Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bi koşu

Görenin hayran olduğu, kısa seyahatlerin vazgeçilmez yeri geçen hafta bir maratona evsahipliği yaptı. Adidas Bozcaada Maratonu adayı adeta festival alanına çevirdi. İşte festival tadındaki maratondan geriye kalanlar

Giriş Tarihi: 26.5.2019
Bi koşu Bozcaada

Bir adaya seyahat etmek sadece ana karadan kopmak değil, bir yandan da gerçekliğini geride bırakmak gibi sanki. Elbette her tatil, günlük koşuşturmalar, telaşlar, gereksiz kaygılardan uzaklaşmak için birer fırsat ama bunu bir adada yapıyor olmak bambaşka bir his. Ada insanları daha sevecen, daha sıcak, daha dost. Bizleri kendi küçük dünyalarına konuk olmuş birer misafir olarak görüyorlar. Bu yüzden sanki evlerine konuk olmuşuz gibi içtenlikle ağırlıyorlar.

En azından benim iki gün geçirdiğim Bozcaada'da hissettiklerim bunlardı. Hayatında ilk kez Bozcaada'ya giden birinin, bu duyguyla ilk kez tanışmış olmasının abartılı heyecanı da olabilir bu cümleler. Ama sonuçta orada geçirdiğim iki gün, yeni keşfettiğim bu özel yere dair hislerim hiç bitmesin istedim... Bozcaada her yıl mutlaka gidilmesi gereken yerler listeme girdi bile... Aslında epey tempolu bir seyahat planıydı içine dahil olduğum. Bir maratona davetliydim! Koşmasam da hızlı hızlı yürürüm diyerek kabul ettim gelen bu tatlı daveti. Tam 1200 sporcunun katıldığı festival tadında bir etkinlikti adidas Bozcaada Yarı Maratonu... Maraton, #recoderunning teması ve çevre mesajlarıyla Bozcaada'nın doğal güzelliği içerisinde zorlu bir parkurda gerçekleştirildi.

Koşunun detaylarını uzun uzun anlatacağım ama önce Bozcaada'yı bende yarattığı hisle tarif etmem şart. Haritaya bakıp da İstanbul'dan şıp diye gideriz diye düşünmeyin. Güzel şeylere ulaşmak kolay değil, biraz meşakkatli. Uzun bir karayolu, ardından iki feribot yolculuğunu göze alacaksınız. Belki de bu ada, sadece onun nazını çekeceklere kucak açıyordur, kimbilir? Küçük bir tüyo verebilirim bu noktada, eğer sadece birkaç geceliğine Bozcaada'ya gidiyorsanız arabanız Bozcaada'da çok da bir işe yaramayacak. Çünkü otopark sorun, merkezde bazı sokaklara arabayla girilmesi yasak, dönüş sırasında feribot kuyruğu çilesi de cabası... Bu yüzden arabanızı Geyikli'de otoparka bırakıp, feribotla adaya ulaşmanız en ideali... "Adayı nasıl gezeceğiz?" diyorsanız, hepsini tek tek anlatacağım, biraz sabır...

Bozcaada'nın en güzel özelliği, feribottan iner inmez adanın kucağında olmanız. Elinizde ufak olması tercih sebebi olan valizinizle küçük bir kafeye girip yorgunluk kahvenizi içebilirsiniz ya da ara sokaklara dalıp bir balık restoranında otelinize yerleşmeden karnınızı doyurabilirsiniz. Tüm bunlar için soyunup dökünmeye gerek bile yok. Ada rahat, siz de rahat olun... Bozcaada'ya çılgın bir eğlence için geliyorsanız, hemen geri dönün. Burası daha ziyade chillout takılanların yeri. Hatta Bozcaada kitlesinin şöyle bir alışkanlığı var; üç gün Bozcaada, üç gün Alaçatı... Tahmin edersiniz ki Bozcada bu tatil planının dinlenme bölümüne hitap ediyor. Deniz, güzel bir konaklama, akşam yemeği, sonra yine otel, sonra yine deniz... Döngü böyle. 30 yaş üzerinin tercih ettiği bir yer Bozcaada. Öğrenciler pek tercih etmiyor çünkü otel fiyatları, gecelik 450 TL civarında.



SOKAKLARDA KAYBOLMAK ADETTEN

Bozacada merkezde iki mahalle var; feribottan çıktığınız ana yolun üstü Rum mahallesi, aşağısı Türk mahallesi. Her birinin kendine özgü bir mimarisi var ve hemen fark ediliyor. Her yeri yürüyerek keşfetmek şart. Rum evleri, Rum kapıları önünde fotoğraf çektirmek, sokaklar arasında kaybolmak adetten. Adanın tarihi hakkında bilgi sahibi olmak, eski fotoğraflar arasında kaybolmak istiyorsanız, merkezdeki Bozcaada Müzesi'ni gezmenizi öneririm. Müzenin kurucusu Hakan Gürüney adalı bir koleksiyoner. Elindeki her şeyi yıllar önce yanan sonra renove edilen bir binada sergiliyor. Bozcaada'nın güzelliklerinin yanı sıra insanın içini buran bir de gerçeği var; adada neredeyse hiç Rum kalmamış. Toplasanız 10 kişi ya yaşıyor, ya yaşamıyor. O yüzden kilise aktif değil, Gökçeada papazı gerekli durumlarda geliyor buraya. Bozcaada'nın üzüm bağları meşhur. Bağ evleri, üzümlerinin tadına doyulmuyor, özellikle Çavuş üzümüne... Ve Bozcaada rüzgarıyla meşhur. Her zaman Kuzey rüzgarı etkisi altında. Bu rüzgar insanın içini ferahlatan bir havayı da beraberinde getiriyor. Deniz soğuk! Adada beach club yok. 'Açılır kapanır sandalyeni, masanı al, havlunu ser, kumsala uzan' yöntemi uygulanıyor. Tüm koylar herkesin. Bir tek Ayazma Plajı cüzi bir ücret alıyor. Neco. Ataol Beach kuzeye açık oldukları için dalgalı olabilir, güneye gittiğinizde pek plaj yok; Ayazma ve Mitos seçenekleri haricinde...



GÜN BATIMI POLENTE'DE

Türkiye'nin en güzel gün batımı keyfi Bozcaada'da yaşanıyor. Gün batımı manzarası için adanın en batısına gitmeniz gerekiyor. Polente denen noktada, akşam saatleri olduğunda yer bulmak neredeyse imkansız. Sandalyesini kapan, içeceklerini alan manzarayı izlemeye geliyor. Ben gittiğimde iki evlenme teklifine şahit oldum, o kadar romantik anlayacağınız... Adanın son dönemdeki en güzel alışkanlıklarından biri ATV. Adaya araba getirmenin gereksiz olduğuna uyanan herkes, birer ATV kiralayıp adayı turluyor. Biz Güney Rent A Car'dan kiraladık araçlarımızı. Ada rüzgarında yol almanın keyfini kelimelerle anlatmam mümkün değil. Adada mutlaka yapılması gerekenlerin başında benim için bu geliyor.



EVİNDE GİBİ HİSSET
Nevreste Bozcaada'nın en güzel restoranlarından biri. Mezeleri ve tabii ki tatlı sahibeleri Nevreste ve kızı Orkide, bu mekanı şahane kılan unsurlardan. Mutlaka bir akşam yemeği yiyin, benden de selam söyleyin.
Simyon, adanın meşhur restoranlarından biri. Tüm ada restoranları gibi sokaktaki masaları ve samimi ortamıyla öne çıkıyor.
Kaş'ta Mavi neyse, Bozcaada'da da Polente Bar o... Olmazsa olmaz. Burada müzik erken bitiyor. Üzülmeyin, biraz yürüyüp Salhane Bar'a uğrayın. Pişman olmazsınız.
Otel Sardunya çok sıcak ve şık bir otel. Sahibi Murat da bir adalı. Annesi Fatma teyzenin reçellerini kesinlikle deneyin. Evreka da bir o kadar tarz bir otel...
"Adaya gelip pizza mı yenir?" demeyin, Teyyare Pizza'ya mutlaka uğrayın.



DOĞAL GÜZELLİKLERİYLE EŞSİZ PARKUR
Gelelim Bozcaada'ya geliş nedenimize... adidas Bozcaada Yarı Maratonu ve 10K Koşusu, doğal güzellikleri ve bahar atmosferi ile gerçekten bir sporcunun unutamayacağı bir deneyimdi. Engebe ve yükseltileriyle zorlu bir parkur ama sporcuların kendilerini test edebilmeleri ve sınırlarını zorlamaları açısından mükemmel. Bozcaada Cumhuriyet Meydanı'ndan başlayarak Tekirbahçe yönüne doğru devam eden Adidas 21K koşusu Akvaryum Koyu, Mermer Burnu, Güvercin Koyu, Ayazma Plajı istikametinde bir tarafı deniz olan benzersiz bir parkurda yapıldı. 10K koşusunda ise, Bozcaada Cumhuriyet Meydanı'ndan start alarak Tekirbahçe yönüne doğru ilerleyip Akvaryum Koyu'na varmadan 4,5 kilometre geri dönülerek Cumhuriyet Meydanı'nda finişe varıldı.



PAKİZE İÇİN

21K ve 10K koşularının öncesinde çocukların katılımıyla minikler koşusu yapılırken sürdürülebilir bir çevreye ve birlikte yaşadığımız canlılara saygıya davet eden maratonda Bozcaada'nın meşhur güzel köpeği Pakize'nin önderliğinde sokak hayvanları için de bir koşu düzenlendi. Pakize gölgede yatmayı tercih ederken dostları ve sahipleri meydandan start alan kısa bir parkurda anlamlı bu koşuya katıldı. Birlikte yaşadığımız canlılara saygıya davet eden bu etkinlik ile Bozcaada'daki hayvan barınağına bağış yapıldı.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bi koşu Bozcaada
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN