Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Prag’da inecek var

Tarih, edebiyat ve leziz yemekler... Üstelik pek çok Avrupa şehrinden daha ekonomik. Kasım ayında bir başka ama sokakta yeni yıla girmek için de ideal. Şimdiden rezervasyonlarınızı yaptırın

Giriş Tarihi: 3.11.2019
Prag’da inecek var

Tamam kötü bir espri gibi ama ne zaman biri "Prag" dese "Nerede Prag beni orada bırak" demeden kendimi alamıyorum. Çünkü beni tanıyanlar bilir, ben Orta Avrupa'yı ve özellikle de Prag'ı çok seviyorum. Örneğin bir Budapeşte seyahatim mi var, hemen tren biletimi alıp programa Prag'ı da ekliyorum. Ya da Viyana, Dresden... Genç yaşlarımda tam bir Güney Avrupa aşığı iken büyüdükçe rotayı Orta Avrupa'ya kırdım. Sanırım daha romantik geliyor. Örneğin 2019'u Prag'ın meşhur Charles (Karl) Köprüsü'nde karşıladım. Elbette yüzlerce insanla birlikte... Belki de hayatımda geçirdiğim en güzel yılbaşıydı diyebilirim. Yılbaşı rotası arıyorsanız şimdiden Prag'ı listenize alın.

Bu arada yeni yıl seyahatime Berlin'de başladım. Ardından trenle Prag'a geçtim. Yolculuk yaklaşık iki-üç saat sürüyor. Yol boyu manzara ise enfes. Zaten Avrupa'da tren yolculuğunu çok seviyorum. Neyse sözü daha fazla uzatmayayım ve Prag'da dolu dolu bir tatil için yapmanız gerekenleri anlatmaya başlayayım. Neden mi Prag'a gitmeli?.. "Ekonomik olması önemli" diyorsanız pek çok Avrupa şehrine göre daha hesaplı olduğu kesin. Üstelik hem tarih var hem lezzetli yemekler hem de aşk... Bildiğiniz aşk kokuyor bu sokaklar... Bir de edebiyat... Sonuçta Kafka'nın şehrindeyiz. İndiğiniz havalimanının adı bile Vaclav Havel. Havel, eski bir yazar, ülkeninde eski cumhurbaşkanı. Daha havalimanında bile buram buram tarih ve edebiyat kokuyor burası. Havalimanından otele raylı sistemle gitmeyi tercih edebilirsiniz. Bunun nedeni taksilerin pahalı olması değil. Sovyet rejiminden kalan raylı sistemi görme fikri kulağa hoş geliyor. Zaman zaman hızlanıyor, bazen epey yavaşlıyor. Ama baştan sona Prag turunu bu şekilde halletmiş oluyorsunuz.



GEZMEYE BAŞLAYALIM

Şehir Vltava nehrinin iki yakasına kurulmuş. Kiliselerinin çokluğu nedeniyle 100 Kuleli Şehir olarak da geçiyor. II. Dünya Savaşı sırasında çok darbe almamış, sadece bir bomba ile kurtulmuş bir yer. Bu yüzden de tarihi mimarisi korunmuş. Zaten Arnavut kaldırımlı sokaklarında attığınız her adımda bu tarihi hissediyorsunuz. Gotik, Rönesans, barok, kübist... Her türlü tarzda mimariyi bizzat yakından inceleyebiliyorsunuz. Bunun için sanat tarihi uzmanı ya da mimar olmaya da gerek yok. Bu binaları sadece seyretmek bile yetiyor insana, ruhunu doyuruyor...

UYGUN FİYAT, LEZİZ YEMEKLER

Biraz da yemek zamanı. Prag'da leziz yemekler son derece uygun fiyatlı. Elbette sükseli ve biraz da bütçeli yerleri de yok değil.
La Finestra: Şahsen dünyada gitmekten en zevk aldığım İtalyan restoranı. Hemen yan tarafında şarküteri bölümü de var. Midye, ahtapot, kalamarla servis ettikleri buğulama balık tabakları enfes. Ama iki kişilik. Dekorasyonu şık ama sade. Keşke bizde de olsa dedirten cinsten.
George Prime Steak House: Paris'te de bir şubesi var. İlk wagyu steak'i burada tattım. Hatta küçük bir de tavsiye: Wagyu eti az pişmiş yemeyin. Çok yağlı olduğu için ağzınızda sadece yağ çiğniyor gibi oluyorsunuz. Ama etleri, tatlıları ve kokteylleri efsane.
Kampa Park: Prag'ın popüler mekanları listesinde. Gerek konumu gerek menüsü ile bunu hak ediyor. Ama paranızı boşa harcamayın. Çünkü özel bir durumunuz yok ise Kampa Park'ta fazla paralar harcayıp yemek yemeye değmiyor.



HIZLANDIRILMIŞ TUR
Gelelim hızlandırılmış Prag turuna...
Gezmeniz gereken tarihi yapılara, deneyimlemeniz gereken tatlara...
İşte Prag'da yapmadan dönmemeniz gerekenler listesi:
Prag Kalesi: Prag Kalesi'nin içi pek çok müze ve katedrale de ev sahipliği yapıyor. Burası Guinness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın en büyük antik kalesi. 570 metre uzunluğunda ve 130 metre genişliğinde. Kalenin tarihi 9. yüzyıla kadar uzanıyor. İçeride 10'dan fazla gezilecek müze ve yapı olduğu için buraya fazla vakit ayırmanızı öneririm.
Tabii tarih sevdalısıysanız...
Eski Kraliyet Sarayı (Old Royal Palace):
Prag Kalesi içerisinde yer alan ve yapımı 9. yüzyıla dayanan başka bir yapı. Özelliği ise tarih boyunca kralların burada ikamet etmesi. İçerisinde pek çok ihtişam barındırıyor ve kesinlikle kısa da olsa bir turu hak ediyor.
Franz Kafka Müzesi: Neredeyse her Prag seyahatimde uğradığım bir müze burası...
Merkezi konumu da müzeyi ziyaret edilecekler listesinde üst sıralara taşıyor. Gerçi edebiyat meraklılarının ve Kafkaseverlerin mutlaka görmeleri gereken bir yer. Şehrin, yazar üstündeki etkisini müzeyi gezince çok daha iyi anlıyorsunuz. Yazarın tasvirlerine daha bir anlam katıp Prag'a farklı bir gözle bakıyorsunuz. Müze kadar sanat eserlerinin yer aldığı bahçesi de etkileyici.

Prag Ulusal Müzesi ve Opera Binası:
Şehir merkezinden yaklaşık 20 dakika mesafede.
Sanat düşkünü değilseniz merkezde takılabilirsiniz.
Ama sanatla yatıp kalkanlardansanız mutlaka burayı görmelisiniz. 19. yüzyılın başlarında inşa edilmiş.
Geçmişten bugüne Prag tarihine ışık tutan ve tarihi eserler bulunduran bir müze burası.
John Lennon Duvarı: Şans eseri gittiğimiz bir yer... Üstelik sonradan öğreniyoruz ki John Lennon şehri hiç ziyaret etmemiş. Peki ama onun ve Beatles grubunun şarkılarından oluşan bu duvar neden yapılmış? 80'li yıllarda Orta ve Batı Avrupa'da pop müziği yasaklanıyor.
Bu coğrafyalarda John Lennon'ın özgürlük şarkılarını dinleyen gençler de onu kahraman olarak görmeye başlıyor.
1980 yılında öldürülmesinden sonra da sembol haline geliyor. Resimleri ve tasvirleri yapılmaya başlanıyor. İşte John Lennon Duvarı da bu gençlerin yaptıkları resimler ve graffitiler sonucu ortaya çıkıyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Prag’da inecek var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz
BİZE ULAŞIN