Romantik Roma'da bir gün

Giriş Tarihi: 3.12.2014
Romantik Roma'da bir gün

Güzel İtalya'nın güzel başkenti Roma'nın yeri ayrıdır. Bir açık hava müzesidir Roma aslında. Sanatı damarlarınızda hissedeceğiniz, İtalyan mutfağının en güzel örneklerini tadacağınız bu romantik şehri hâlâ görmediyseniz, ne yapın edin yolunuzu düşürün

Bugün sizleri güzel şehrim Roma'da fantastik bir yolculuğa çıkarmaya karar verdim! Yedi kralların ve yedi tepelerin ebedi şehri olan Roma, güzel İtalya'mızın da başkenti. Bu olağanüstü turistik geziyi yapmak için bugün sizler için turist gibi davranacağım (veya turist rehberi olarak, seçim sizin). Gözlerimi kapayarak yürümeye başlıyorum. Arka planda bana Antonello Venditti'nin muhteşem Quanto sei bella Roma/ Ne kadar güzelsin Roma şarkısı eşlik ediyor ve yolculuk başlıyor! Minik turuma İspanya Meydanı'ndan başlıyorum. Bu meydan Trinita dei Monti Kilisesi'nin yanında bulunan İspanyol Merdivenleri'yle birlikte Roma'nın en ünlü meydanlarından biri. Yolculuğuma devam ederken, Antik Roma'nın tüm tanrılarına adanmış olan Pantheon Tapınağı'nda duruyorum. Bu tapınak, geçirdiği iki yangından sonra İmparator Hadrianus tarafından M.Ö. 118 ve 128 yılları arasında yeniden inşa edilmiş. Daha sonra, Romalıların sempatik bir biçimde Rotonna veya Ritonna olarak adlandırdıkları bir bina görüyorum. VII. yüzyılın başında bir Hıristiyan bazilikası haline dönüştürülen bu bina, Roma'nın en çarpıcı yapılarından biri. Yolculuğuma devam ederken, inanılmaz güzellikteki Navona Meydanı'nda kendimi buluyorum. Açık havada faaliyet gösteren birçok kahvehane ile çevrilmiş, Roma gece hayatının ve çok sayıda yabancıların buluştuğu bir nokta olan bu meydan, hiç şüphesiz Roma'nın en zarif ve en canlı meydanlarından biri. Domitian Stadyumu'nun kalıntıları üzerine kurulan bu meydan, antik dönemde atletizm yarışlarının ve çeşitli yarışmaların yapıldığı bir yer olarak kullanılmış. Günümüzde ise, olağanüstü yeteneklere sahip olan ve birkaç dakika içerisinde sanatlarını en etkileyici biçimde icra eden sokak sanatçılarıyla dolup taşıyor. Özellikle yeni yıl tatili döneminde, bu meydan büyülü bir atmosfere bürünür. Burada olup da büyük bir sevinç hissetmemek neredeyse imkânsız!

AŞK ARAYANLARA AŞK ÇEŞMESİ

Yürümeye devam ettiğimde kendimi Via del Corso Caddesi'nde bulluyorum. Bu cadde, Venedik Meydanı'nı Halk Meydanı, yani Piazza del Popolo ile bağlayan, Roma merkezinin en ünlü tarihi caddesi. Cadde, 19. yüzyıldan 17. yüzyıla ve Barok tarzına kadar çeşitli stillerle yapılmış saray ve kiliselerle dolu. Cadde üzerinde, İtalya ve Roma sinemasının simgelerden biri olan ünlü Romalı aktör Alberto Sordi'ye adanmış galerinin bulunduğu Sütun Meydanı (Piazza Colonna) bulunuyor. Büyük ilgi çeken bu cadde, şimdiye dek aralarında yazarlar, romancılar, sanatçılar bulunan birçok önemli kişiye ev sahipliği yapmış. Caddenin barındırdığı tüm olağanüstü güzellikleri görmeniz koca bir gününüzü alabilir. Turistik gezimi Piazza del Corso'nun ünlü Trevi Çeşmesi'ne (Fontana di Trevi) doğru taşıyorum. Bu çeşme, Vacanze Romane/Roma Tatili filmi sayesinde tüm dünyada tanınıyor. Rokoko mimarisine sahip olan bu ünlü çeşmenin yapımına, 1732 yılında Nicola Salvi tarafından başlanmış ancak 1762 yılında Giuseppe Pannini tarafından bitirilmiş. Roma'nın en eski su kemerlerinden biri tarafından beslenen anıt, deniz atlarının ve tritonların çektiği kabuk şeklinde bir araba üzerinde bulunuyor ve okyanusu temsil ediyor. Efsaneye göre, Edebi Şehrin dileğinizi yerine getirmesi için çeşme içine bozuk para atılması gerekiyor. Eğer büyük bir aşk, belki İtalyan bir sevgili arıyorsanız, onunla pek yakında evlenebilmek için üç bozuk para atmanız gerekebilir. Trevi Çeşmesi özellikle 40'lı ve 70'li yıllar arasında birçok filmin arka planı olmuş durumda. Fellini'nin La Dolce Vita/Tatlı Hayat filminde yer alan, güzeller güzeli Anita Ekberg'in giysileriyle çeşmede yıkandığı ve Marcello Mastroianni'yi de yanına çağırdığı o ünlü sahneyi unutmak bugün bile mümkün değil. Büyüleyici çeşmeden uzaklaşarak Roma'yı belki de en çok temsil eden anıtın önünde kendimi buluyorum. O anıtın adı, Colosseum. Roma şehrinin merkezinde bulunan (önceleri Flavius Amfitiyatrosu olarak da bilinen) dünyanın en büyük amfitiyatrosundan bahsediyorum. 50- 70 bin kişilik kapasitesi olan bu muazzam eserin yapımı, Vespasiano tarafından M.S. 72 yılında başlatılmış ve Tito tarafından 80 yılında tamamlanmış. Amfitiyatro, gladyatör yarışmalarına ve diğer halk etkinliklerine ev sahipliği yapmak için kullanılmış. Yapı, imparatorluk döneminin mimari tarzını mükemmel bir şekilde temsil ediyor. Ancak ne yazık ki bugün yalnızca bir parçası ayakta kalmış ve sürekli restorasyonlar gerektiren bir halde. 1980 yılında Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilen bu tarihi yapı günümüzde UNESCO'nun koruması altında.

LEZZET NOKTALARINI ES GEÇMEYİN
Yolculuğumu, ünlü Roma Forumu'nda, İtalyanca adıyla Fori Imperiali'de tamamlıyorum. Adeta antik Roma'nın halen atan kalbi olduğunu göstermek isteyen bu yapı, M.Ö. 46-M.S. 113 yılları arasında imparatorlar şehrinin kalbine inşa edilen bir dizi anıtsal meydandan oluşuyor. Bu harikulade şehir turundan sonra şimdi de yemek zamanı. Peki birbirinden özel geleneksel Roma yemeklerini nerede yiyebiliriz? Via della Scrofa Caddesi üzerinde bulunan Alfredo alla Scrofa restoranında ünlü fettuccine'lerin tadına bakmadan Roma'dan gitmek olmaz. Trastevere'nin kalbinde bulunan ve Roma mutfağını kaliteli şaraplar ve canlı müzik eşliğinde tadabileceğiniz Meo Pataccaya da uğramanızı öneririm. Ya da iyi bir pizza için, Via Campagna caddesinde bulunan Il Pomodorino'ya gidebilirsiniz. Böylece güzel Roma gezimin sonuna geliyorum ve arka planda Aziz Peter Kubbesi'nin olduğu bu güzel günbatımının keyfini çıkarıyorum.

HİKMET ERASLAN

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Romantik Roma'da bir gün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN