşiktaş ve Vodafone ismi ayrı ayrı iki parçanın toplamından daha büyük bir şey ortaya çıkardı.

Vodafone İstanbul Maratonu her yıl kendini daha da geliştirerek devam ediyor. Bu yıl ne gibi yenilikler olacak?
Bu yılki sloganımız "Sağlık İçin Koş" hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için koşu çok önemli. Tabii teknoloji devamlı ilerliyor. İnsanlar yarışta koşsun ya da koşmasın Vodafone uygulaması üzerinden, sosyal medya kanallarıyla takip edip, duyurabilecek. Bu yıl maraton takımı oluşturduk, Kerem Tunçeri, Kerem Gönlüm, Merve Oflaz ve Kubilay Aka orada olacak.

Ülkemizin kalkınması ve gelecek nesiller adına sporun önemini nasıl görüyorsunuz?
Spor sadece spor değil, sosyal bir olay. Bir ülkenin dünyada insanların aklında ve kalbinde yer edinmesini sağlayacak çok önemli bir faktör. Ben 2002 Dünya Kupası'nda üçüncü olana kadar yurt dışı seyahatlerimde Türkiye'yi tanımayan insanlar görüyordum. Şimdi ise bir taksiye biniyorum, siz bir kez Dünya, bir de Avrupa 3.'sü oldunuz diyorlar. Bir sporcumuz Olimpiyat şampiyonu oluyor, onu tanıyorlar. İşte bu bağdaştırıcı gücün toplumun odağında olması ve ülkenin bu konuda başarılar elde etmesi, sporcular yetiştirilmesi ve bunu yetiştirirken hem fiziksel hem de psikolojik sağlığa katkıda bulunması, kalkınmanın gizli itici gücü.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bu kalp çarpıntısı başka yerde yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN